Sınır dışı edilen yabancının Türkiye’ye giriş yasağı, Türkiye’den çıkarılan kişinin belirli bir süreyle yeniden ülkeye girişinin yasaklanmasıdır. Bu yasak, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında idari bir işlem olarak düzenlenmiştir. Giriş yasağı, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı gerekçeleriyle alınabilir ve her bir yabancının durumu özel olarak değerlendirilir.
Giriş yasağı süresi genellikle bir yıl ile beş yıl arasında belirlenir. Ancak kamu düzeni açısından tehdit oluşturanlar için bu süre on yıla kadar uzatılabilir. Yasağın süresi, sınır dışı edilme gerekçesi, kişinin daha önceki Türkiye geçmişi, işlediği suçun niteliği gibi birçok faktöre göre değişir.
Giriş Yasağı Ne Zaman Başlar ve Ne Kadar Sürer?
Giriş yasağı, yabancının Türkiye’den fiilen çıkış yaptığı tarihte yürürlüğe girer. Bu nedenle yabancı henüz çıkış yapmamışsa, fiili çıkış gerçekleşene kadar yasağın süresi başlamış sayılmaz. Bu detay, özellikle sınır dışı kararına karşı dava açanlar için önemlidir.
Süre yönünden;
-
İlk kez sınır dışı edilen ve ciddi bir kamu tehdidi oluşturmayan yabancılar için genellikle 1 yıl
-
Sahte belge kullanımı, ikamet izni ihlali, çalışma izni olmadan çalışma gibi nedenlerle sınır dışı edilenlerde 2-5 yıl
-
Suça karışan, örgüt bağlantısı olan, kamu güvenliği tehdidi taşıyanlarda 5-10 yıl
arasında değişebilen süreler uygulanabilir.
Hangi Durumlarda Giriş Yasağı Konulur?
Giriş yasağı, tek başına değil, genellikle sınır dışı işlemiyle birlikte alınır. Aşağıdaki durumlar yasağın uygulanmasına sebep olabilir:
-
Türkiye’de izinsiz kalanlar, vize veya ikamet ihlali yapanlar
-
Suç işleyen ya da kamu güvenliğini tehdit eden yabancılar
-
Sahte evrakla başvuru yapanlar
-
Çalışma izni olmaksızın çalışan kişiler
-
Kamu sağlığını tehlikeye atan yabancılar
Ancak bazı istisnai hallerde, sınır dışı edilmeden de giriş yasağı konulabilir. Örneğin; sınır kapılarında yapılan kontrollerde tespit edilen riskli kişiler hakkında doğrudan giriş yasağı uygulanabilir.
Giriş Yasağına Karşı İtiraz Mümkün Müdür?
Yabancılar, haklarında verilen giriş yasağına karşı iptal davası açabilirler. Bu davalar, yabancının Türkiye dışındaysa Ankara 1. İdare Mahkemesi’nde, Türkiye içindeyse bulundukları yerdeki idare mahkemesinde açılır.
Ayrıca, idari başvuru yoluyla da Göç İdaresi Başkanlığı’na yasağın kaldırılması talep edilebilir. Bu başvurularda genellikle aşağıdaki belgeler sunulur:
-
Vize ya da ikamet ihlali varsa, bu ihlalin gerekçesine dair açıklama
-
Aile birliği, sağlık sorunları veya eğitim gibi insani gerekçeler
-
Dönüş garantisi mektubu (ülkeden tekrar yasa dışı kalmayacağını taahhüt eden dilekçe)
-
Gerekirse teminat gösterimi (örneğin dönüş bileti, maddi kaynaklar vb.)
Giriş yasağının kaldırılması, her başvuruda otomatik olmaz; Göç İdaresi tarafından yapılan değerlendirme sonucunda karara bağlanır.
Giriş Yasağına Rağmen Türkiye’ye Giriş Yapmak Mümkün mü?
Giriş yasağı bulunan yabancılar, bazı hallerde özel izinle Türkiye’ye kabul edilebilir. Bu durum, valilik veya Göç İdaresi Başkanlığı’nın izni ile mümkündür. Örneğin;
-
Ağır hastalık veya acil tedavi durumları
-
Türkiye’deki aile bireyleriyle bağlantı
-
Resmi davet veya uluslararası programlara katılım
-
Mahkeme çağrısı ya da ifade verme gibi hukuki zorunluluklar
Bu hallerde, yabancıya tek girişlik veya süreli özel bir vize muafiyeti sağlanabilir. Ancak bu izin, yalnızca özel durumlar için geçerlidir ve genel kural olarak giriş yasağını ortadan kaldırmaz.
Giriş Yasağı Olan Kişi Vize Başvurusu Yapabilir mi?
Giriş yasağı süresi dolmamış olan bir yabancının, Türk Konsolosluğu’na yaptığı vize başvurusu sistem tarafından otomatik olarak reddedilir. Çünkü giriş yasağı ile vize reddi ayrı işlemler olmasına rağmen birbirini doğrudan etkiler.
Bu nedenle vize başvurusu yapmadan önce, giriş yasağının kaldırılması ya da süresinin dolmuş olması gerekir. Aksi halde, yapılan başvurular zaman ve belge kaybına yol açar.
Giriş Yasağı Hangi Kurum Tarafından Uygulanır?
Giriş yasağı kararı, esasen İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi Başkanlığı tarafından alınır. Ancak sahada uygulamayı yürüten birimler şunlardır:
-
İl Göç İdaresi Müdürlükleri (sınır dışı işlemi ve tebligat)
-
Sınır kapılarında görevli Pasaport Polisleri (giriş kontrolü)
-
Yurt dışı temsilcilikleri (vize reddi ve sistem kontrolleri)
Giriş yasağı süresi dolsa bile, sistemden silinmemişse yabancı sınır kapısından geri çevrilebilir. Bu nedenle seyahatten önce yasak süresinin dolduğuna ve sistemden kaldırıldığına emin olunmalıdır.
Sınır Dışı Edilen Yabancı Türkiye’ye Ne Zaman Girebilir? Giriş Yasağı Süreci ve Başvuru Aşamaları
Aşama | Ne Yapılır? | Süre | Başvuru Yeri / Makam | Açıklama / Dikkat Edilecek Noktalar |
---|---|---|---|---|
1. Sınır Dışı Kararının Tebliği | Yabancıya sınır dışı edilme kararı yazılı olarak bildirilir | Tebliğ anı | İl Göç İdaresi Müdürlüğü | Giriş yasağı bu kararın doğal sonucu olabilir; süresi kararda belirtilmeyebilir |
2. Giriş Yasağının Başlangıcı | Yabancı Türkiye’den fiilen çıkar | Çıkış anı | Sınır kapısı | Yabancı çıkış yapmadan yasak süresi işlemeye başlamaz |
3. Giriş Yasağının Sisteme İşlenmesi | Karar GöçNet sistemine ve pasaport kontrol sistemine girilir | Anında | Göç İdaresi Başkanlığı | Sistem üzerinden havalimanı, sınır kapılarında otomatik kontrol sağlanır |
4. İdari Başvuru ile Kaldırma Talebi | Yasak süresi dolmadan, insani gerekçelerle idareye başvuru yapılır | Ortalama 30-60 gün | İl Göç İdaresi veya Göç İdaresi Başkanlığı | Aile birliği, sağlık, eğitim gibi gerekçeler güçlü şekilde sunulmalı |
5. İptal Davası Açılması | Yasak kararına karşı dava açılır | Tebliğden itibaren 60 gün | Ankara 1. İdare Mahkemesi (yurt dışından), diğer illerde yerel idare mahkemeleri | Davada yürütmenin durdurulması da talep edilebilir |
6. Sürenin Dolması ve Sistemden Silinme | Yasak süresi sona erdiğinde sistemden otomatik kalkması beklenir | Genellikle 1-5 yıl (bazı durumlarda 10 yıla kadar) | Göç İdaresi Başkanlığı | Süre dolsa bile sistemden silinmediyse girişte engel çıkabilir |
7. Özel İzinle Giriş Talebi | Tek seferlik veya sınırlı süreli Türkiye’ye giriş için izin talep edilir | Gerekli durumun aciliyetine göre değişir | Valilik veya Göç İdaresi Başkanlığı | Mahkeme çağrısı, acil sağlık, aile birliği gibi durumlar dikkate alınır |

Sınır Dışı Edilen Yabancının Türkiye’ye Giriş Yasağı Sıkça Sorulan Sorular
Sınır dışı edilen yabancının Türkiye’ye giriş yasağı nedir?
Sınır dışı edilen yabancının Türkiye’ye giriş yasağı, kişinin Türkiye’den çıkarıldıktan sonra belirli bir süre boyunca yeniden ülkeye girişinin idari kararla engellenmesidir. Bu karar, kamu düzeni, kamu güvenliği ya da kamu sağlığı gerekçesiyle alınır ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında uygulanır.
Giriş yasağı süresi ne kadardır?
