Kasık fıtığı ameliyatı geçirmiş ve yıllardır sorunsuz yaşayan bir bireyin polislik sağlık kurulunda bu geçmişi nedeniyle elenip elenemeyeceği, cevabı yönetmelikteki detaylarda gizlenen bir konudur. Fıtık, karın içi organların karın duvarındaki zayıf noktalardan veya doğal açıklıklardan dışarı doğru itilmesi durumudur ve kasık fıtığından diyafragma fıtığına kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği fıtık konusunda ameliyat geçmişi olan adaylarla mevcut fıtığı bulunan adayları birbirinden kesin çizgilerle ayırmış ve her iki grup için farklı sonuçlar öngörmüştür. Yönetmelikteki bu ayrımı bilmek, ameliyat geçirmiş adayların gereksiz kaygı yaşamasını engellerken mevcut fıtığı bulunan adayların sürece hazırlıklı girmesini sağlamaktadır. Aynı hükümler POMEM ve PMYO ile birlikte PAEM ve İFG adayları için de geçerlidir.
Fıtık konusundaki yönetmelik düzenlemesi ilk bakışta basit görünmekle birlikte ameliyatın başarılı sayılma koşulları, tekrarlama durumunun değerlendirilmesi ve fıtık tipine göre yapılan sınıflandırma gibi detaylar pratikte karmaşık tablolar ortaya çıkarabilmektedir. Bir adayın ameliyat geçmişinin sağlam kabul edilmesi için yönetmeliğin aradığı koşulları tam olarak karşılaması gerekmekte ve bu koşullardan birinin eksik kalması durumu B dilimine taşıyabilmektedir. Emniyet teşkilatı bünyesinde fıtık bulgusuna dayalı elenme kararı doğrudan ilişik kesme olarak uygulanmakta ve bu karara karşı iç idari itiraz yolu bulunmamaktadır.
Fıtık Ameliyatı Geçiren Adaylar Polis Öğrencisi Olabilir mi?
Yönetmeliğin EK-3 Bölüm 4 genel cerrahi branşı A diliminin (5). maddesi bu soruya koşullu bir evet yanıtı vermektedir. Komplikasyonsuz şekilde tam şifa bulmuş fıtık ameliyatları sağlam kabul edilmekte ve öğrenciliğe engel teşkil etmemektedir. Madde fıtık tipine göre ayrım yapmaksızın hiatal, diyafragmatik, karın duvarı, kasık ve diğer bölge fıtıklarının ameliyatlarını birlikte ele almıştır. Sağlam kabul edilmenin iki zorunlu koşulu vardır: ameliyatın komplikasyonsuz geçmiş olması ve tam şifanın sağlanmış olması. Komplikasyonsuz ifadesi ameliyat sırasında ve sonrasında enfeksiyon, kanama, sinir hasarı, mesh enfeksiyonu veya yara iyileşme sorunu gibi herhangi bir komplikasyonun yaşanmamış olmasını gerektirmektedir. Tam şifa ise fıtığın tamamen düzeltildiğini, ameliyat bölgesinin sorunsuz iyileştiğini ve fıtığın nüks etmediğini ifade etmektedir.
Bu koşulları karşılayan adaylar geçmişte hangi tipte fıtık ameliyatı geçirmiş olursa olsun sağlam kabul edilmektedir. Laparoskopik kasık fıtığı tamiri, açık inguinal herni onarımı, umbilikal herni ameliyatı veya insizyonel herni tamiri gibi farklı cerrahi yöntemlerin tamamı bu madde kapsamında değerlendirilmektedir. Ameliyat yönteminin açık mı laparoskopik mi olduğu veya mesh (yama) kullanılıp kullanılmadığı sağlam kabul edilme kararını etkilememektedir. Sağlık kurulundaki genel cerrahi uzmanı adayın ameliyat bölgesini muayene ederek iyileşmenin tam olup olmadığını, fıtığın tekrarlayıp tekrarlamadığını ve herhangi bir komplikasyon sekeli bulunup bulunmadığını değerlendirmektedir. Ameliyat raporlarında komplikasyon kaydı bulunmayan ve fizik muayenede nüks saptanmayan adaylar hakkında sağlam kararı verilmektedir.
