İdare mahkemesi iptal davası, kamu otoriteleri tarafından tesis edilen işlemlerin hukuka aykırı olduğunun ileri sürülmesi hâlinde açılan ve işlemin ortadan kaldırılmasını amaçlayan davalardır. Bu dava türü, bireylerin idari işlemlere karşı korunmasını sağlayan en temel yargı yoludur. Vergi cezaları, disiplin kararları, kamu görevinden çıkarma, ruhsat iptali, yabancıya giriş yasağı, ikamet izni reddi gibi birçok işlem, iptal davasına konu olabilir.
İptal davası, sadece idari işlem varsa açılabilir. Bu işlem, kesin ve yürütülebilir nitelikte olmalı, kişiyi doğrudan etkilemeli ve hukuka aykırılık taşımalıdır. Yani henüz alınmamış bir karar veya yalnızca hazırlık işlemleri iptal davasına konu olamaz. Bu nedenle öncelikle işlemin hukuki sonuç doğuracak nitelikte olup olmadığına dikkat edilmelidir.
Hangi Durumlarda İptal Davası Açılır?
İptal davası açılabilecek işlemler son derece çeşitlidir. Bir memurun disiplin cezası alması, öğrenci notunun yönetmelik dışı düşürülmesi, bir müteahhide verilen işin feshedilmesi ya da bir yabancının sınır dışı edilmesi gibi işlemler bu kapsamda değerlendirilebilir. Buradaki temel kıstas, işlemin bireyin hukuki durumunu doğrudan etkilemesidir.
İptal davası açmak için idari işlemin hukuka aykırı olması gerekir. Hukuka aykırılık; yetki, şekil, sebep, konu veya maksat unsurlarından birinde hata bulunması hâlinde söz konusu olur. Örneğin bir belediye, ruhsat verme yetkisini aşıp bir işletmeyi mühürlemişse, bu işlem yetki yönünden hukuka aykırıdır ve iptali gerekir.
Ayrıca işlem kişiyi doğrudan ve güncel olarak etkilemelidir. Bu ilke, iptal davası açma ehliyetiyle ilgilidir. Kişi, kendisini ilgilendirmeyen bir işlemi iptal ettiremez.
İptal Davası Nasıl Açılır?
İptal davası açmadan önce, işlemin tebliğ edilmesi ya da öğrenilmesi gerekir. Tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde yetkili idare mahkemesinde dava açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir ve geçirilmesi hâlinde dava hakkı ortadan kalkar.
Dava açmadan önce idareye başvuru yapılması zorunlu olan durumlar da vardır. Özellikle kamu ihaleleri, imar planları, vergi cezaları gibi işlemlerde önce itiraz veya şikâyet yolu tüketilmeli, ardından dava açılmalıdır. Bu yolun zorunlu olup olmadığı her vakada ayrı değerlendirilmelidir.
Dava, kişinin ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesi yerine işlemi yapan idarenin bulunduğu yer idare mahkemesinde açılır. Bu durum, yetkili mahkeme tespitinde önemlidir. Yanlış mahkemede açılan dava, süre geçtiyse reddedilebilir.
Dilekçede Nelere Dikkat Edilmelidir?
İptal davası dilekçesi, belirli unsurları taşımalıdır. Davacının kimlik bilgileri, davalı idarenin adı, işlemin tarih ve sayısı, hangi gerekçelerle hukuka aykırı olduğu açıkça belirtilmelidir. Dilekçede hukuki dayanaklar net bir şekilde yazılmalı ve deliller eklenmelidir.
Dilekçede özellikle yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarına ilişkin hukuka aykırılıklar ayrı ayrı açıklanmalıdır. Eğer işlem ölçüsüzse, yani kamu yararı amacıyla yapılmasına rağmen kişiye orantısız zarar veriyorsa, bu durum da açıkça belirtilmelidir.
Dilekçeye işlemin fotokopisi, tebligat evrakı, varsa yazışmalar ve delil niteliğindeki belgeler eklenmelidir. Bunlar mahkemenin karar verirken dikkate aldığı temel unsurlardır.