Giriş yasağı süresi genellikle 1 yıl ile 5 yıl arasında değişir. Ancak kamu güvenliğine tehdit oluşturan durumlarda bu süre 10 yıla kadar uzatılabilir. Süre, yabancının sınır dışı edilme gerekçesine, ülkeye karşı taşıdığı riske ve geçmişteki ihlallerine göre belirlenir.
Giriş yasağı ne zaman başlar?
Yasak kararı verildikten sonra uygulama, yabancının fiilen Türkiye’den çıkış yaptığı tarihte başlar. Eğer kişi henüz çıkış yapmadıysa, yasak süresi işlemeye başlamaz. Bu nedenle çıkış tarihi kritik bir aşamadır.
Giriş yasağına rağmen Türkiye’ye giriş mümkün mü?
Bazı özel ve istisnai hallerde giriş yasağına rağmen kişinin Türkiye’ye girişi mümkün olabilir. Ağır hastalık, mahkeme çağrısı, aile birliği gibi insani durumlar söz konusuysa valilikten veya Göç İdaresi Başkanlığı’ndan özel izin alınarak tek seferlik veya sınırlı süreli giriş sağlanabilir.
Giriş yasağına nasıl itiraz edilir?
Giriş yasağına karşı iptal davası açmak mümkündür. Dava, kişinin Türkiye’de bulunup bulunmadığına göre ya bulunduğu ilin idare mahkemesinde ya da Ankara 1. İdare Mahkemesi’nde açılır. Ayrıca idari başvuru yoluyla Göç İdaresi’nden yasağın kaldırılması da talep edilebilir.
Giriş yasağı olan kişi vize alabilir mi?
Giriş yasağı sistemde aktif olduğu sürece kişi vize başvurusu yapsa dahi başvuru otomatik olarak reddedilir. Bu nedenle vize başvurusu öncesinde giriş yasağının kaldırılması gerekir. Aksi takdirde konsolosluk işlemlerinde engelle karşılaşılır.
Giriş yasağı hangi kuruma başvurarak kaldırılabilir?
Yasak kaldırma başvuruları İl Göç İdaresi Müdürlüklerine veya doğrudan Göç İdaresi Başkanlığı’na yapılabilir. Başvuruda genellikle mağduriyet durumu, aile bağları, eğitim, sağlık gibi gerekçeler sunulur. Gerekirse dönüş garantisi içeren taahhütname ya da teminat da istenebilir.
Giriş yasağı kaldırıldıktan sonra Türkiye’ye giriş serbest mi olur?
Giriş yasağı kaldırıldığı takdirde kişi, vize şartlarına uymak kaydıyla Türkiye’ye yeniden giriş yapabilir. Ancak yasağın sistemden tamamen kaldırıldığından emin olunmalıdır. Çünkü süre dolsa bile sistemden silinmemiş bir yasak, sınır kapısında sorun yaratabilir.
Hangi durumlarda giriş yasağı konulmaz?
İdari gözetim kararı verilen ancak gönüllü geri dönüş yapan bazı yabancılara giriş yasağı uygulanmayabilir. Ayrıca uluslararası koruma başvurusu yapanlar ile insan ticareti mağdurları gibi hassas gruplara ilişkin uygulamalar farklılık gösterebilir. Bu kişiler hakkında ayrıca değerlendirme yapılır.
Giriş yasağının kaldırılması ne kadar sürer?
Başvurunun türüne ve dayanak gösterilen gerekçeye göre süreç 15 ila 90 gün arasında sonuçlanabilir. İdari başvurular daha hızlı neticelenebilirken, dava yoluyla kaldırma işlemleri daha uzun sürebilir. Giriş yasağının kaldırılması için yapılacak idari başvuru süreci, doğru belgelerle desteklenmelidir.

Sınır Dışı Edilen Yabancının Türkiye’ye Giriş Yasağı Dikkat Edilmesi Gerekenler
Giriş Yasağı Nedir ve Ne Zaman Uygulanır?
Sınır dışı edilen yabancının Türkiye’ye giriş yasağı, bir yabancının sınır dışı edildikten sonra belirli bir süre boyunca Türkiye’ye yeniden girişinin engellenmesidir. Bu yasak, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı gerekçeleriyle idari karar olarak uygulanır. Uygulama, yabancının Türkiye’den çıkış yaptığı tarihten itibaren başlar ve Göç İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülür.
Giriş yasağı çoğunlukla sınır dışı kararıyla birlikte verilir. Ancak bazı durumlarda, kişi sınır dışı edilmeden de hakkında doğrudan giriş yasağı uygulanabilir. Bu durum genellikle sınır kapılarında ülkeye alınmayan yabancılar açısından ortaya çıkar.
Giriş Yasağının Süresi Ne Kadardır?
Giriş yasağının süresi genellikle 1 yıl ile 5 yıl arasında değişir. Ancak kamu düzeni açısından ciddi tehdit oluşturan yabancılar için bu süre 10 yıla kadar uzatılabilir. Süre belirlenirken yabancının ihlali, geçmişteki benzer durumları, Türkiye’deki davranışları ve güvenlik riski gibi unsurlar değerlendirilir.
Yabancı ülkeyi terk ettiği tarihten itibaren giriş yasağı başlar. Ancak kişinin kendi ülkesine dönmeden, idare mahkemesinde dava açması ve yürütmenin durdurulması kararı alması durumunda süreç farklı şekilde işleyebilir. Bu nedenle yargı süreci başlatmadan önce detaylı hukuki danışmanlık alınması önemlidir.
Giriş Yasağı Kim Tarafından Konulur ve Nasıl Bildirilir?
Giriş yasağı kararı, İçişleri Bakanlığı bünyesinde görev yapan Göç İdaresi Başkanlığı tarafından verilir. Uygulama sahada İl Göç İdaresi Müdürlükleri ve sınır kapılarındaki emniyet birimlerince gerçekleştirilir. Karar, yabancıya yazılı olarak tebliğ edilir. Ancak kişinin Türkiye dışında olması durumunda bu tebligat yapılmayabilir; bu durumda giriş yasağı doğrudan sistem üzerinden işlenmiş olur.
Yasak süresi dolmamış olsa bile, bazı durumlarda sistem hatası nedeniyle eski giriş yasağı aktif kalabilir. Bu nedenle Türkiye’ye seyahat etmeden önce yasak süresinin dolduğu ve sistemden silindiği teyit edilmelidir.
Giriş Yasağına Kimler Maruz Kalabilir?
Giriş yasağı, her yabancı hakkında otomatik olarak uygulanmaz. Genellikle aşağıdaki durumlarda gündeme gelir:
-
Vize ihlali, ikamet süresini aşma veya yasa dışı çalışma
-
Sahte belgeyle vize veya ikamet izni alma girişimi
-
Kamu düzenini tehdit eden faaliyetlerde bulunma
-
Suç işleme ya da örgüt üyeliği şüphesi
-
Kamu sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalık taşıma
Özellikle vize ve ikamet ihlalleri, yabancının hukuki durumunu kaybetmesine ve bu nedenle hem sınır dışı edilmesine hem de giriş yasağına maruz kalmasına neden olur.
Giriş Yasağına Nasıl İtiraz Edilir?
Giriş yasağına karşı hem yargı yoluna hem de idari başvuru yoluna başvurulabilir. Yabancı Türkiye’deyse bulunduğu yerin idare mahkemesinde, Türkiye dışındaysa Ankara 1. İdare Mahkemesi’nde iptal davası açabilir. Dava süresi genellikle tebligat tarihinden itibaren 60 gündür.
İdari başvuru ise Göç İdaresi Başkanlığı’na doğrudan yapılabilir. Başvuruda sağlık durumu, aile birliği, eğitim, insani nedenler gibi gerekçeler sunulabilir. Gerekirse dönüş garantisi mektubu veya maddi teminat da sunularak güvence verilebilir.
Giriş yasağının kaldırılması için yapılacak idari başvuru süreci, eksiksiz belgeyle ve hukuki dayanaklarla desteklenmelidir.
Giriş Yasağının Kaldırılması Mümkün mü?
Giriş yasağı kalıcı bir uygulama değildir. Hem süresi dolduğunda otomatik olarak sona erer hem de idari veya yargısal yollarla kaldırılabilir. Süresi dolan yasakların sistemde hâlâ görünmesi halinde Göç İdaresi ile iletişime geçilerek kayıt güncellemesi istenmelidir.
Yasağın kaldırılması için yapılan başvurularda insani nedenler, eğitim hakkı, sağlık tedavisi, Türkiye’de bulunan aile bireyleri gibi gerekçeler etkili olabilir. Kararın kaldırılması tamamen idarenin takdirindedir, ancak başvurunun hukuki gerekçelere dayanması şansı artırır.
Giriş Yasağı Olan Yabancılar Vize Başvurusu Yapabilir mi?
Giriş yasağı sistemde aktif olduğu sürece, yabancının vize başvurusu otomatik olarak reddedilir. Bu nedenle yasağın kaldırılması veya süresinin dolmasının ardından konsolosluklara başvuru yapılmalıdır. Aksi halde hem zaman kaybı yaşanır hem de kişinin yeniden giriş şansı zora girer.
