Polislik sınavlarını başarıyla tamamlamış bir kadın adayın sağlık kurulu sürecinde gebelik tespit edilmesi, diğer sağlık şartlarından tamamen farklı bir dinamik taşıyan ve geçici nitelikte olan bir elenme gerekçesidir. Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği gebelik durumunu açıkça öğrenciliğe engel kabul etmekle birlikte doğum yapmış olmayı sağlam olarak değerlendirmiştir. Bu iki hükmün bir arada okunmasından çıkan sonuç gebeliğin kalıcı bir sağlık engeli değil süreye bağlı geçici bir durum olarak ele alındığıdır. Kronik bir hastalık veya yapısal bir bozukluk gibi tedavi edilmesi ya da düzeltilmesi gereken bir patolojiden söz edilmemekte, doğal bir biyolojik sürecin eğitim programıyla uyumsuzluğuna dayanan bir düzenleme karşımıza çıkmaktadır. Aynı hükümler POMEM ve PMYO ile birlikte PAEM ve İFG adayları için de geçerlidir.
Gebelik nedeniyle verilen elenme kararlarını diğer sağlık şartlarından ayıran en temel özellik, durumun kendiliğinden sona erecek olmasıdır. Skolyoz, diyabet veya renk körlüğü gibi kalıcı patolojilerde adayın durumu zaman içinde kendiliğinden değişmezken gebelik doğumla birlikte sona ermekte ve aday doğum sonrasında sağlam kabul edilme koşullarını otomatik olarak karşılamaktadır. Bu geçici nitelik hem adayın hukuki stratejisini hem de yeniden başvuru olanaklarını doğrudan şekillendirmektedir. Emniyet teşkilatı bünyesinde gebelik bulgusuna dayalı elenme kararı diğer sağlık şartlarında olduğu gibi doğrudan ilişik kesme olarak uygulanmaktadır.
Gebelik Durumu Polis Öğrenciliğine Neden Engeldir?
Yönetmeliğin EK-3 Bölüm 8 üroloji ve kadın hastalıkları ve doğum branşı A Dilimi (8)(c) maddesinde gebelik durumu öğrenciliğe engeldir ifadesi yer almaktadır. Bu düzenleme gebeliği bir hastalık olarak nitelendirmemekte, polis eğitim programının gerektirdiği yoğun fiziksel aktivite ile gebelik sürecinin bağdaşmadığına dayanan operasyonel bir karar olarak konumlandırmaktadır. Polis okullarındaki eğitim programı ağır fiziksel kondisyon çalışmaları, savunma teknikleri eğitimi, silah kullanma pratiği ve operasyonel tatbikatlar gibi yoğun bedensel gerektirsinimler içermektedir. Bu aktivitelerin gebelik sürecinde hem annenin hem de ceninin sağlığını tehlikeye atabileceği tıbbi bir gerçekliktir ve yönetmelikteki düzenleme bu riski ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.
Gebelik tespiti sağlık kurulundaki laboratuvar testleri aracılığıyla yapılmaktadır. Yönetmeliğin EK-1’inde giriş raporunda bulunması gereken laboratuvar testleri arasında kanda beta-hCG testi zorunlu olarak sayılmıştır. Beta-hCG (insan koryonik gonadotropini) plasentadan salgılanan ve gebeliğin en erken dönemlerinde bile kanda saptanabilen bir hormondur. Bu testin giriş raporu zorunlu testleri arasında yer alması gebeliğin sağlık kurulunda rutin olarak tarandığını ve adayın beyanına bırakılmadığını göstermektedir. Gebeliğin çok erken evrelerinde bile beta-hCG yüksekliği saptanabilmekte ve aday henüz gebeliğinden haberdar olmasa dahi bu laboratuvar bulgusu elenme kararının dayanağını oluşturmaktadır. Testin pozitif çıkması halinde ultrasonografik doğrulama yapılarak gebelik kesinleştirilmekte ve ardından ilişik kesme süreci başlatılmaktadır.
Normal Doğum veya Sezaryen ile Doğum Yapmış Olmak Nasıl Değerlendirilir?
Yönetmeliğin aynı maddesi gebelik durumunu öğrenciliğe engel kabul ettikten hemen sonra son derece önemli bir istisna getirmiştir: normal vajinal yolla veya sezaryenle doğum yapmış olmak sağlam kabul edilir. Bu hüküm daha önce doğum yapmış kadın adayların doğum geçmişleri nedeniyle elenmeyeceğini açık ve net biçimde ortaya koymaktadır. Doğum yönteminin vajinal mı yoksa sezaryen mi olduğu sağlam kabul edilme kararını etkilememektedir. Bir kez veya birden fazla doğum yapmış olmak, sezaryen skarının mevcudiyeti veya doğum sonrası geçen sürenin kısalığı gibi faktörler yönetmelikte ayrıca düzenlenmemiş olup madde metninden doğum yapmış olmanın koşulsuz olarak sağlam kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Bu düzenlemenin pratikteki yansıması doğum yapmış kadın adayların sağlık kurulunda kadın hastalıkları muayenesinden gebelik geçmişleri nedeniyle herhangi bir olumsuz kararla karşılaşmamaları gerektiğidir. Sezaryen ameliyatı geçirmiş adaylarda karın bölgesindeki ameliyat skarı genel cerrahi muayenesinde de değerlendirilmektedir ancak yönetmeliğin genel cerrahi branşındaki A Dilimi (3). maddesi organ veya doku kaybına neden olmamak, anatomik bütünlüğü bozmamak ve organ fonksiyonlarında kayba neden olmamak koşuluyla geçirilmiş laparoskopik veya laparotomik girişimleri sağlam kabul etmiştir. Sezaryen ameliyatı bu koşulları karşılayan bir cerrahi girişim olduğundan hem kadın hastalıkları hem de genel cerrahi branşında sağlam kabul edilme zemini mevcuttur. Doğum sonrası gelişen ve kalıcı sekel bırakan komplikasyonlar (ağır perine yırtığı, fistül oluşumu gibi) ise ayrı maddeler kapsamında değerlendirilmekte ve bu durumlar doğum geçmişinden bağımsız olarak kendi başlarına ele alınmaktadır.