İdare Mahkemesi İptal Davası Nasıl Açılır? Süreç, Şartlar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Aşama | Ne Yapılır? | Süre | Başvuru Yeri / Makam | Açıklama / Not |
---|---|---|---|---|
1. İşlemin tebliği veya öğrenilmesi | Kişi hakkında tesis edilen idari işlemin resmî olarak tebliğ edilmesi ya da öğrenilmesi | Tebliğ anında başlar | İlgili idare / Resmî tebligat | 60 günlük dava açma süresi bu tarihten itibaren işlemeye başlar |
2. İptal davası açma süresi başlar | İşleme karşı iptal davası açmak için süre işlemeye başlar | 60 gün | Yetkili idare mahkemesi | İdari işlemlere karşı başvuru süreci kaçırılırsa dava reddedilir |
3. Dilekçeyle dava açılması | Dava konusu işlem, iptal talepli dilekçeyle mahkemeye sunulur | Süre içinde | İşlemi yapan idarenin bulunduğu yerdeki İdare Mahkemesi | Dilekçede işlem bilgisi, hukuka aykırılık gerekçeleri ve deliller yer almalıdır |
4. Mahkemenin ön inceleme yapması | Mahkeme dava dilekçesini şeklen ve usulen değerlendirir | 1-3 hafta | İlgili idare mahkemesi | Eksik varsa tamamlama süresi tanınır, aksi halde dava reddedilebilir |
5. Dava dilekçesinin idareye tebliği | Mahkeme dava dilekçesini davalı idareye gönderir | 30 gün savunma süresi | Davalı idare (kurum) | İdare, işlem nedenini ve hukuki savunmasını sunar |
6. Delil değerlendirmesi ve inceleme | Gerekirse bilirkişi atanır, keşif yapılabilir, dosya üzerinden yürütülür | 3-8 ay arası değişebilir | Mahkeme ve gerektiğinde bilirkişi | Davanın türüne ve kapsamına göre işlem yapılır |
7. Karar verilmesi | Mahkeme işlemi hukuka aykırı bulursa iptal eder | Ortalama 6-12 ay | İdare mahkemesi | İptal kararı bağlayıcıdır, idarenin bu karara uyması zorunludur |
8. İdarenin kararı uygulaması | İdare, iptal kararını yerine getirir ve işlemi geri alır | 30 gün içinde | İlgili idare | Uygulanmazsa mahkeme kararının uygulanmaması nedeniyle tazminat davası açılabilir |
9. İstinaf ve temyiz süreci (varsa) | Karara karşı üst yargı yoluna başvuru yapılabilir | 30 gün | Bölge İdare Mahkemesi / Danıştay | Bazı kararlar doğrudan kesinleşirken bazıları temyize gidebilir |
Mahkeme Süreci Nasıl İşler?
Dava açıldıktan sonra mahkeme, dilekçeyi idareye tebliğ eder. İdare, savunmasını yazılı olarak sunar. Mahkeme gerek görürse duruşma açabilir ancak iptal davaları çoğunlukla evrak üzerinden yürütülür. Bu süreçte bilirkişi incelemesi, keşif veya uzman görüşü alınabilir.
Mahkeme işlemin hukuka aykırı olduğunu tespit ederse iptal kararı verir. Bu karar bağlayıcıdır ve idarenin işlemi ortadan kaldırması gerekir. İdare, bu karara rağmen işlem yapmazsa, kişi idari yargı kararının uygulanmaması nedeniyle tazminat davası da açabilir.
Mahkemenin kararı sonrası taraflar 30 gün içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge idare mahkemesi kararı kesinleştirirse işlem nihai olarak sona ermiş olur.
Hangi Davalarda İptal Davası Açmak Etkilidir?
İptal davası, özellikle bireylerin temel haklarını etkileyen idari işlemlerde oldukça etkili bir yoldur. Örneğin;
Kamu görevinden çıkarma, disiplin cezaları, ikamet izni reddi, sınır dışı kararı, öğrencilikten ilişik kesilmesi, yapı ruhsatının iptali, işyeri mühürleme kararı, vatandaşlık başvurusunun reddi gibi işlemlere karşı iptal davası açılarak işlemin iptali sağlanabilir.