Vize başvurusu reddedilen yabancılar, çoğu zaman sistemde aktif bir giriş yasağı bulunduğundan habersizdir. Bu nedenle vize başvurusu öncesi yasağın mevcut olup olmadığı mutlaka kontrol edilmelidir.
Giriş Yasağına Rağmen Türkiye’ye Giriş Yapılabilir mi?
Bazı istisnai durumlarda, kişi hakkında giriş yasağı bulunsa dahi valilik veya Göç İdaresi Başkanlığı izniyle tek seferlik Türkiye’ye giriş yapılabilir. Bu tür özel izinler özellikle:
-
Ağır hastalık tedavisi
-
Aile birliği sağlanması
-
Mahkeme çağrısı
-
Resmi kurum daveti
gibi zorunlu ve özel durumlar için tanınır. Ancak bu istisnalar geçici niteliklidir ve giriş yasağını tamamen ortadan kaldırmaz.
Giriş Yasağı Nasıl Kaldırılır? Sınır Dışı Edilen Yabancı İçin Dilekçe Örneği
T.C. GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI’NA
(veya ilgili İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne)
KONU: Sınır dışı edilen şahsın Türkiye’ye giriş yasağının kaldırılması talebimizden ibarettir.
Sayın Yetkili,
Müvekkilim/Yabancı uyruklu şahıs [Adı Soyadı], [Uyruğu] vatandaşı olup, [Yabancı Kimlik Numarası veya Pasaport Numarası] ile Türkiye’de bulunmaktayken [sınır dışı edilme gerekçesi, örn: ikamet süresinin aşılması, vizesiz kalma, çalışma izni olmadan çalışma vb.] nedeniyle hakkında sınır dışı kararı alınmış ve ardından Türkiye’ye giriş yasağı uygulanmıştır.
Ancak, ilgili yasağın kaldırılmasını gerektiren aşağıdaki insani ve özel gerekçeler bulunmaktadır:
-
Aile bağları: Türkiye’de yaşayan eşim/çocuklarım/ebeveynlerim bulunmaktadır. Aile birliğinin korunması Anayasa ve uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınmıştır.
-
Sağlık durumu: [Kendisine veya birinci derece yakınına ait sağlık problemi açıkça ifade edilir, rapor eklenir.]
-
Eğitim/İş durumu: [Türkiye’de sürdürülmesi gereken eğitim veya yasal çalışma faaliyeti varsa belirtilir.]
-
Gönüllü dönüş: Türkiye’den kendi rızamla ayrıldım, kamu düzenine tehdit oluşturan herhangi bir eylemim bulunmamaktadır.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 9 ve 10. maddeleri uyarınca, giriş yasağına dair kararın yeniden değerlendirilmesini ve yasağın kaldırılmasını talep etmekteyim. Tarafımca Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına saygı gösterileceğini ve aynı ihlallerin tekrar edilmeyeceğini taahhüt ederim. Talep halinde dönüş garantisi mektubu ve konaklama/ulaşım masraflarını karşılayabileceğime dair belgeleri de sunmaya hazırım.
Gereğini arz ederim.
Tarih: [GG/AA/YYYY]
Adı Soyadı:
İmza:
Adres (Varsa Türkiye’de Yakın Adresi):
Telefon / E-posta:
EKLER:
-
Pasaport fotokopisi
-
Sınır dışı kararına ilişkin belge
-
Aile bağlarını gösteren belgeler (nüfus kayıt örneği, evlilik cüzdanı vb.)
-
Sağlık raporu (varsa)
-
Taahhüt mektubu (istenirse)
-
Dönüş uçak bileti veya maddi teminat beyanı

Sınır Dışı Edilen Yabancının Türkiye’ye Giriş Yasağı Danıştay Kararları
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4631 E. , 2024/5214 K.
“İçtihat Metni”
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/4631
Karar No : 2024/5214
İSTEMİN_KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, hakkında tesis edilen yurda giriş yasağının kaldırılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 16/11/2016 tarih ve E:2016/3187, K:2016/4042 sayılı bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, Emniyet Genel Müdürlüğü … Dairesi Başkanlığının… tarihli ve … sayılı yazısı göz önünde bulundurularak terörist faaliyetlere iştiraklerin önlenmesi, çatışma bölgelerine seyahatlerin engellenmesi ve ülke güvenliğinin korunması bağlamında, davacı hakkında devlet güvenlik birimlerinin raporları dikkate alınmak suretiyle hükümranlık yetkisi dahilinde tesis olunduğu anlaşılan dava konusu işlemde ulusal ve uluslararası metinlere aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, hakkında alınan yurda giriş yasağı kararının fiili nedenleri ve somut delilleri bulunmadığı, hakkındaki kararların Rusya makamlarından kaynaklandığı ve idare tarafından işlem tesis edilirken politik saiklerle hareket edildiği, 15 yıldır eşi ve çocuklarıyla birlikte Türkiye’de yaşadığı, etnik köken olarak Ahıska Türkü ve Çerkez olması nedeniyle burada tarihsel bağlarının bulunduğu, geri gönderilmesi halinde dini inançları nedeniyle kötü muamele ve işkence ile karşılaşacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, kamu güvenliğini tehlikeye sokacağı anlaşılan yabancılar hakkında tahdit kodu veri girişi yapıldığı, davacı hakkında ulusal güvenlik, terörizm eylemlerinin önüne geçmek ve çatışma bölgelerine seyahatin engellenmesi amacıyla G-87 tahdit kodu veri girişinin yapıldığı, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Rusya Federasyonu vatandaşı olan davacının, yasal olarak 2007 yılında Türkiye’ye giriş yaptığı, davacıya bu tarihten itibaren ikamet izni verildiği, istihbarat birimlerinde elde edilen bilgiler uyarınca davacı hakkında 23/10/2014 tarihinde ülkemizi çatışma bölgelerine geçişlerde güzergah olarak kullandığı gerekçesiyle Türkiye’ye giriş yasağı kararı alındığı, davacı tarafından Türkiye’ye giriş yasağının kaldırılması talebiyle 25/03/2015 tarihinde yapılan başvurunun dava konusu işlemle reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın “Yerleşme ve Seyahat Hürriyeti” başlıklı 23. maddesinde, “Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek; Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir. Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir. Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.” hükmü yer almaktadır.
BM tarafından, 16 Aralık 1966 tarihli, 2200A (XXI) sayılı Genel Kurul Kararıyla kabul edilen ve 23 Mart 1976 tarihinde yürürlüğe giren (Türkiye’nin taraf olduğu), Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin 12. maddesi şöyledir:
“1. Yasal olarak bir Devletin ülkesinde bulunan herkes, o ülke içinde özgürce hareket etme hakkına ve ikametgahını seçme özgürlüğüne sahiptir. 2. Herkes, kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeyi terketmekte özgürdür. 3. Yukarıda sözü edilen haklara, ulusal güvenliği, kamu düzenini, kamu sağlığını ya da genel ahlakı veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak üzere yasalarla konmuş ve bu Sözleşme’de tanınan diğer haklarla uyumlu olanlar dışında herhangi bir sınırlama konulamaz. 4. Hiç kimse, kendi ülkesine girme hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz.”
11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun yayımı tarihinden bir yıl sonra 11/04/2014 tarihinde yürürlüğe giren 9. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle, “(1) Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir. (2) Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanır. (3) Türkiye’ye giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır. Ancak, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir. (4) Vize veya ikamet izni süresi sona eren ve bu durumları yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için valiliklere başvuruda bulunup hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıların Türkiye’ye giriş yasağı süresi bir yılı geçemez. (5) 56 ncımadde uyarınca Türkiye’yi terke davet edilenlerden, süresi içinde ülkeyi terk edenler hakkında giriş yasağı kararı alınmayabilir. (6) Genel Müdürlük, giriş yasağını kaldırabilir veya giriş yasağı saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin verebilir. (7) Kamu düzeni veya kamu güvenliği sebebiyle bazı yabancıların ülkeye kabulü Genel Müdürlükçe ön izin şartına bağlanabilir.” hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, kamu güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye sokacağı değerlendirilen yabancılar hakkında güvenlik tahdit kodları veri girişi yapıldığının, G-87 tahdit kodunun (Genel Güvenlik) Türkiye’nin kamu düzeni veya güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancılar hakkında Türkiye’ye giriş yasağı alınmasında esas alınan veri girişi kodu olduğunun, jeopolitik konumu gereği Türkiye’yi çatışma bölgelerine geçiş güzergahı için kullanan, böylece ülkeye giriş çıkış yapan yabancıların, ülkeye giriş yapmalarını, ülkeyi güzergah olarak kullanmalarını, ülkede terör faaliyetlerinde bulunmalarını önlemek amacıyla veri girişi yapıldığının belirtildiği görülmektedir.
