Ara POMEM ve PMYO Self Mutilasyon ve Kendine Zarar Verme Nedeniyle Elenme ve İptal Davası - Ulus

POMEM ve PMYO Self Mutilasyon ve Kendine Zarar Verme Nedeniyle Elenme ve İptal Davası

  • Anasayfa
  • İdare Hukuku
  • POMEM ve PMYO Self Mutilasyon ve Kendine Zarar Verme Nedeniyle Elenme ve İptal Davası

Geçmişinde kendine zarar verme davranışı bulunan veya vücudunda bu davranışlara ait izler taşıyan polis adayları, sağlık kurulu sürecinde hem psikiyatri hem de dermatoloji muayenesinde tespit edilebilecek bir elenme gerekçesiyle karşı karşıyadır. Self mutilasyon yani bireyin kendine kasıtlı olarak fiziksel zarar vermesi, ergenlik döneminde yaşanan duygusal zorlukların bir yansıması olarak ortaya çıkabilmekte ve pek çok birey bu dönemi geride bırakarak yetişkinlik hayatına sağlıklı bir şekilde devam etmektedir. Ancak Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği bu davranışı ve davranışa ait kalıcı izleri ruh sağlığı branşında ayrı maddeler halinde düzenlemiş olup sağlık kurulundaki değerlendirme yalnızca adayın mevcut ruhsal durumuyla sınırlı kalmayıp fiziksel bulgulara da dayanmaktadır. Bu hükümler POMEM ve PMYO ile birlikte PAEM ve İFG adayları için de aynı şekilde geçerlidir.

Self mutilasyon konusunu yönetmelik açısından hassas kılan en önemli unsur, bu davranışın farklı psikiyatrik tablolarla ilişkilendirilebilmesi ve her bir tablonun yönetmelikte farklı bir dilimde yer almasıdır. Kendine zarar verme davranışı tek başına bir tanı olmayıp depresyon, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu, borderline kişilik bozukluğu veya dürtü kontrol bozukluğu gibi farklı psikiyatrik durumların bir belirtisi olarak ortaya çıkabilmektedir. Sağlık kurulunun bu davranışın arkasındaki psikiyatrik tabloyu doğru tespit etmesi adayın hangi dilim kapsamında değerlendirileceğini ve dolayısıyla hukuki sürecin yönünü doğrudan belirlemektedir. Emniyet teşkilatı bünyesinde verilen elenme kararı doğrudan ilişik kesme olarak uygulandığından bu ayrımların adaylar tarafından önceden bilinmesi hayati önem taşımaktadır.

Self Mutilasyon Yönetmelikte Nasıl Tanımlanır?

Yönetmeliğin EK-3 Bölüm 11 ruh sağlığı ve hastalıkları branşında self mutilasyon ve kendine zarar verme iki ayrı maddede ele alınmıştır. B Dilimi (4). maddesi kendine zarar verme girişimini düzenlemekte ve bu maddeye önemli bir parantez içi açıklama eklenmiştir. Bu açıklamaya göre kendine zarar verme girişiminin mevcudiyetinde ayırıcı tanıda yıkıcı davranım, dürtü kontrol ve davranım bozukluğu açısından değerlendirme yapılmalıdır. Yıkıcı davranım, dürtü kontrol ve davranım bozukluğu tespit edilmesi halinde adayın durumu D dilimi kapsamında değerlendirilmektedir. B Dilimi (5). maddesi ise self mutilasyonu yani kendine zarar verme girişimini ve self mutilasyon davranışlarına ait skarları ayrıca öğrenciliğe engel olarak saymıştır. Bu iki maddenin birlikte okunmasından anlaşılan, hem davranışın kendisinin hem de davranışın bıraktığı fiziksel izlerin bağımsız birer elenme gerekçesi oluşturduğudur.

Yönetmelikteki bu düzenlemeyi daha da kritik kılan husus intihar girişimi ile self mutilasyon arasındaki ayrımdır. İntihar girişimi D Dilimi (8). maddesinde düzenlenmiş olup D dilimindeki tanılar için süre ayrımı uygulanmamakta ve tanı ne zaman konulmuş olursa olsun öğrenciliğe kalıcı engel oluşturmaktadır. Ayrıca A diliminde de adayın geçmişinde intihar girişimi bulunmaması açık bir koşul olarak belirtilmiştir. Self mutilasyon ise B diliminde yer almakta ve son iki yıl kuralının kapsamına girmektedir. Ancak bu ayrımın pratikte doğru yapılması her zaman kolay olmamaktadır. Sağlık kurulundaki psikiyatri uzmanının adayın geçmiş kayıtlarında veya beyanlarında yer alan kendine zarar verme davranışını intihar amacı taşıyıp taşımadığı açısından değerlendirmesi gerekmektedir. Kendine zarar vermenin duygusal acıyı hafifletme, öfkeyi dışa vurma veya kontrolü yeniden kazanma gibi intihar dışı motivasyonlarla gerçekleştirildiğinin tespiti adayın B dilimi kapsamında değerlendirilmesini sağlarken intihar amacının varlığının belirlenmesi durumu doğrudan D dilimine taşımaktadır.