Bu tür işlemler bireylerin eğitim hakkı, mülkiyet hakkı, çalışma hakkı gibi anayasal haklarına doğrudan etki ettiğinden, yargı denetimi büyük önem taşır. İptal davası, idarenin keyfi veya ölçüsüz işlem yapmasının önünde anayasal bir güvencedir.

İdare Mahkemesi İptal Davası Sıkça Sorulan Sorular
İdare mahkemesi iptal davası nedir?
İdare mahkemesi iptal davası, kamu kurumlarının yaptığı işlemlerin hukuka aykırı olduğunu düşünen kişilerin, bu işlemlerin geçersiz sayılması için açtığı davadır. Bu davada amaç, idarenin yaptığı işlemin ortadan kaldırılmasıdır. İptal davası sonucunda işlem yok hükmünde sayılır ve tüm etkileriyle birlikte geri alınmış olur.
Hangi işlemler idare mahkemesi iptal davasına konu olabilir?
Kamu görevlilerine verilen disiplin cezaları, ruhsat iptalleri, sınır dışı kararları, vergi cezaları, öğrencilikten çıkarma kararları gibi kamu gücüne dayanan ve hukuki sonuç doğuran tüm işlemler iptal davasına konu olabilir. Ancak sadece kesin ve yürütülebilir işlemler iptal edilebilir. Hazırlık aşamasındaki kararlar dava konusu yapılamaz.
İdare mahkemesi iptal davası ne kadar sürede açılır?
İptal davası, işlem tebliğ edildikten veya kişinin işlemi öğrendiği tarihten itibaren 60 gün içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir. Süre kaçırıldığında dava hakkı ortadan kalkar. Bazı işlemler için özel düzenlemeler olabilir, bu nedenle her işlem türü özelinde süre yeniden değerlendirilmelidir.
İdare mahkemesi iptal davası nasıl açılır?
İptal davası, yetkili idare mahkemesine yazılı dilekçeyle açılır. Dilekçede davacıya ait bilgiler, davalı idarenin adı, dava konusu işlemin tarihi, hukuka aykırılık gerekçeleri ve talepler açıkça yer almalıdır. Dilekçeye işlem belgesi, tebligat, varsa yazışmalar ve delil niteliğinde belgeler eklenmelidir. İdari işlemlere karşı başvuru süreci, bu aşamada etkili şekilde yürütülmelidir.
Hangi mahkeme iptal davasında yetkilidir?
Yetkili mahkeme, davaya konu işlemi yapan idarenin bulunduğu yer idare mahkemesidir. Örneğin, İstanbul İl Göç İdaresi’nin işlemine karşı dava açılacaksa yetkili mahkeme İstanbul İdare Mahkemesidir. İkametgâh değil, işlem yeri esas alınır.
Mahkeme iptal kararı verirse ne olur?
İdare mahkemesi işlemin hukuka aykırı olduğuna karar verirse, işlem iptal edilir. Bu durumda idare işlem yapamaz, işlem geçersiz hâle gelir. Karar bağlayıcıdır ve idare tarafından gecikmeksizin uygulanmalıdır. İptal kararı uygulanmadığında, ilgililer idari yargı kararının uygulanmamasından doğan haklarını ayrıca arayabilir.
İdare mahkemesi iptal davası ne kadar sürer?
Davanın süresi davanın kapsamına ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre değişmekle birlikte, ortalama 6 ila 12 ay arasında sonuçlanmaktadır. Duruşma açılması, bilirkişi atanması ya da dosya üzerinden yürütülmesi gibi durumlar bu süreyi etkileyebilir. Karara karşı istinaf ve temyiz yolları da süreci uzatabilir.
Mahkeme kararı sonrasında istinaf ya da temyiz hakkı var mı?
Evet. Mahkeme kararına karşı 30 gün içinde istinaf başvurusu yapılabilir. Bölge idare mahkemesi kararı onarsa karar kesinleşir. Belirli durumlarda Danıştay’a temyiz başvurusu da mümkündür. Bu süreçte özellikle kamu düzenine ilişkin kararlar temyize konu olabilir.

İdare Mahkemesi İptal Davası Dikkat Edilmesi Gerekenler
Hangi İşlemler İptal Davasına Konu Olabilir?