Dosya içeriğinde yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde; davalı Göç İdaresi Başkanlığınca verilen savunmalarda, davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü … Dairesi Başkanlığının … tarih ve… sayılı, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığının… tarih ve… sayılı ve Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanlığının… tarih ve… sayılı gizli yazılarına istinaden; ulusal güvenlik, terörizm eylemlerinin önüne geçmek ve çatışma bölgelerine seyahatin engellenmesi amacıyla ve genel güvenlik gerekçesiyle yurda giriş yasağı kararının alındığı belirtilmektedir.
Dairemizin 27/03/2024 tarihli ara kararı uyarınca yukarıda aktarılan yazıların anılan idarelerden istenildiği, bunun yanında davalı idareden davacı hakkında dava konusu işlemin tesis edilmesine sebep olan işlemler ile bilgilerin gönderilmesinin istenildiği; anılan idareler tarafından verilen ara kararı cevaplarında davacı hakkında tahdit kodu konulmasına gerekçe teşkil edecek somut bilgi ve belge sunulamadığı, davalı idarenin 06/11/2024 tarihli cevabi yazısında ise davacı hakkında tesis edilen tüm G-87 tahdit kodlarının, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığının … tarih ve … sayılı gizli yazısına istinaden kaldırıldığının bildirildiği, davacı hakkında aktif G-87 tahdit kodu bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı hakkındaki tahdit kodlarının hangi gerekçeler ile kaldırıldığı da araştırılarak yeniden bir karar verilmesi gerekmekte olup, davanın reddi yönünde verilen … İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/11/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/2011 E. , 2023/4050 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/2011
Karar No : 2023/4050
DAVANIN KONUSU : Irak vatandaşı olan davacılar tarafından haklarında O-100 (Yurda Girişi Yasaklı Sığınmacı) tahdit kodu konulmasına ilişkin 22/11/2017 tarihli Konya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 17/03/2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 79. maddesinin 6. fıkrasının ve İçişleri Bakanlığının … tarih ve … sayılı Genelgesinin 74. maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacılar tarafından, ülkeye tekrar girebileceklerini düşünerek uluslararası koruma başvurularını geri çekerek ülkelerine döndükleri, Irak’ta vize için başvuruda bulunduklarında haklarında yurda giriş yasağı kararı alındığını öğrendikleri, yasağın kaldırılması için başvuruda bulunduklarında herhangi bir yasak olmadığının belirtildiği, ancak ülkeye gelip ikamet izni başvurusunda bulunduklarında yurda giriş yasağı bulunması nedeniyle başvurularının kabul edilmediği, 6458 sayılı Kanunla Genel Müdürlüğe verilen yurda giriş yasağı yetkisinin Yönetmelik ile valiliklere devredilemeyeceği, Kanunda süre şartı olmasına rağmen haklarında süresiz giriş yasağı uygulandığı, yurda giriş yasağının uygulanması hakkında bir takdir yetkisi verildiği, ancak davalı idarece ülkeyi terk eden bütün yabancılara keyfi bir şekilde yurda giriş yasağı konulduğu ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI : Davalı Göç İdaresi Başkanlığı ve Konya Valiliği tarafından, usule ilişkin olarak, davacılar hakkında tesis edilen işleme karşı açılan davanın ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülecek davalar kapsamına girmediği, İçişleri Bakanlığı’nın … tarih ve … sayılı Genelgesinin 17 maddeden ibaret olduğu ve uygulayıcılara yol göstermeye yönelik bulunması nedeniyle icrai nitelikte olmadığı, davanın süresi içerisinde açılmadığı; esas yönünden ise, iptali istenilen düzenlemelerin Kanun’a aykırı olmadığı, aksine Kanun’u açıklayıcı nitelikte olduğu, tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmakta olup, davalı İçişleri Bakanlığı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 22/11/2017 tarihli Konya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 26/03/2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 79. maddesinin 6. fıkrasında yer verilen “Genel Müdürlük uluslararası koruma başvuruları geri çekilmiş sayılanlar veya uluslararası koruma talebi reddedilenler hakkında, ülkeye giriş yasağı uygulayabilir” ibaresi bakımından davanın reddi, aynı maddede yer alan “veya bu yetkisini valiliklere devredebilir.” ibaresinin iptali, İçişleri Bakanlığının … tarih ve … sayılı Genelgesinin 74. maddesinin iptali istemi yönünden ise davanın incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; Irak vatandaşı olan davacılar tarafından haklarında tesis edilen 22/11/2017 tarihli Konya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 26/03/2016 gün ve 29656 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 79’uncu maddesinin 6’ncı fıkrasında yer verilen “Genel Müdürlük uluslararası koruma başvuruları geri çekilmiş sayılanlar veya uluslararası koruma talebi reddedilenler hakkında, ülkeye giriş yasağı uygulayabilir veya bu yetkisini valiliklere devredebilir.” ibaresinin ve İçişleri Bakanlığının … gün ve … sayılı Genelgesinin 74’üncü maddesinin iptali istemleriyle açılmıştır.
Davalı İdarelerin, idare mahkemesinin görev alanına giren ve süresinden sonra açılan davanın görev ve süre yönünden reddedilmesi gerektiği iddiası yerinde görülmemiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasının “d” bendinde, dava dilekçelerinin, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlemin olup olmadığı yönünden inceleneceğine; aynı Kanunun 15’inci maddesinin 1’inci fıkrasının “b” bendinde de, böyle bir işlemin bulunmaması halinde, davanın sonraki yargılama işlemlerine girişilmeksizin reddedileceğine ilişkin kurallara yer verilmiştir.
Bu itibarla, davacılar tarafından, İçişleri Bakanlığının … gün ve … sayılı Genelgesinin 74’üncü maddesinin iptali istemiyle dava açılmış ise de; sözü edilen Genelgenin 17 maddeden ibaret olması ve Danıştay Onuncu Dairesince 25/9/2018 tarihinde verilen ara kararıyla davacılardan genelgenin hangi maddesinin iptalinin istenildiği sorulmasına rağmen, cevap verilmemesi dolayısıyla, ortada yukarıda anılan 14’üncü maddenin 3’üncü fıkrasının (d) bendinde belirtilen, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem bulunmadığından, söz konusu işlem yönünden açılan davanın incelenmeksizin reddi gerekmektedir.
Öte yandan; yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları ve İçişleri Bakanlığına bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek amacıyla yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 9’uncu maddesinin 2’nci fıkrasında, “Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanır.”; “Sınır dışı etme kararı alınacaklar” başlıklı 54’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının i bendinde de, “Uluslararası koruma başvurusu reddedilen, uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan, uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayan, yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:”; 121’inci maddesinde ise, “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” hükümlerine yer verilmiştir.
6458 sayılı Kanunun 121’inci maddesine dayanılarak hazırlanan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 79’uncu maddesinin 6’ncı fıkrasında, “Genel Müdürlük uluslararası koruma başvuruları geri çekilmiş sayılanlar veya uluslararası koruma talebi reddedilenler hakkında, ülkeye giriş yasağı uygulayabilir veya bu yetkisini valiliklere devredebilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen hükümlerin değerlendirilmesinden, çeşitli nedenlerle Türkiye’den sınır dışı edilen yabancılarla ilgili uluslararası koruma başvuruları hakkında karar alma konusunda genel müdürlük veya valiliklere yetki tanındığı açık olup; sözü edilen Kanun uyarınca hazırlanan dava konusu yönetmelik hükmünde ve buna dayanılarak ikamet iznine başvuracağından bahisle gönüllü olarak uluslararası koruma başvurusunu geri alan davacılar adına tesis edilen işlemde üst hukuk normuna ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir.