Tedaviye Rağmen Tekrarlayan Fıtıklar Polis Öğrencisi Olmaya Engel Midir?
B Dilimi (2). maddesi iki farklı durumu bir arada öğrenciliğe engel kabul etmiştir. Birincisi organ ve sistem fonksiyonlarını bozmayan mevcut fıtıklardır, ikincisi ise tedaviye rağmen tekrarlayan fıtıklardır. Mevcut fıtık ifadesi ameliyat edilmemiş ve halen anatomik olarak var olan fıtıkları tanımlamaktadır. Kasığında gözle görülür veya elle hissedilir bir şişlik bulunan ve henüz ameliyat olmamış bir adayda bu fıtık herhangi bir şikayete neden olmasa ve organları etkilemese bile B dilimi kapsamında elenme kararı verilmektedir. Bu yaklaşım polislik mesleğinin gerektirdiği ağır fiziksel koşullarda mevcut fıtığın boğulma, genişleme veya komplikasyon riski taşımasından kaynaklanmaktadır.
Tekrarlayan fıtıklar ise ameliyat yapılmış olmasına rağmen fıtığın aynı bölgede yeniden oluşmasını ifade etmektedir. Fıtık nüksü cerrahi pratikte belirli bir oranda karşılaşılan bir durumdur ve özellikle karın duvarı fıtıklarında mesh kullanılmadan yapılan onarımlarda nüks oranı daha yüksek seyredebilmektedir. Ameliyat sonrası fıtığın tekrarlaması A dilimindeki komplikasyonsuz tam şifa koşulunun karşılanmadığını göstermekte ve adayı otomatik olarak B dilimine taşımaktadır. Nüks eden fıtığın yeniden ameliyat edilmesi ve ikinci ameliyatın başarılı geçmesi durumunda adayın hangi dilimde değerlendirileceği pratikte tartışmalı bir konudur. Yönetmelik tedaviye rağmen tekrarlama ifadesini kullanmış olup tekrarlayan fıtığın başarılı bir şekilde ikinci kez onarılması halinde bu durumun hala B dilimi kapsamında mı kalacağı yoksa A dilimine dönüp dönmeyeceği sağlık kurulunun takdirine bırakılmıştır. İkinci ameliyat sonrası komplikasyonsuz tam şifa sağlandığının belgelenmesi bu tartışmada adayın lehine kullanılabilecek bir argüman oluşturmaktadır.
Hiatal Diyafragmatik ve Kasık Fıtığı Arasındaki Değerlendirme Farkı Nedir?
Yönetmelikteki fıtık maddelerinde hiatal, diyafragmatik, karın duvarı ve kasık fıtıkları birlikte sayılmış ve tümü için aynı dilim kuralları belirlenmiştir. Ancak bu fıtık tiplerinin klinik nitelikleri birbirinden temelden farklıdır ve sağlık kurulundaki muayene yöntemleri de buna göre değişmektedir. Kasık fıtığı (inguinal herni) en sık görülen fıtık tipidir ve fizik muayenede kasık bölgesinde öksürme veya ıkınma sırasında belirginleşen bir şişlik olarak tespit edilmektedir. Karın duvarı fıtıkları göbek fıtığı (umbilikal herni), yırtık fıtığı (epigastrik herni) ve ameliyat sonrası gelişen insizyonel herni gibi farklı lokalizasyonlarda ortaya çıkabilmekte ve yine fizik muayeneyle kolayca saptanabilmektedir. Bu fıtık tiplerinin ortak özelliği karın ön duvarındaki zayıf noktalardan karın içi yapıların dışarı doğru itilmesidir.