Hamilelik Sürecinde Başvuru Yapan Adaylar Ne ile Karşılaşır?
Sınav sürecinin farklı aşamalarında gebeliğin tespit edilmesi farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Fiziki yeterlilik sınavı aşamasında gebeliğini bilen bir adayın koşu, şınav ve mekik gibi yoğun fiziksel testlere katılması hem kendi sağlığı hem de ceninin sağlığı açısından ciddi riskler taşımaktadır. Bu nedenle sınav takvimi ile gebelik sürecinin çakışması halinde adayların durumlarını dikkatle değerlendirmeleri gerekmektedir. Gebelik genellikle sağlık kurulu aşamasında yani fiziki yeterlilik ve mülakat aşamaları geçildikten sonra beta-hCG testi ile tespit edilmektedir. Bu aşamada gebelik saptanan aday hakkında öğrenci olamaz kararı verilerek ilişik kesme işlemi uygulanmaktadır.
Gebeliğin tespit edilme zamanlaması adayın seçeneklerini doğrudan etkilemektedir. Gebeliğin erken döneminde yani henüz birkaç haftalıkken saptanması ile ileri gebelik haftalarında saptanması arasında yönetmelik açısından bir fark bulunmamaktadır. Gebelik haftasından bağımsız olarak beta-hCG pozitifliği ve ultrasonografik doğrulama elenme kararı için yeterlidir. Adayların sınav takvimine göre gebelik planlamasını dikkate almaları ve sağlık kurulu sürecinin yaklaştığı dönemde gebelik durumlarını bilmeleri sürecin yönetimi açısından önem taşımaktadır. Sınav süreci uzun aylara yayılan bir takvimde ilerlediğinden başvuru anında gebelik bulunmayan bir adayın sağlık kurulu aşamasına kadar geçen sürede gebe kalması da mümkündür ve bu durum sınavın tüm aşamalarını başarıyla geçmiş bir adayın son adımda elenmesi sonucunu doğurabilmektedir.
Gebelik Nedeniyle İlişiği Kesilen Adaylar Ne Yapmalıdır?
Gebelik nedeniyle ilişiği kesilen adayların durumu diğer sağlık şartlarından temelden farklıdır çünkü elenme gerekçesi doğumla birlikte kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Yönetmelikte sağlık nedeniyle ilişiği kesilen adaylara tanınan bir yıl içinde yeniden başvuru hakkı gebelik durumunda en işlevsel biçimde devreye girmektedir. İlişik kesme tarihinden itibaren bir yıl içinde doğumun gerçekleşmesi ve ardından devlet hastanelerinden sağlık durumunun düzeldiğini belgeleyen sağlık kurulu raporu alınarak Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığına başvurulması halinde aday yeniden yönetmelik kapsamında değerlendirmeye alınmaktadır. Yönetmeliğin açık hükmü doğum yapmış olmayı sağlam kabul ettiğinden doğum sonrası herhangi bir komplikasyon gelişmemiş olan adayların yeniden başvuruda sağlam kabul edilme olasılığı yüksektir. Bu yol gebelik nedeniyle elenen adaylar için iptal davası açmaktan daha hızlı ve pratik bir çözüm sunabilmektedir.
Bununla birlikte idare mahkemesine iptal davası açma hakkı da saklıdır ve elenme kararının tebliğinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içinde kullanılmalıdır. Gebelik nedeniyle açılan iptal davalarında tartışılan temel konu, gebeliğin geçici bir durum olmasına rağmen kalıcı bir ilişik kesme kararı verilmesinin orantılılık ilkesine uygun olup olmadığıdır. Dava ile birlikte yürütmenin durdurulması talep edildiğinde mahkeme adayın doğum sonrası durumunu ve eğitime devam edebilecek sağlık koşullarını değerlendirmektedir. Doğumun gerçekleştiği ve adayın sağlık yönünden engel bir durumunun kalmadığının belgelenmesi halinde yürütmenin durdurulması kararı alınarak adayın eğitimine dönmesi mümkün olabilmektedir. Gebelik nedeniyle elenen adayların hem yeniden başvuru hakkını hem de dava açma süresini paralel olarak takip etmeleri ve hangisinin kendi durumlarına daha uygun olduğunu hukuki danışmanlık alarak belirlemeleri önerilmektedir.
Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında gebelik nedeniyle ilişiği kesilen adaylara yönelik iptal davası ve yeniden başvuru süreçlerinde Ulus Hukuk ve Danışmanlık idare hukuku alanındaki deneyimiyle hukuki destek sağlamaktadır.