Davacılar tarafından ileri sürülen diğer iddialarda da yasal isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davanın, İçişleri Bakanlığının … gün ve … sayılı Genelgesinin 74’üncü maddesinin iptali istemine ilişkin kısmının incelenmeksizin; diğer kısımlarının ise esastan reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dosyanın incelenmesinden;
– 08/09/2014 tarihinde ülkeye giriş yaparak uluslararası koruma başvurusunda bulunan ve Konya’da ikamete tabi tutulan davacıların, 14/09/2017 tarihinde Türkiye’ye vizeyle giriş yapıp ikamet izni başvurusunda bulunmak üzere ülkeleri Irak’a geri dönmek için uluslararası koruma başvurusunu geri çektikleri,
– 14/09/2017 tarihli başvuru üzerine tesis edilen aynı tarihli işlemle davacılara; otuz gün içerisinde ülkeyi terk etmeleri gerektiği, otuz gün içerisinde ülkeyi terk etmedikleri takdirde son karar alınacağı ve yurda giriş yasağı da uygulanarak sınır dışı kararı verileceğinin tebliğ edildiği, bunun üzerine 16/09/2017 tarihinde davacıların ülkeden çıkış yaptığı,
– Davacılar vekili tarafından müvekkilleri hakkında O-100 (Yurda Girişi Yasaklı Sığınmacı) tahdit kodu konulduğunun öğrenilmesi üzerine, 27/09/2017 tarihli dilekçe ile O-100 tahdit kodlu giriş yasağının kaldırılması için başvuruda bulunulduğu, 10/11/2017 tarihli Göç İdaresi Genel Müdürlüğü işlemi ile davacılar hakkında 10/11/2017 tarihi itibarıyla tahdit bulunmadığının belirtildiği,
– 22/11/2017 tarihinde Konya Valiliği İl Göç İdaresi tarafından davacılar tarafından ikamet iznine başvuruda bulunulmadığı için O-100 tahdidi ile yurda giriş yasağı konulduğu,
– 04/12/2017 tarihinde ülkeye giriş yapan davacıların, 08/12/2017 tarihinde kısa dönem ikamet izni başvurusunda bulunduğu, ikamet izni müracaatı neticesinde verilen randevu tarihi olan 08/01/2018 tarihinde Konya İl Göç İdaresi Müdürlüğüne başvurduklarında haklarında Türkiye’ye giriş yasağı konulduğunun öğrenildiği ve bu başvurularının haklarında Türkiye’ye giriş yasağı kararı olduğu gerekçesiyle reddedilmesi üzerine de 24/01/2018 tarihinde kayda giren dilekçe ile 22/11/2017 tarihli Konya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü işleminin, bu işlemin dayanağı olan 17/03/2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 79. maddesinin 6. fıkrası ile İçişleri Bakanlığının 05/06/2015 tarih ve 2015/17 sayılı Genelgesinin 74. maddesinin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı,
– Davanın açılmasından sonra davacılar tarafından 30/01/2018 tarihinde haklarındaki giriş yasağının kaldırılması talebiyle Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne yapılan başvurunun adı geçen idarece 02/02/2018 tarihli işlemle reddedildiği anlaşılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı Göç İdaresi Başkanlığı ve Konya Valiliği tarafından, usule ilişkin olarak, davacılar hakkında tesis edilen işleme karşı açılan davanın ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülecek davalar kapsamına girmediği, davanın süresinde açılmadığı, İçişleri Bakanlığı’nın 05/06/2015 tarih ve 2015/17 sayılı Genelgesinin ise icrai nitelikte olmadığı ileri sürülmektedir.
1) Davalı İdarelerin Görev ve Süre İtirazlarının İncelenmesi:
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun “İlk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalar” başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay tarafından karara bağlanacağı kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; 2. fıkrasının (a) bendinde, idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı; 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacılar hakkında tesis edilen 22/11/2017 tarihli Konya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü işleminin, 6458 sayılı Kanun’un Türkiye’ye giriş yasağının tebliğini zorunlu kılan 10. maddesi hükmüne rağmen davacılara tebliğ edilmediği görülmektedir. Bu nedenle, dava konusu Konya Valiliği işleminden davacıların haberdar oldukları tarihin, davacılar tarafından beyan edilen 08/01/2018 tarihi olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, davacılar tarafından, işlemden haberdar oldukları 08/01/2018 tarihinden itibaren altmış gün içerisinde, 24/01/2018 tarihinde kayda giren dilekçe ile açıldığı görülen davanın süresinde olduğu sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, Konya Valiliği işlemi ile bu işlemin dayanağı olduğundan bahisle Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 79. maddesinin 6. fıkrasında yer verilen “Genel Müdürlük uluslararası koruma başvuruları geri çekilmiş sayılanlar veya uluslararası koruma talebi reddedilenler hakkında, ülkeye giriş yasağı uygulayabilir veya bu yetkisini valiliklere devredebilir.” ibaresinin de iptali istenildiğinden, 2575 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen kuralı uyarınca davanın ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülecek olan davalardan olduğu da açıktır.
Bu nedenle, davalı idarenin göreve ve süreye ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
2) İçişleri Bakanlığının … Tarih ve … Sayılı Genelgesi’nin 74. Maddesinin İptali İsteminin İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Hakkında Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılacağı kuralına yer verilmiştir. Buna göre, iptal davası açabilmenin ana şartı, idari davaya konu edilebilecek bir idari işlemin varlığıdır.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından İçişleri Bakanlığının … tarih ve … sayılı Genelgesinin 74. maddesinin iptali istenilmişse de, anılan Genelge incelendiğinde; 17 maddeden ibaret olduğu, Dairemizin 25/09/2018 tarihli ara kararıyla davacıdan anılan Genelgeye yönelik istemini açıklığa kavuşturmasının istenilmesine rağmen ara kararına cevap verilmediği görülmektedir. Bu haliyle dava konusu Genelge’nin 74. maddesi bulunmadığından, idari davaya konu olabilecek bir işlemin de olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, İçişleri Bakanlığının … tarih ve … sayılı Genelgesinin 74. maddesinin iptali isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun “Türkiye’ye giriş yasağı” başlıklı 9. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki halinde, “(1) Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir.
(2) Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanır.
(3) Türkiye’ye giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır. Ancak, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir.
(4) Vize veya ikamet izni süresi sona eren ve bu durumları yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için valiliklere başvuruda bulunup hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıların Türkiye’ye giriş yasağı süresi bir yılı geçemez.
(5) 56 ncı madde uyarınca Türkiye’yi terke davet edilenlerden, süresi içinde ülkeyi terk edenler hakkında giriş yasağı kararı alınmayabilir.
(6) Genel Müdürlük, giriş yasağını kaldırabilir veya giriş yasağı saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin verebilir.
(7) Kamu düzeni veya kamu güvenliği sebebiyle bazı yabancıların ülkeye kabulü Genel Müdürlükçe ön izin şartına bağlanabilir.” hükmüne; “Sınır dışı etme kararı” başlıklı 53. maddesinin 1. fıkrasında, “Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.” hükmüne; “Başvurunun geri çekilmesi veya geri çekilmiş sayılması” başlıklı 77. maddesinde, başvuru sahibinin başvurusunu geri çektiğini yazılı olarak beyan etmesi halinde, başvurusu geri çekilmiş kabul edilerek değerlendirmesinin durdurulacağı belirtilmiş; 121. maddesinde, “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” kuralına yer verilmiştir.
17/03/2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in “Türkiye’ye giriş yasağı ve ön izin şartı” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, “Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’de bulunması sakıncalı görülen yabancılar hakkında Genel Müdürlük; Türkiye’de iken hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancılara ilişkin ise Genel Müdürlük veya valilikler ülkeye giriş yasağı kararı alabilir.” düzenlemesine; “Başvurunun geri çekilmesi veya geri çekilmiş sayılması” başlıklı 79. maddesinde, “(1) Kanunun 77 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında olanların başvuruları, valilik tarafından geri çekilmiş kabul edilerek değerlendirme durdurulur ve kurumsal yazılım sistemine kaydedilir.
(2) Başvurusunun geri çekilmiş sayıldığına ilişkin karar yabancıya tebliğ edilir.
(3) Başvurusunu geri çektiğini yazılı olarak beyan eden başvuru sahiplerinden, gönüllü olarak geri dönüş yapmak isteyenler hakkında son karar beklenmez.
(4) Başvurusu geri çekilmiş kabul edilenlerden Kanunun 77 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında olanlar Türkiye’yi terk etmeleri için kendilerine tanınan sürenin sonunda Türkiye’den çıkmadıklarının tespit edilmesi halinde, Kanunun 77 nci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c), (ç), (d) ve (e) bentleri kapsamında olanlar ise başvurunun geri çekilmiş kabul edilmesine ilişkin haklarında verilen olumsuz son kararın ardından Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar sınır dışı edilirler. Ancak başvurusu geri çekilmiş sayılanlardan bu karar tebliğ edilemeyenler hakkında sınır dışı kararı alınmaz.
(5) Başvurusunu geri çektikten veya başvurusunun geri çekilmiş sayılmasından sonra yeniden yapılacak uluslararası koruma başvuruları hızlandırılmış değerlendirmeye alınır.
(6) Genel Müdürlük uluslararası koruma başvuruları geri çekilmiş sayılanlar veya uluslararası koruma talebi reddedilenler hakkında, ülkeye giriş yasağı uygulayabilir veya bu yetkisini valiliklere devredebilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı Genelgesi ekinde yayımlanan 6458 sayılı Kanunun Uluslararası Korumaya İlişkin Uygulama Usul ve Esaslarının “Başvurunun geri çekilmesi” başlıklı 14.1. maddesinde, “Kanunun 77’nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, yazılı beyanıyla birlikte uluslararası koruma başvurusundan gönüllü olarak vazgeçen başvuru sahibine; başvurusunun geri çekilmiş sayıldığı, geri çekilmiş sayılma kararına karşı Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna on (10) gün, yetkili İdare Mahkemesine otuz (30) gün içinde itiraz hakkının olduğu, itiraz süresi içinde Ülkemizden çıkış yapabileceği ile belirtilen itiraz süresi içinde itiraz edilmediği takdirde hakkında son kararın oluşacağı ve Kanunun ilgili diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkının bulunmaması halinde ise hakkında aynı Yasa’nın 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi kapsamında sınırdışı kararı alınacağı ve tebliğ tarihi itibariyle hakkında O-100 tahdit kodu ile yurda giriş yasağı uygulanacağı, öncelikle tebliğ edilecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Hukuki Değerlendirme:
1) Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 79. maddesinin 6. fıkrasının İncelenmesi:
İdare Hukukunda “yetki”, idareye Anayasa ve yasalarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade etmektedir. İdari işlemin en temel unsurunu oluşturan “yetki”, yasayla hangi makama verilmiş ise ancak onun tarafından kullanılabilir; ilke olarak “yetkisizlik kural, yetkili olma istisna”dır.