İdare mahkemesi iptal davası, kamu kurumlarının bireyler hakkında aldığı hukuki sonuç doğuran işlemlere karşı açılabilir. Bir işlemin iptal davasına konu olabilmesi için kesin, yürütülebilir ve doğrudan kişiyi etkileyen bir nitelik taşıması gerekir. Bu tür işlemlere örnek olarak disiplin cezaları, sınır dışı kararları, ikamet izni reddi, ruhsat iptalleri, imar uygulamaları ve görevden alma işlemleri verilebilir.
Hazırlık işlemleri, niyet beyanları veya henüz kesinleşmemiş kararlar iptal davasına konu olamaz. Ayrıca işlemin kişinin meşru, güncel ve kişisel menfaatine doğrudan etki ediyor olması da gerekir. Bu üç koşuldan biri eksikse, davanın usulden reddi söz konusu olur.
Dava Açma Süresi Nasıl Hesaplanır?
İptal davası açma süresi, hukuken belirlenmiş ve kaçırılması hâlinde telafisi olmayan bir süredir. Genel olarak dava açma süresi, işlemin kişiye tebliğinden itibaren 60 gündür. Eğer tebligat yapılmadıysa ancak kişi işlemi fiilen öğrendiyse, öğrenme tarihi esas alınarak bu süre başlar.
Özel kanunlarla farklı süreler öngörülmüş olabilir. Örneğin vergi davalarında bu süre 30 gündür. Ayrıca bazı durumlarda, işlem kesinleşmeden önce zorunlu idari başvuru yollarının (itiraz, şikâyet vb.) tüketilmesi gerekir. Bu yollara başvuru süresi ve ardından dava süresi ayrı ayrı hesaplanmalıdır.
Zamanında dava açılmaması durumunda mahkeme davayı süre yönünden reddeder ve yeniden başvuru imkanı bulunmaz.
Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?
İptal davasında yetkili mahkeme, işlemi yapan idarenin bulunduğu yer mahkemesidir. Kişinin ikametgahı değil, işlemi tesis eden kamu kurumunun bulunduğu coğrafi yer esas alınır. Örneğin bir kişinin hakkında İstanbul Valiliği tarafından tesis edilen bir işlem varsa, dava İstanbul İdare Mahkemesi’nde açılır.
Yetki itirazı mahkemelerce resen dikkate alınır. Yanlış yerde dava açılırsa ve süre geçmişse, dosya başka mahkemeye gönderilmez, dava süre yönünden reddedilebilir. Bu nedenle, dava öncesinde işlemin hangi idareye ait olduğu ve o idarenin yargı çevresi netleştirilmelidir.
Dava Dilekçesinde Nelere Dikkat Edilmeli?
İptal davası dilekçesi, idari yargılama usulü bakımından belirli zorunlu unsurlar taşımalıdır. Dilekçede davacının adı, adresi, davalı idarenin unvanı, dava konusu işlemin tarih ve numarası ile işlemden ne şekilde zarar gördüğü açıkça belirtilmelidir. Ayrıca işlemin hukuka aykırılık gerekçeleri, hangi yönlerden sakat olduğu (yetki, şekil, sebep, konu, maksat) dilekçede gerekçelendirilmelidir.
Dilekçeye, işlem belgesi, varsa tebligat evrakı, yazışmalar ve destekleyici belgeler mutlaka eklenmelidir. Hukuki temellendirme yapılırken anayasa hükümleri, idare hukuku ilkeleri ve idari yargı kararlarından faydalanılması, mahkemenin davayı ciddiyetle değerlendirmesi açısından önemlidir.
Dava Sürecinde Mahkeme Nasıl İşler?
Dava açıldıktan sonra, mahkeme dilekçeyi ön incelemeye alır. Davalı idareye savunma için süre verilir. Ardından tarafların beyanları üzerinden mahkeme esasa geçer. Mahkeme, dosya üzerinden karar verebileceği gibi duruşma yapma yetkisine de sahiptir.
Delil sunulması gereken durumlarda bilirkişi atanabilir, keşif yapılabilir. Mahkeme, işlemin hukuka aykırı olduğunu tespit ederse iptal kararı verir. İptal kararıyla işlem ortadan kalkar ve idarenin bu karara uyması zorunlu hale gelir. Aksi hâlde idari yargı kararının uygulanmaması gündeme gelir.