Hiatal ve diyafragmatik fıtıklar ise tamamen farklı bir klinik tabloya sahiptir. Hiatal fıtık midenin üst kısmının diyafragmadaki özofagus geçiş deliğinden (hiatus) göğüs boşluğuna doğru kayması durumudur ve genellikle reflü şikayetleriyle kendini göstermektedir. Diyafragmatik fıtık ise diyafragma kasındaki bir defektten karın içi organların göğüs boşluğuna geçmesidir ve konjenital veya travmatik nedenlerle oluşabilmektedir. Bu fıtık tipleri fizik muayenede doğrudan görülemez ve tanıları genellikle PA akciğer grafisi, baryumlu özofagus grafisi veya bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemleriyle konulmaktadır. Sağlık kurulunda zorunlu olarak çekilen PA akciğer grafisinde tesadüfen saptanan bir hiatal veya diyafragmatik fıtık bulgusu elenme gerekçesi oluşturabilmektedir. Her ne kadar yönetmelik tüm fıtık tiplerini aynı dilim kurallarına tabi tutmuş olsa da hiatal fıtığın ameliyatsız takip edilebilen hafif formlarıyla geniş bir diyafragma defektinin karşılaştırılması klinik açıdan tartışmalıdır ve bu farklılık iptal davalarında bilirkişi değerlendirmesinde dikkate alınabilecek bir argüman oluşturmaktadır.
Fıtık Nedeniyle İlişiği Kesilen Adaylar Ne Yapmalıdır?
Fıtık nedeniyle ilişiği kesilen adayların atacağı ilk adım elenme gerekçesinin mevcut bir fıtık bulgusuna mı, ameliyat sonrası nüks tespitine mi yoksa ameliyat komplikasyonuna mı dayandığını netleştirmektir. Ameliyat geçmişi bulunan ve sağlık kurulunda nüks saptanarak elenen adaylar için bağımsız bir genel cerrahi uzmanından detaylı muayene yaptırılması ve sağlık kurulunun nüks olarak yorumladığı bulgunun gerçekten fıtık nüksü mü yoksa ameliyat bölgesindeki seroma, lipom veya skar dokusu gibi fıtık dışı bir oluşum mu olduğunun ayırt edilmesi hukuki sürecin temelini oluşturmaktadır. Mevcut fıtık bulgusu nedeniyle elenen adayların fıtığı ameliyat ettirdikten ve komplikasyonsuz tam iyileşme sağlandıktan sonra yeniden değerlendirme talep etme hakları bulunmaktadır. Yönetmelikte sağlık nedeniyle ilişiği kesilen adayların bir yıl içinde sağlık durumunun düzeldiğini belgeleyen raporla başvuru yapabilecekleri düzenlenmiştir ve fıtık ameliyatı sonrası tam şifa sağlanması bu hakkın kullanılabileceği en uygun durumlardan biridir.
Elenme kararının tebliğinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içinde idare mahkemesine iptal davası açılması zorunludur. Fıtık davalarında bilirkişi incelemesi adayın karın duvarını ve fıtık bölgesini fizik muayene ve gerektiğinde görüntüleme yöntemleriyle yeniden değerlendirmektedir. Ameliyat geçmişi bulunan adaylarda bilirkişi heyeti ameliyat bölgesinde gerçek bir nüks bulunup bulunmadığını, fıtık onarımının anatomik olarak sağlam olup olmadığını ve karın duvarında herhangi bir zayıflık veya defekt saptanıp saptanmadığını incelemektedir. Mevcut fıtığı olup ameliyat olmadan sağlık kuruluna giren adaylarda ise bilirkişi fıtığın boyutunu, reducible (elle itilebilir) olup olmadığını ve organ fonksiyonlarını etkileyip etkilemediğini değerlendirmektedir. Bilirkişi raporunda ameliyatın komplikasyonsuz tam şifayla sonuçlandığı veya sağlık kurulundaki nüks bulgusunun aslında fıtık dışı bir oluşum olduğu tespit edilmesi halinde elenme kararının iptali mümkün olabilmektedir. Yürütmenin durdurulması talebi eğitim sürecinden kopmanın yaratacağı telafisi güç zararın engellenmesi açısından dava ile birlikte yapılmalıdır.
Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında fıtık nedeniyle ilişiği kesilen adaylara yönelik iptal davası süreçlerinde Ulus Hukuk ve Danışmanlık idare hukuku alanındaki deneyimiyle hukuki destek sağlamaktadır.