Anayasanın 123. maddesi uyarınca kuruluş ve görevleri yasayla düzenlenmek durumunda olan idare, kendi düzenleme yetkisini de yasalar çerçevesinde ve yasalara uygun olarak kullanmak zorundadır. Bu ilke, Anayasa’nın, dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan haliyle 124. maddesinde, “Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.” hükmüyle ifade edilmiştir. Esasen bu husus, idarenin ikincil (tali, türevsel) düzenleme yetkisinin doğal sonucudur.
Anılan Anayasa hükmüne göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken “normlar hiyerarşisi” kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Dava konusu düzenleme, uluslararası koruma başvuruları geri çekilmiş sayılanlar veya uluslararası koruma talebi reddedilenler hakkında Türkiye’ye giriş yasağı uygulanabileceği ve bu yetkinin Göç İdaresi Başkanlığı (Genel Müdürlüğü) veya yetki devrine istinaden valilikler tarafından kullanılabileceği öngörülmektedir.
6458 sayılı Kanun’un 9. maddesinde, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişinin yasaklanması bakımından Genel Müdürlüğe, Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişinin yasaklanması bakımından ise Genel Müdürlüğe ve valiliklere yetki verildiği görülmektedir. Ayrıca, Kanun’un 121. maddesi ile de davalı Bakanlığa Kanun’un uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.
Normlar hiyerarşisi ve kanuni idare ilkeleri uyarınca, idarenin türevsel nitelikteki düzenleme yetkisine dayanılarak çıkarılacak düzenleyici işlemlerdeki kuralların, dayanağı mevzuata uygun olarak yorumlanması gerektiğinde şüphe bulunmamaktadır.
Buna göre, 6458 sayılı Kanun uyarınca valiliklerin, kural olarak, Göç İdaresi Başkanlığının (Genel Müdürlüğünün) talimatı üzerine bütün yabancılar hakkında, “sınır dışı edilen” yabancılarla sınırlı olmak üzere ise re’sen Türkiye’ye giriş yasağı koyma yetkisi bulunduğu açık olup; dava konusu Yönetmelik kuralında sayılan yabancılar hakkında yurda giriş yasağı konulması konusunda valiliklere tanınan yetkinin de bu kapsam ile (dayanağı 6458 sayılı Kanun’da yurda giriş yasağı koyma hususunda valilere tanınan yetkiler ile) sınırlı olarak anlaşılması gerekmektedir. Daha açık bir anlatımla, Genel Müdürlüğün anılan konuda valiliklere devredeceği yetkinin, dava konusu Yönetmelik kuralında sayılan yabancılardan haklarında sınır dışı kararı alınmış olanlar ile sınırlı olabileceği sonucuna varılmaktadır.
Bu haliyle, davalı Bakanlığa tanınan yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi kapsamında tesis edilen, uluslararası koruma başvuruları geri çekilmiş sayılanlar veya uluslararası koruma talebi reddedilenler hakkında, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından ülkeye giriş yasağı uygulanabileceği yönündeki düzenlemenin, 6458 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dayanağı Kanun hükmüne uygun olarak getirilen dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
2) Konya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün 22/11/2017 Tarihli İşleminin İncelenmesi:
Davalı idarece, uluslararası koruma başvurusunu geri çeken davacıların, kendilerine verilen 30 günlük süre içerisinde ikamet iznine başvuruda bulunmadıkları gerekçesiyle, 22/11/2017 tarihinde O-100 (Yurda Girişi Yasaklı Sığınmacı) tahditli kayıtla yurda giriş yasağı kararı alındığı görülmektedir.
Her ne kadar davacılar hakkındaki 0-100 tahdit kodlu yurda giriş yasağı 31/03/2023 tarihi itibarıyla kaldırılmış ise de, söz konusu kaldırmanın “süresinin dolması” nedeniyle gerçekleştirildiği anlaşıldığından, işlemin iptali isteminin esasının incelenmesi uygun görülmüştür.
Anayasa ile güvence altına alınan seyahat özgürlüğü ancak ilgili Anayasa maddesinde gösterilen neden veya nedenlere bağlı olarak kanunla sınırlanabileceğinden, Kanunda öngörülmeyen bir sınırlama sebep ve yönteminin idari düzenleme ile getirilmesi mümkün değildir.
6458 sayılı Kanun kapsamındaki başvurusu geri çekilmiş sayılan yabancılar için sınır dışı edilmeyi gerektirir bir hâl varsa, öncelikle sınır dışı kararı alınıp, sonrasında yurda giriş yasağı konulacağı; hakkında sınır dışı kararı alınmamış olan yabancılar içinse, kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Genel Müdürlük tarafından yurda giriş yasağı konulabileceği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu işlemin salt davacıların uluslararası koruma başvurusundan vazgeçmiş olması sebebiyle başvurularının geri çekilmiş sayılmasına dair işlemin kesinleşmesi ve otuz (30) günlük süre içerisinde ikamet izni için başvuruda bulunulmaması nedeniyle tesis edildiği, ancak bu nedenin Kanun’un yurda giriş yasağınının düzenlendiği 9. maddesinde sayılmadığı, nitekim gerek dava konusu Yönetmeliğin 79. maddesinin 4. fıkrasında gerekse yukarıda aktarılan Usul ve Esasların 14.1. maddesinde, uluslararası koruma başvurusu gönüllü olarak vazgeçmeleri sebebiyle geri çekilmiş sayılanların, hakkındaki bu işlemin kesinleşmesinden sonra alınacak sınır dışı kararı üzerine 0-100 tahdit kodu uygulanabileceğinin düzenlendiği, oysa dava konusu işlem tarihi itibarıyla davacı hakkında alınmış herhangi bir sınır dışı kararı bulunmadığı, dosyada davacının kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’de bulunmasının sakıncalı olduğuna yönelik Kanun’un 9. maddesinde sayılan bir tespite de yer verilmediği anlaşıldığından, Kanun maddesinde açıkça yer verilmeyen bir sebebe dayanılarak tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 79. maddesinin 6. fıkrasının, “Genel Müdürlük uluslararası koruma başvuruları geri çekilmiş sayılanlar veya uluslararası koruma talebi reddedilenler hakkında, ülkeye giriş yasağı uygulayabilir” ibaresinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, oy birliğiyle,
2. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 79. maddesinin 6. fıkrasının, “veya bu yetkisini valiliklere devredebilir.” ibaresinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, oy çokluğuyla,
3. Davacılar hakkında O-100 (Yurda Girişi Yasaklı Sığınmacı) tahdit kodu konulmasına ilişkin Konya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün 22/11/2017 tarihli işleminin İPTALİNE, gerekçede oy çokluğu, esasta oy birliğiyle,
4. İçişleri Bakanlığının … tarih ve … sayılı Genelgesinin 74. maddesinin iptali isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, oy birliğiyle,
5. Netice itibarıyla dava kısmen iptal, kısmen ret, kısmen incelenmeksizin retle sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacılar tarafından yapılan toplam … TL yargılama giderinin haklılık oranına göre … TL’sinin davacılar üzerinde bırakılmasına, … TL’sinin Konya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünden alınarak davacılara verilmesine,
6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı Göç İdaresi Başkanlığına verilmesine, … TL vekâlet ücretinin ise davalı Konya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünden alınarak davacılara verilmesine,
7. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
8. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 22/06/2023 tarihinde karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Genel olarak yetki devri, “bir konuda karar almak, eylemde bulunmak veya emir vermek hakkını başkalarına devretmek ve elde edeceği sonuçlardan onu sorumlu tutmak” biçiminde tanımlanmaktadır. Yetki devrinin ancak Kanunun açıkça izin vermesi halinde ve yine açıkça izin verdiği konular hakkında yapılabileceği ise, idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun “Türkiye’ye giriş yasağı” başlıklı 9. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki halinde, Genel Müdürlüğün, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabileceği, Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişinin ise, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanabileceği kuralına yer verilmiştir.
Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 79. maddesinin dava konusu 6. fıkrasında, Genel Müdürlüğün, uluslararası koruma başvuruları geri çekilmiş sayılanlar veya uluslararası koruma talebi reddedilenler hakkında ülkeye giriş yasağı uygulayabileceği veya bu yetkisini valiliklere devredebileceği düzenlenmektedir.
6458 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen kuralına göre, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişinin yasaklanması noktasında münhasıran Genel Müdürlüğün yetkili kılındığı, Kanunda Genel Müdürlüğün bu yetkisini devredebileceği yönünde bir düzenlemeye ise yer verilmediği görülmektedir.