Kararın Uygulanmaması Durumunda Ne Yapılmalı?
İdare mahkemesi iptal kararı verdikten sonra idarenin buna uyması zorunludur. Uygulanmayan mahkeme kararları için öncelikle idareye yazılı başvuruda bulunulmalı, ardından gerekirse mahkeme kararının uygulanmaması nedeniyle tazminat davası açılabilir.
Ayrıca idarenin işlem yapmaması veya geciktirmesi durumunda icra takibi yapılması ya da zorlama cezası talep edilmesi de mümkündür. Bu tür durumlar, idari yargı sisteminin etkinliğini sağlamak açısından düzenlenmiştir.
Hangi Konularda İptal Davası Açılması Etkili Olur?
İdare mahkemesi iptal davası özellikle kamu gücüne dayalı işlemlere karşı bireylerin kendilerini koruyabilmesi açısından çok önemlidir. Aşağıdaki işlemlere karşı iptal davası açmak oldukça etkili sonuçlar doğurur:
Kamu görevinden çıkarma, memur disiplin cezaları, ikamet izni reddi, sınır dışı kararı, öğrenci ilişik kesme kararları, imar planları, ruhsat iptalleri, sağlık kurulu raporlarına karşı idari işlemler.
Bu işlemler bireylerin temel hak ve özgürlüklerine doğrudan etki ettiği için yargı yoluyla denetlenmeleri anayasal bir güvencedir.

İdare Mahkemesi İptal Davası Danıştay Kararları
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2025/314 E. , 2025/2745 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2025/314
Karar No : 2025/2745
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, … Mahallesi (…), … ada, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlara ve bir kısım tescil dışı alana ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 04.06.2021 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ve plan değişikliği yapılması istemiyle 14.10.2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddedilmesine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 11.06.2021 tarihinde askıya çıkarılarak ilan edildiği ve 12.07.2021 tarihinde askıdan indirildiği, davacı tarafından söz konusu imar planlarına ilişkin herhangi bir itirazı bulunmaması nedeniyle dava açma süresinin imar planlarının askıdan indirildiği tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başladığı ve davacı tarafından anılan süre (60 gün) içerisinde dava açılmadığı anlaşıldığından, plan değişikliklerinin iptali istemi yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddinin gerektiği; yeni bir plan değişikliği yapılması istemiyle 14.10.2022 tarihinde yapılan başvurunun idarece cevap verilmeyerek reddedilmesine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden ise idarenin plan değişikliği yapması için yasada öngörülen zorunluluğun bulunmadığı, davacı tarafından plan değişikliği gerektirecek yasal dayanağın sunulmadığı, mülkiyet hakkının sınırlandığı iddiasının adli yargı yerinde açılacak giderim (tazminat) davasına konu edilebileceği dikkate alındığında yalnızca bu iddiaya dayanılarak plan değişikliği isteminde bulunulamayacağından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın imar planı değişikliğine ilişkin kısmının süre aşımı sebebiyle reddine, davanın yeni bir plan değişikliği yapılması istemiyle 14.10.2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddedilmesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Temyize konu kararda dava konusu taşınmazlara komşu niteliğinde veya aynı mahalle sınırları içerisinde taşınmazı bulunmayan ve bu mahallede de ikamet etmeyen davacı ile dava konusu edilen imar planları arasında kişisel, güncel ve meşru bir menfaat ilişkisi bulunmadığı gibi davacının yerleşim yeri adresi ile dava konusu imar planını ilgilendiren yerlerin farklı olduğu, davacının da dava konusu işlemle olan menfaat bağını somut olarak ortaya koyamadığı dikkate alındığında, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiğinden davanın reddi yolundaki idare mahkemesi kararında sonucu itibarıyla aykırılık görülmediği, bu nedenle istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının, kararda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, … Mahallesi (… Mahallesi), … ada, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlara ve bir kısım tescil dışı alana ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 04.06.2021 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ve yeni bir plan değişikliği yapılması istemiyle 14.10.2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları idari işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 14. maddesinde de, dava dilekçelerinin ehliyet yönünden inceleneceği ve 15/1-b maddesinde; bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
2577 sayılı Kanunun 7. maddesinin 1. fıkrasında; dava açma süresinin özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 4. fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kuralı yer almıştır.