Kendine Zarar Verme Skarları Sağlık Kurulunda Nasıl Değerlendirilir?

Self mutilasyon davranışlarına ait skarların yönetmelikteki ayrı bir kalem olarak düzenlenmesi, adayın davranışı yıllar önce bırakmış olsa bile vücudundaki fiziksel izlerin bağımsız bir elenme gerekçesi oluşturmasına neden olmaktadır. Sağlık kurulunda psikiyatri muayenesi sırasında veya dermatoloji muayenesinde adayın kollarında, bacaklarında veya vücudunun diğer bölgelerinde kesici aletle oluşturulmuş paralel çizgisel skarlar, sigara yanığı izleri veya benzeri kalıcı izler tespit edildiğinde bu bulgular self mutilasyon davranışına ait skarlar olarak değerlendirilmektedir. Skarların yeniliği, sayısı, dağılımı ve derinliği psikiyatri uzmanının davranışın şiddeti ve süresi hakkında klinik çıkarımda bulunmasına olanak tanımaktadır. Eski ve solmuş skarlar davranışın uzun süre önce gerçekleştiğine işaret ederken taze veya belirgin izler yakın dönemde devam eden bir davranış kalıbını düşündürmektedir.

Skarların değerlendirilmesinde karşılaşılan en önemli sorun, her çizgisel skarın self mutilasyona ait kabul edilip edilemeyeceği meselesidir. Kaza sonucu oluşmuş kesik izleri, hayvan tırmalama izleri, cerrahi skarlar veya yanık sekelleri self mutilasyon skarlarıyla görünüm açısından benzerlik gösterebilmektedir. Sağlık kurulundaki psikiyatri uzmanı skarların lokalizasyonunu, dağılım paternini, simetrisini ve klinik görünümünü değerlendirerek bunların self mutilasyona mı yoksa başka bir nedene mi ait olduğuna karar vermektedir. Sol ön kolun iç yüzeyinde paralel ve düzenli çizgisel skarlar self mutilasyon lehine güçlü bir bulgu iken dağınık ve düzensiz skarlar farklı etyolojileri düşündürebilmektedir. Skarların self mutilasyona ait olmadığını düşünen adayların bu izlerin oluşum nedenini belgeleyen tıbbi kayıtlar veya kaza raporları gibi destekleyici kanıtları sağlık kuruluna sunmaları kararın doğru verilmesi açısından önem taşımaktadır.

Dürtü Kontrol Bozukluğu Ayrımı Neden Önemlidir?

Yönetmeliğin B Dilimi (4). maddesindeki parantez içi açıklama, kendine zarar verme girişiminin değerlendirilmesinde dürtü kontrol bozukluğu ayrımını zorunlu kılmaktadır ve bu ayrım adayın B diliminde mi yoksa D diliminde mi değerlendirileceğini belirleyen en kritik faktördür. Maddeye göre kendine zarar verme girişimi mevcudiyetinde ayırıcı tanıda yıkıcı davranım, dürtü kontrol ve davranım bozukluğu açısından değerlendirme yapılması gerekmekte ve bu bozuklukların tespit edilmesi halinde adayın durumu D Dilimi (8). maddesi kapsamına girmektedir. D dilimindeki tanılar için süre ayrımı uygulanmadığından dürtü kontrol bozukluğu saptanan bir adayın durumu ne kadar eski olursa olsun öğrenciliğe kalıcı engel oluşturmaktadır. Buna karşılık kendine zarar verme davranışının dürtü kontrol bozukluğundan bağımsız olarak geçici bir duygusal kriz döneminde ortaya çıktığının ve altta yatan kalıcı bir psikopatolojinin bulunmadığının tespit edilmesi halinde değerlendirme B dilimi kapsamında kalmakta ve son iki yıl kuralının uygulanma olasılığı doğmaktadır.