Bununla birlikte, Türkiye’den sınır dışı edilmesine karar verilen yabancıların Türkiye’ye girişinin, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanabileceği Kanunla öngörüldüğünden, bu durumda da Genel Müdürlük tarafından valiliklere yetki verilmesine ihtiyaç duyulmayacağı açıktır.
Bu nedenle, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 79. maddesinin 6. fıkrasının, “veya bu yetkisini valiliklere devredebilir.” şeklindeki düzenlemesinin, münhasıran Genel Müdürlüğe verilen yetkinin, Kanuna aykırı bir şekilde valiliklere devredilmesi sonucunu doğuracağı anlaşıldığından, hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Nitekim, dava konusu olayda da, uluslararası koruma başvurularını geri çektikten sonra kendilerine verilen süre içerisinde Türkiye’yi terk eden ve haklarında sınır dışı kararı alınmamış olan davacılar hakkında, davalı Konya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından 6458 sayılı Kanun hükmüne aykırı bir şekilde yurda giriş yasağı konulduğu görülmektedir. Bu nedenle, davacılar hakkında tesis edilen 0-100 (Yurda Girişi Yasaklı
Sığınmacı) tahdit kodu konulmasına ilişkin 22/11/2017 tarihli işleminin de yetki unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 79. maddesinin 6. fıkrasının, “veya bu yetkisini valiliklere devredebilir.” ibaresinin iptali; davacılar hakkında O-100 (Yurda Girişi Yasaklı Sığınmacı) tahdit kodu konulmasına ilişkin Konya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün 22/11/2017 tarihli işleminin ise yetki unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptali gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/3756 E. , 2023/3866 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/3756
Karar No : 2023/3866
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı iptal kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 16/11/2016 tarih ve E:2016/3214, K:2016/4043 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda … İdare Mahkemesince, davanın reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İtalya vatandaşı olan davacı tarafından, hakkında tesis edilen yurda giriş yasağının kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Yabancılar Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davacı hakkında edinilen istihbari bilgilere göre cihatla ilgili internet sitesi ile ilişkili olma durumu nazara alındığında, hükümranlık yetkisi kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hiçbir bilgi, belge ve delil olmadan tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu, buna istinaden verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, edinilen istihbari bilgiler sonucunda tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
İtalya vatandaşı olan davacı, yasal yollardan 25/06/2014 tarihinde Türkiye’ye giriş yapmıştır.
25/09/2014 ile 25/09/2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere adına ikamet izni düzenlenmiştir.
İstihbarat birimlerinden elde edilen bilgiler uyarınca davacı hakkında 03/11/2014 tarihinde, ülkemizi çatışma bölgelerine geçişlerde güzergah olarak kullanmasını önlemek amacıyla Türkiye’ye giriş yasağı kararı alınmıştır.
Davacı tarafından, Türkiye’ye giriş yasağının kaldırılması talebiyle 25/03/2015 tarihinde yapılan başvuru, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Yabancılar Dairesi Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, 29/06/2015 tarihinde kayda giren dilekçe ile bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Yerleşme ve Seyahat Hürriyeti” başlıklı 23. maddesinde, “Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek; Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir. Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir. Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.” hükmü yer almaktadır.
Birleşmiş Milletler tarafından, 16/12/1966 tarih ve 2200A (XXI) sayılı Genel Kurul Kararı ile kabul edilen ve 23/03/1976 tarihinde yürürlüğe giren (Türkiye’nin taraf olduğu), Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 12. maddesi şu şekildedir:
“1. Yasal olarak bir Devletin ülkesinde bulunan herkes, o ülke içinde özgürce hareket etme hakkına ve ikametgahını seçme özgürlüğüne sahiptir.
2. Herkes, kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeyi terketmekte özgürdür.
3. Yukarıda sözü edilen haklara, ulusal güvenliği, kamu düzenini, kamu sağlığını ya da genel ahlakı veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak üzere yasalarla konmuş ve bu Sözleşme’de tanınan diğer haklarla uyumlu olanlar dışında herhangi bir sınırlama konulamaz.
4. Hiç kimse, kendi ülkesine girme hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz.”
Mülga 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 8. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin emniyetini ve umumi nizamını bozmak niyetiyle veya bozmak isteyenlere ve bozanlara iştirak veya yardım etmek maksadıyla geldikleri sezilenlerin, Türkiye’ye girmelerinin memnu olduğu düzenlenmiştir.
11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki hâli ile 9. maddesinde,
“(1) Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir.
(2) Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanır.
(3) Türkiye’ye giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır. Ancak, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir.
(4) Vize veya ikamet izni süresi sona eren ve bu durumları yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için valiliklere başvuruda bulunup hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıların Türkiye’ye giriş yasağı süresi bir yılı geçemez.
(5) 56 ncı madde uyarınca Türkiye’yi terke davet edilenlerden, süresi içinde ülkeyi terk edenler hakkında giriş yasağı kararı alınmayabilir.
(6) Genel Müdürlük, giriş yasağını kaldırabilir veya giriş yasağı saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin verebilir.
(7) Kamu düzeni veya kamu güvenliği sebebiyle bazı yabancıların ülkeye kabulü Genel Müdürlükçe ön izin şartına bağlanabilir.” hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosya içeriğinde yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde; davalı Göç İdaresi Başkanlığınca verilen (mülga Göç İdaresi Genel Müdürlüğü) savunmalarda, davacı hakkında mülga Millî İstihbarat Teşkilâtı Müsteşarlığının terörizmle bağlantılı yabancı ülke vatandaşlarına yönelik çalışmalar kapsamında Türkiye üzerinden çatışma bölgelerine gidebileceklerine ilişkin bilgi verilen … tarih ve … sayılı yazı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün İtalya Interpol biriminden alınan mesajına atfen davacının cihatla ilişkili bir internet sayfasının yöneticisi olduğunun ifade edildiği … tarih ve …sayılı yazısı uyarınca yurda giriş yasağı kararının alındığı belirtilmektedir.
Bunun üzerine, Dairemizin 05/12/2022 tarihli ara kararı ile davalı idareden; davacının cihatla ilgili bir internet sitesinin yöneticisi olduğu belirtilmesine rağmen, bu internet sitesinin hangi internet sitesi olduğu, internet adresinin ne olduğu, bu sitenin içeriğinde ne tür bilgiler bulunduğu konusunda dosya kapsamında herhangi bir belge bulunmadığından bu hususa ilişkin bilgi ve belgelerin ve söz konusu internet sitesinin yabancı dilde olması hâlinde yapılan paylaşımların Türkçeye çevrilmiş ayrıntılı dökümlerinin gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Ara kararımıza cevaben dosyaya sunulan Göç İdaresi Başkanlığı Hukuk Müşavirliğinin … tarih ve … sayılı yazısında, davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol-Europol Daire Başkanlığının 07/10/2015 tarihli yazısına istinaden giriş yasağı düzenlendiğinin tespit edildiği, bahsi geçen internet sitesine ilişkin bilginin anılan Daire Başkanlığından istenilebileceği ifade edilmiştir.
Bunun üzerine Dairemizin 05/12/2022 tarihli ara kararında belirtilen hususlara yönelik bilgi ve belgeler; 07/03/2023 tarihli ara kararları ile Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol-Europol Daire Başkanlığından istenilmiştir.
Söz konusu ara kararımıza Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol-Europol Daire Başkanlığı tarafından bir cevap verilmemiştir.
Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanlığı tarafından ara kararına cevap verilmiş ve cevap yazısında, ara karar ile talep edilen çerçevede bilgiye rastlanmadığı ifade edilmiştir.