Aynı Kanunun 10. maddesinde, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, otuz gün içinde cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabileceği, otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği, hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan “dava açma ehliyeti” iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir.
Her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, iptal davalarında dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisinin varlığı aranmaktadır. Her uyuşmazlıkta davacının menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. İptal davası açılabilmesi için aranan söz konusu menfaat ilişkisinin kişisel, meşru ve güncel olması, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir.
İlgililerin plan değişikliği koşullarının oluştuğunu öne sürerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesi uyarınca taşınmazları ile ilgili olarak mülkiyet hakkı kapsamında her zaman plan değişikliği isteminde bulunabilecekleri ve istemlerinin reddi üzerine dava açma süresi içinde bu istemlerinin reddine ilişkin işlem ile birlikte imar planına karşı dava açabilecekleri açıktır.
Uyuşmazlıkta davacı tarafından, 04.06.2021 tarihinde onaylanan İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, … Mahallesi, … ada, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlara ve bir kısım tescil dışı alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği sonucunda meydana gelen durumun ortadan kaldırılması için yeni bir plan değişikliği yapılması istemiyle 14.10.2022 tarihinde davalı idareye başvurulmuşsa da, davacının başvuruya konu taşınmazların maliki olmadığı dikkate alındığında, davacıya ait olmayan taşınmazlara ilişkin plan değişikliği talebinin zımnen reddedilmesine ilişkin işlem bakımından davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Söz konusu işlemin dayanağı olarak gösterilen planlar incelendiğinde, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 04.06.2021 tarihinde onaylandığı, söz konusu planların 11.06.2021 tarihinden itibaren 1 ay (30 gün) süre ile askıya çıkarıldığı, ilan süresi içerisinde itiraz başvurusunda bulunulmadığı ve kesinleştiği, anılan planların son askı tarihini izleyen altmış (60) gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 12/01/2023 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan; malik sıfatı bulunmayan ve dava konusu taşınmaz bakımından üçüncü kişi durumunda olan davacının söz konusu başvurusunun reddine yönelik işlemin (yukarıda açıklandığı üzere davacının bu işleme karşı dava açma ehliyeti bulunmadığından), dava konusu planlar bakımından da uygulama işlemi mahiyetinde değerlendirilemeyeceği ve planlar yönünden sona eren dava açma süresini de canlandırmayacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda davanın kısmen reddi, kısmen süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun değişik gerekçeyle reddine dair Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle plan değişikliğine ilişkin kısım yönünden süre aşımı nedeniyle reddine, plan değişikliği talebinin zımnen reddine ilişkin kısmı yönünden ise esastan reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun değişik gerekçeyle reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 14/05/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/9316 E. , 2025/2527 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/9316
Karar No : 2025/2527
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, … Mahallesi, … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlar ve çevresine ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliğinin kabul edilmesine yönelik Muratpaşa Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararı ile söz konusu kararın onaylanmasına dair Antalya Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu plan değişikliğinin 09/08/2021-07/09/2021 tarihleri arasında ilan edildiği, söz konusu plana askında herhangi bir itiraz olmadığı, davacı tarafından ilan tarihinin son gününü izleyen yasal 60 günlük süre içinde davanın açılması gerektiği, buna göre 1/1000 ölçekli imar planı değişikliği için ilan askının son günü olan 07/09/2021 tarihinden itibaren yasal 60 günlük içerisinde en son 06/11/2021 tarihinde dava açılması gerektirken bu süre geçirildikten sonra 27/04/2023 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, … Mahallesi, … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlar ve çevresine ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliğinin kabul edilmesine dair Muratpaşa Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararı ile söz konusu kararın onaylanmasına ilişkin Antalya Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği hükmüne yer verilmiştir.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görülebilmesi için ön koşullardan olan ehliyet, yani idari işlemle dava açacak kişi arasında “menfaat ilgisi”nin bulunup bulunmadığının yargı yerince takdir edileceği açıktır.
İptal davasına konu edilecek işlem ile davacı arasında menfaat ilişkisinin kurulabilmesi gerek doktrinde gerekse yargı içtihatlarında belirlendiği üzere ancak kişisel, meşru ve güncel bir ilginin varlığıyla mümkündür.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan “dava açma ehliyeti”, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olunmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.