Bu ayrımın pratikte nasıl yapıldığı sağlık kurulundaki psikiyatri uzmanının klinik değerlendirmesine bağlıdır. Dürtü kontrol bozukluğu yalnızca kendine zarar vermeyle sınırlı olmayıp başkalarına yönelik saldırganlık, mala zarar verme, ateş yakma dürtüsü (piromani) veya hırsızlık dürtüsü (kleptomani) gibi farklı biçimlerde de kendini gösterebilmektedir. Psikiyatri uzmanı adayın geçmiş kayıtlarında bu tür davranış örüntülerinin bulunup bulunmadığını, kendine zarar vermenin tekrarlayıcı ve dürtüsel bir nitelik taşıyıp taşımadığını ve davranışın ortaya çıkış bağlamını değerlendirmektedir. Ergenlik döneminde akran baskısı veya duygusal bir kriz sonucunda birkaç kez kendine zarar vermiş ancak bu davranışı sürdürmemiş ve başka dürtüsel davranış örüntüleri göstermemiş bir bireyin dürtü kontrol bozukluğu kapsamında değerlendirilmesi tıbbi açıdan uygun değildir. Sağlık kurulunun bu ayrımı yeterince titiz yapmadığı ve kendine zarar verme davranışını otomatik olarak dürtü kontrol bozukluğuyla ilişkilendirdiği durumlarda verilen elenme kararları iptal davalarında bilirkişi incelemesiyle sorgulanabilmektedir.

Self Mutilasyon Nedeniyle İlişiği Kesilen Adaylar Ne Yapmalıdır?

Self mutilasyon nedeniyle ilişiği kesilen adayların en öncelikli görevi elenme kararının hangi maddeye dayandığını ve kendine zarar verme geçmişinin hangi klinik çerçevede değerlendirildiğini netleştirmektir. Karar B Dilimi (5). madde kapsamında self mutilasyon skarlarına mı, B Dilimi (4). madde kapsamında kendine zarar verme girişimine mi yoksa D Dilimi (8). madde kapsamında dürtü kontrol bozukluğu veya intihar girişimi değerlendirmesine mi dayanmaktadır. Her bir gerekçe farklı bir hukuki strateji gerektirmektedir. B dilimi kapsamında değerlendirilen adaylar için son iki yıl kuralının uygulanabilirliği tartışılabilirken D dilimi kapsamına alınan adaylar için savunma stratejisi dürtü kontrol bozukluğu veya intihar amacı tespitinin tıbbi dayanağının sorgulanmasına yönelmelidir. Adayların bağımsız bir psikiyatri uzmanından kapsamlı bir değerlendirme raporu almaları ve bu raporda kendine zarar verme davranışının ortaya çıkış koşullarının, motivasyonunun, süresinin ve mevcut psikiyatrik durumun detaylı biçimde açıklanması hukuki sürecin temelini oluşturmaktadır.

Elenme kararının tebliğinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içinde idare mahkemesine iptal davası açılması zorunludur. Self mutilasyon davalarında bilirkişi heyeti adayın geçmiş psikiyatrik kayıtlarını, davranışın ortaya çıkış bağlamını, mevcut klinik muayene bulgularını ve skarların niteliğini birlikte değerlendirmektedir. Bilirkişi incelemesinde kendine zarar verme davranışının geçici bir duygusal kriz döneminde ortaya çıktığı, dürtü kontrol bozukluğu veya intihar amacı taşımadığı, mevcut durumda herhangi bir psikiyatrik bozukluğun bulunmadığı ve adayın polislik mesleğinin gerekliliklerini yerine getirmeye engel bir ruhsal tabloya sahip olmadığı tespit edilmesi halinde elenme kararının iptali mümkün olabilmektedir. Vücuttaki skarların self mutilasyona değil kaza veya başka bir nedene ait olduğunu düşünen adaylar için bu durumu destekleyen tıbbi kayıtlar veya tanık beyanları da bilirkişi değerlendirmesinde dikkate alınabilmektedir. Yürütmenin durdurulması talebi eğitim sürecinden kopmanın yaratacağı telafisi güç zararın engellenmesi açısından dava ile birlikte yapılmalıdır. 

Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında self mutilasyon ve kendine zarar verme geçmişi nedeniyle ilişiği kesilen adaylara yönelik iptal davası süreçlerinde Ulus Hukuk ve Danışmanlık idare hukuku alanındaki deneyimiyle hukuki destek sağlamaktadır.

Yorum Ekle

Ulus Hukuk Logo
Ulus Hukuk Logo

Ulus Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, 2020 yılında Kurucu Avukat Ekin Ulus tarafından, hukukun çeşitli alanlarında en yüksek standartlarda hizmet sunmak amacıyla kurulmuştur.

İletişim

0541 408 10 24
bilgi@ulus.av.tr
Remzi Oğuz Arık Mah. Bülten Sk. No: 7/14 Çankaya/Ankara

Sosyal Medya