Bu durumda, davacı hakkında yurda giriş yasağı uygulanmasına neden olacak somut bir tespitin bulunmadığı dikkate alındığında, dava konusu işlemin iptali istemine yönelik davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/06/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/3090 E. , 2021/4939 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/3090
Karar No : 2021/4939
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Suriye uyruklu davacı tarafından, Ç-113 (Yasadışı giriş çıkış yapan yabancı) koduyla yurda girişinin yasaklanmasına yönelik tesis edilen … tarihli ve … sayılı davalı idare işleminin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının Suriye uyruklu olması nedeniyle geçici koruma hakkına sahip olduğu ve ülkesinde devam eden savaş nedeniyle yurda girişinin koşulsuz olarak kabul edilmesi gerektiği, idarece yurda girişi yapılarak ülkede yasal olarak kalmakta olan davacının, iş amacıyla ülkeden çıkışı sonrası tekrar ülkeye giriş yaptığı esnada, yasal olmayan yoldan ülkeye girdiğinden ve yurda yaptığı ilk girişinin illegal olduğundan bahisle hakkında tesis edilen yurda giriş yasağı konulmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlem iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin olarak; Mahkemece husumet itirazının değerlendirilmediği; esasa ilişkin olarak, 2013 yılında yasal yollardan ülkemize giriş yapan davacının bu süre zarfında ikamet izni almadığı, geçici koruma da talep etmediği, davacının geçici koruma kapsamında olduğu düşünülse dahi Geçici Koruma Yönetmeliği’nin 12. maddesi uyarınca ülkemizden kendi rızası ile çıkış yapan davacının geçici korumasının bireysel olarak sona erdiği, Mahkemece davacının geçici koruma kapsamında olup olmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile karar verildiği, ayrıca Mahkeme kararında bahsi geçen Anayasa Mahkemesi kararının Suriye uyruklu ve geçici koruma kapsamındaki bir yabancının sınır dışı edilmesi işleminden kaynaklandığı, davanın esasına etki edebilecek türden bir karar olmadığı, öte yandan davacının 2013, 2014 ve 2015 yılları arasında defalarca ülkemizden giriş çıkış yaptığının tespit edildiği, bu sebeple artık geçici koruma kapsamında olduğundan söz edilemeyeceği, davacı hakkında Geçici Koruma Yönetmeliği’nin 3. ve 45. maddeleri gereğince illegal giriş yaptığından bahisle giriş yasağı konulduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırlık olmadığı, bu sebeple temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Suriye uyruklu davacı ilk olarak 14/11/2013 tarihinde ülkemize gelmiş ve daha sonra farklı tarihlerde giriş çıkış yapmak suretiyle ülkede kalmaya devam etmiştir. Son olarak İstanbul Valiliği’nin … tarihli ve … sayılı işlemiyle illegal giriş yaptığından bahisle davacı hakkında Ç-113 (Yasadışı giriş çıkış yapan yabancı) koduyla yurda süreli giriş yasağı kararı alınmış, bu kararın iptali istemiyle de bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun işlemin tesis edildiği tarihteki haliyle “Türkiye’ye giriş yasağı” başlıklı 9. maddesinde, “(1) Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir.
(2) Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanır.
(3) Türkiye’ye giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır. Ancak, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir.
(4) Vize veya ikamet izni süresi sona eren ve bu durumları yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için valiliklere başvuruda bulunup hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıların Türkiye’ye giriş yasağı süresi bir yılı geçemez.
(5) 56 ncı madde uyarınca Türkiye’yi terke davet edilenlerden, süresi içinde ülkeyi terk edenler hakkında giriş yasağı kararı alınmayabilir.
(6) Genel Müdürlük, giriş yasağını kaldırabilir veya giriş yasağı saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin verebilir.
(7) Kamu düzeni veya kamu güvenliği sebebiyle bazı yabancıların ülkeye kabulü Genel Müdürlükçe ön izin şartına bağlanabilir.” hükmü; işlem tarihindeki haliyle “Geçici koruma” başlıklı 91. maddesinde, “(1) Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir.
(2) Bu kişilerin Türkiye’ye kabulü, Türkiye’de kalışı, hak ve yükümlülükleri, Türkiye’den çıkışlarında yapılacak işlemler, kitlesel hareketlere karşı alınacak tedbirlerle ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar arasındaki iş birliği ve koordinasyon, merkez ve taşrada görev alacak kurum ve kuruluşların görev ve yetkilerinin belirlenmesi, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 91. maddesine istinaden 22/10/2014 tarih ve 29153 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan Geçici Koruma Yönetmeliği’nin “Geçici koruma sağlanacak yabancılar” başlık 7. maddesinde, “1) Geçici koruma; ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel veya bu kitlesel akın döneminde bireysel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılardan haklarında bireysel olarak uluslararası koruma statüsü belirleme işlemi yapılamayan yabancılara uygulanır….” kuralı; “Geçici korumanın bireysel olarak sona ermesi veya iptali” başlıklı 12. maddesinde, “(1) Geçici korunanların; a) Kendi isteğiyle Türkiye’den ayrılması, …hallerinde geçici koruma bireysel olarak sona erer…” kuralı; “Geçici koruması sona erenlerin tekrar gelmesi” başlıklı 13. maddesinde, “Geçici koruma uygulamasının devam ettiği süre içinde, geçici koruma kapsamında olduğu halde 12 nci maddeye göre geçici koruması sona eren yabancıların, geçici korumadan faydalanmak üzere tekrar sınırlarımıza gelmesi veya sınırlarımızı geçmesi halinde, geçici koruma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına Genel Müdürlük bireysel olarak karar verir. Genel Müdürlük bu yetkisini, kısmen veya tamamen valiliklere devredebilir.” kuralı; “Türkiye’ye giriş yasağı” başlıklı 45. maddesinde,” Bu Yönetmelik kapsamındaki yabancılardan ülkemizden çıkış yapanlar veya yapacak olanlar hakkında, giriş yasağına ilişkin hususlar genel hükümlere tabidir.” düzenlemesi; Geçici 1. maddesinde, “(1) 28/4/2011 tarihinden itibaren Suriye Arap Cumhuriyeti’nde meydana gelen olaylar sebebiyle geçici koruma amacıyla Suriye Arap Cumhuriyeti’nden kitlesel veya bireysel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşları ile vatansızlar ve mülteciler, uluslararası koruma başvurusunda bulunmuş olsalar dahi geçici koruma altına alınırlar. Geçici korumanın uygulandığı süre içinde, bireysel uluslararası koruma başvuruları işleme konulmaz….(3) 28/4/2011 tarihinden itibaren ikamet izni almış ancak süresi uzatılmamış ya da ikamet izni iptal edilmiş olanlar ile vize süresi veya muafiyeti sonunda koruma talep edenler, 8 inci madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla geçici koruma kapsamına alınırlar. Bunlardan koruma talep etmeyenler hakkında ise genel hükümler uygulanır…” düzenlemesi yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; geçici koruma statüsünün, ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel veya bu kitlesel akın döneminde bireysel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılardan haklarında bireysel olarak uluslararası koruma statüsü belirleme işlemi yapılamayan yabancıları kapsadığı, bu statü kapsamında olup da 28/04/2011 tarihinden itibaren Suriye’den ülkemize gelen ve vize süresi veya muafiyeti sonunda koruma talep etmeyen yabancılar yönünden ise 6458 sayılı Kanun’un genel hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, geçici koruma kapsamına alınan yabancının kendi isteğiyle Türkiye’den ayrılması durumunda geçici koruma statüsünün sona ereceği, bu kapsamda statüsü sona eren bir yabancının geçici korumadan faydalanmak üzere tekrar sınırlarımıza gelmesi veya sınırlarımızı geçmesi halinde, geçici koruma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün ya da valiliklerin karar verebileceği, ayrıca geçici koruma statüsü kapsamındaki yabancılardan ülkemizden çıkış yapanlar veya yapacak olanlar hakkında, yurda giriş yasağına ilişkin hususların genel hükümlere tabi olduğu kurala bağlandığından, bu kişiler yönünden Kanun’un 9. maddesi uyarınca yurda giriş yasağı kararı alınmasına hukuken bir engel bulunmamaktadır.
Uyuşmazlıkta; ilk olarak 14/11/2013 tarihinde ülkemize gelen davacının, bu tarihte geçici koruma statüsü kapsamında kayıt altına alındığına veya davacı tarafından bu yönde bir başvuru yapıldığına yönelik dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, kaldı ki anılan tarihte geçici koruma statüsü kapsamında sayılsa dahi bu tarihten sonra ülkeden birkaç kez çıkış yapan, dolayısıyla Geçici Koruma Yönetmeliği’nin 12. maddesindeki açık hüküm gereği kendi isteğiyle Türkiye’den ayrılan davacının geçici koruma statüsünün bireysel olarak sona ereceğinin kabulü gerektiği, nitekim sonraki tarihte ülkemize tekrar geri gelen davacıya ilişkin olarak Geçici Koruma Yönetmeliği’nin 13. maddesi kapsamında geçici koruma statüsünün devamı yönünde yetkili merciler tarafından tesis edilmiş herhangi bir idari işlemin de bulunmadığı dikkate alındığında; geçici koruma statüsü kapsamında olmadığı görülen davacı hakkında 6458 sayılı Kanun’un genel hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, davacının durumunun anılan Kanun’un 9. maddesi kapsamında değerlendirilerek, bu kapsamda davacıya yönelik işlem tesis edilmesinde hukuken bir engel bulunmamaktadır.
Bu kapsamda yapılan değerlendirmede, geçici koruma statüsü kapsamında olmadığı anlaşılan davacının, farklı tarihlerde ülkemize geldiği, ancak vize veya ikamet izni almak suretiyle ülkemize giriş yapması veya ülkemizde kalmaya devam etmesi gerekmekte iken, bu hususa riayet etmeksizin yasa dışı yollarla kalmaya devam ettiği, son olarak da vizesi olmaksızın yasa dışı yollarla ülkemize geldiğinin tespit edilmesinin ardından dava konusu işlemle yurda girişinin yasaklandığı dikkate alındığında; yasa dışı yollarla ülkemize gelen davacının durumunun kamu düzenine aykırılık oluşturduğu sabit olup, 6458 sayılı Kanun’un 9. maddesinde yer alan düzenlemelere uygun olarak yurda girişinin yasaklanması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.