Her uyuşmazlığın niteliğine göre davacıların dava açmaktaki menfaatini değerlendirmek yargı yerinin görevindedir. Bu kapsamda idari işlem türleri arasında düzenleyici ve bireysel işlemler ayrımı yapılmaktadır. Örneğin, imar planları her ölçekteki planlama hedefi değişse bile bir bölgenin veya şehrin arazi kullanımlarını, gelişme yön ve büyüklüklerini gösteren ve plan notları ve açıklama raporlarıyla bir bütün halinde olan düzenleyici işlemlerdir.
Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması amacıyla kamu yararını yakından ilgilendiren konularda Danıştay içtihatları ile belde sakini olmak dava açmak için yeterli görülmüş ise de, bu kapsamda bulunmayan alanlara ilişkin olarak imar planının iptali istemiyle dava açabilmek için davacının dava açmakta menfaati olduğunu somut olarak ortaya koyması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından Muratpaşa ilçesinde özel mülkiyete konu taşınmazın spor alanı kullanımında kalan kullanım kararlarında değişikliğe gidilmesine dair 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin dava konusu edildiği ve davacının davayı yalnızca belde sakini sıfatıyla açtığı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden adres kayıt sistemindeki (MERNİS) adresi sorgulandığında en son 2018 ‘de bildirdiği ikamet yerinin Serik ilçesi olarak gözüktüğü, güncel ikametinin bulunmadığı, dava dilekçesinde belirtilen ikamet adresinin ise uyuşmazlık konusu taşınmazlardan farklı mahallede yer aldığı, yine UYAP üzerinden Tapu Kadastro Bilgi Sistemindeki (TAKBİS) mal varlığı sorgulandığında ise uyuşmazlık konusu taşınmaza komşu ya da yakın alanda üzerine kayıtlı bir taşınmazının bulunmadığı görülmüştür.
Bu durumda, davacının, dava konusu işlemler ile doğrudan bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı, yaşayan bir kişi olarak açtığı bu davadaki istemlerinin çevre, tarihi, kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlar kapsamında da olmadığı, dolayısıyla bakılan davayı açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kararda sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 06/05/2025 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY (X) :
2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; kararı hukuka uygun bulursa onayacağı, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararın gerekçesini değiştirerek onayabileceği, 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 50. maddesinin 3. fıkrasında; bölge idare mahkemesinin, Danıştayca verilen bozma kararına uymayarak kararında ısrar edebileceği belirtilmiş; 2575 sayılı Danıştay Kanununun 38. maddesinde ise, İdari Dava Daireleri Kurulunun idare mahkemelerinden verilen ısrar kararları ile idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının ehliyetine yönelik temyize konu kararda herhangi bir gerekçe ve açıklama bulunmadığı, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince ehliyet hususunda bir hüküm tesis edilmediği görülmüştür.
Uyuşmazlık konusu olayda, davanın ehliyet bakımından reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince reddine karar verilmiştir.
Davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kararın ise içeriği ve sonuçları itibarıyla davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin karardan farklı olması nedeniyle bu gerekçe ile kararın onanması halinde karar veren İdari Dava Dairesinin davacının ehliyetli olduğu gerekçesiyle ilk kararında ısrar etme imkanı ortadan kalkacağından yargılama yetkisinin usulüne uygun kullanımının sağlanması amacıyla kararın bozulmasına Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdari Dava Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, Mahkeme tarafından verilen davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince reddi yolundaki kararın bozulması gerektiği oyuyla, anılan kararın değişik gerekçe ile onanmasına ilişkin Dairemiz kararına katılmıyorum.
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/9390 E. , 2025/2431 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/9390
Karar No : 2025/2431
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Maltepe İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel (eski … parsel) sayılı taşınmazda ruhsatsız yapılar yapıldığından bahisle, 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi gereğince söz konusu yapının yıkımına ve aynı Kanunun 42. maddesi uyarınca 1.840.307,33-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Maltepe Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; mahallinde aptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucu, yapı tatil tutanağı ile tespit edilen imara aykırı yapıların ruhsat gerektirmekte iken ruhsatsız olarak yapıldığı sabit olup davaya konu yapıların 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesi gereğince yıkımına ilişkin tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin yıkıma ilişkin kısmı yönünden davanın reddine; dava dosyasında ve … İdare Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin davacı hakkında para cezası uygulanması bakımından değerlendirilmesinden; davacının, dava dışı … İnş. San. ve Tic. A.Ş.’nin yetkilisi olmakla birlikte yapı sahibi olmadığının anlaşılması karşısında, cezaların şahsiliği ilkesi gereğince dava konusu işlemin 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca davacıya imar para cezası verilmesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının yıkıma ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine; İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının para cezasına ilişkin kısmı yönünden ise, idari para cezasının yapı sahibi olan şirkete verildiği, dava konusu belediye encümeni kararı ile davacı adına şahsen verilmiş ayrı bir para cezasının bulunmadığı, encümen kararında davacının şirket yetkilisi olması sebebiyle isminin zikredildiği, cezaların şahsiliği prensibi uyarınca idari para cezası nedeniyle açılacak davalarda ancak anılan tüzel kişiliğin dava açma ehliyetinin bulunduğu, encümen kararında davacının ismine yer verilmesinin idari para cezasının iptali istemiyle açılan davalarda menfaat bağının kurulması için yeterli olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, anılan cezanın muhatabı olmayan davacı gerçek kişinin, dava konusu para cezası ile kişisel ve güncel bir menfaat bağının olmadığı, idari para cezasının iptali talebiyle açılan davanın davacı … yönünden ehliyet yönünden reddi gerektiği gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının para cezasına ilişkin kısmının kaldırılmasına, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının yıkım yönünden onanması, para cezası yönünden ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Duruşma yapılmasına gerek görülmedi.
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul İli, Maltepe İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel (eski … parsel) sayılı taşınmazda ruhsatsız yapılar yapıldığından bahisle, 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi gereğince söz konusu yapının yıkımına ve aynı Kanunun 42. maddesi uyarınca 1.840.307,33-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Maltepe Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1/a bendinde “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönünden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davası …” idari dava türü olarak sayılmıştır. Doktrinde dava açma ehliyeti, iptal davasına konu işlemin niteliğine göre davacı ile işlem arasında bulunan kişisel, güncel ve meşru bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu işlemin yıkıma ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede;
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyiz istemine konu edilen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup davacı tarafından sunulan dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Dava konusu işlemin para cezası verilmesine ilişkin kısmına gelince;
Dosyanın ve Dairemizin 2022/9391 Esas sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden, dava konusu işlem ile 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca söz konusu yapıların yıkımına ve aynı Kanunun 42. maddesi uyarınca “… İnş. San. Tic. Ltd. Şti.-…” hakkında idari para cezası verilmesine karar verildiği, akabinde davacının, dava dışı … İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile birlikte dava konusu işleme karşı 12.02.2021 tarihli dilekçeyle itiraz ettiği, davacının itirazının Maltepe Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemiyle reddedilmesi üzerine, davacı tarafından bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; dava konusu encümen kararında anılan şirket ile birlikte davacının da ismine yer verildiği ve davacının … İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin yetkilisi olduğu dikkate alındığında, davacının anılan encümen kararının iptali istemiyle bakılan davayı açmakta kişisel, meşru ve güncel menfaatinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; dava konu encümen kararının para cezasına ilişkin kısmı yönünden de işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin verilen temyize konu İdari Dava Dairesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan; ayrı bir tüzel kişiliği ve mal varlığı bulunan sermaye şirketi adına kayıtlı bulunmasına rağmen, söz konusu taşınmazda ruhsatsız yapılar yapıldığından bahisle, yapı sahibi olarak şirket yetkilisi olarak davacının da para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin encümen kararında cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca hukuka uyarlık bulunmadığı da açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin para cezasına ilişkin kısmının iptaline, yıkıma ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının yıkıma ilişkin kısmına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddine; para cezasına yönelik yapılan istinaf başvurusunun ise kabulüne, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının kaldırılmasına, davanın ehliyet yönünden reddine dair temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yıkıma ilişkin kısmının ONANMASINA, para cezasına ilişkin kısmının ise BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 29/04/2025 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.