Ara Yurt Dışındayken Mirasın Reddi Nasıl Yapılır? - Ulus Hukuk

Yurt Dışındayken Mirasın Reddi Nasıl Yapılır?

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, Türkiye’ye gelmeksizin mirası reddedebilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesi, yasal ve atanmış mirasçılara mirası reddetme hakkı tanımakta olup bu hak mirasçının nerede yaşadığından bağımsız olarak kullanılabilmektedir. Mirasın reddi beyanı, miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine kayıtsız ve şartsız olarak yazılı veya sözlü biçimde yapılmaktadır. Yurt dışındaki mirasçının bu işlemi gerçekleştirebilmesi için bulunduğu ülkedeki Türk Konsolosluğu aracılığıyla özel yetkili bir vekaletname düzenleterek Türkiye’deki avukatına yetki vermesi gerekmektedir. Vekaletnamede mirasın reddi, reddi miras davası açma ve Sulh Hukuk Mahkemesinde temsil yetkilerinin açıkça yer alması zorunludur.

Mirasın reddinin en önemli sonucu, mirasçının miras bırakanın borçlarından kişisel malvarlığıyla sorumlu tutulmamasıdır. Mirası reddeden mirasçı terekeden herhangi bir alacak talep edemediği gibi herhangi bir borçtan da sorumlu olmamaktadır. Ancak ret beyanından önce tereke malları üzerinde tasarrufta bulunan, bunları saklayan veya gizleyen mirasçı ret hakkını kaybetmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesi bu durumu düzenlemiş olup tereke işlerine karışma zımni kabul olarak değerlendirilmektedir. Yurt dışında yaşayan mirasçıların dikkat etmesi gereken bir nokta da veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmesinin bazı Yargıtay kararlarında mirasa sahip çıkma olarak yorumlanmış olmasıdır. Bu nedenle mirası reddetmeyi düşünen mirasçının herhangi bir tereke işlemiyle ilgilenmeden önce ret beyanını gerçekleştirmesi büyük önem taşımaktadır.

Mirasın Reddi İçin Yasal Süre Ne Kadardır?

Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesi uyarınca mirasın reddi için tanınan süre üç aydır. Bu süre yasal mirasçılar için miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten, atanmış mirasçılar için ise vasiyetnamenin kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır. Üç aylık süre hak düşürücü niteliktedir; yani bu süre geçtikten sonra ret beyanı dinlenmemekte ve mirasçı mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş sayılmaktadır. Kabul edilen mirasla birlikte miras bırakanın tüm borçları da mirasçıya geçmekte ve mirasçı bu borçlardan kişisel malvarlığıyla sorumlu hale gelmektedir. Sürenin hak düşürücü olması nedeniyle mahkeme tarafından resen dikkate alınmakta olup tarafların ileri sürmesine gerek bulunmamaktadır.

Yurt dışında yaşayan mirasçılar açısından bu üç aylık süre özellikle kritik bir önem taşımaktadır. Konsolosluk randevusu alma, vekaletname düzenletme, belgenin Türkiye’ye ulaşması ve avukatın mahkemeye başvurması gibi aşamalar zaman almakta olup süre hesabında herhangi bir ek süre veya uzatma öngörülmemektedir. Randevu bulamama, evrakların postada gecikmesi veya konsolosluk işlemlerinin uzaması gibi sebepler hak düşürücü sürenin işlemesini durdurmamaktadır. Bu nedenle yurt dışındaki mirasçının miras bırakanın vefatını öğrenir öğrenmez derhal konsolosluktan vekaletname çıkartması veya doğrudan konsolosluğa başvurarak ret iradesini bildirmesi gerekmektedir. Özellikle miras bırakanın borçlu olduğu bilinen durumlarda gecikmeksizin hareket etmek, ağır mali sonuçlarla karşılaşılmasını önlemenin tek yoludur.

Yurt Dışından Konsolosluk Aracılığıyla Mirasın Reddi Yapılabilir Mi?

Konsolosluklar, mirasın reddi işlemini doğrudan kendileri gerçekleştirmemekte ancak bu işlem için gerekli hukuki altyapıyı sağlamaktadır. Mirasın reddi beyanı yalnızca miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine yapılabilmekte olup konsolosluğun bu konuda doğrudan yargısal yetkisi bulunmamaktadır. Konsolosluğun rolü, yurt dışındaki mirasçının Türkiye’deki avukatına mirasın reddi yetkisini içeren özel yetkili vekaletname düzenlemesini sağlamaktır. Konsoloslukta düzenlenen vekaletname, Türk noterliğinde düzenlenmiş vekaletname ile aynı hukuki geçerliliğe sahip olup ayrıca apostil şerhi alınmasına gerek bulunmamaktadır.

Uygulamada yurt dışından mirasın reddi iki yolla gerçekleştirilebilmektedir. Birinci yol, konsolosluktan özel yetkili vekaletname çıkarılarak Türkiye’deki avukata gönderilmesi ve avukatın yetkili Sulh Hukuk Mahkemesine ret beyanında bulunmasıdır. Bu yol en pratik ve en yaygın yöntem olup tüm süreç Türkiye’deki avukat tarafından takip edilmektedir. İkinci yol ise mirasçının konsolosluğa bizzat başvurarak mirası reddetme iradesini yazılı olarak beyan etmesi ve bu beyanın konsolosluk aracılığıyla yetkili mahkemeye iletilmesidir. Ancak bu ikinci yolda beyanın mahkemeye ulaşma süresi belirsizlik taşıdığından ve üç aylık hak düşürücü süre işlemeye devam ettiğinden, avukata vekaletname verilmesi çok daha güvenli bir tercih olmaktadır. Her iki yolda da mirasçının üç aylık süre dolmadan işlemi tamamlaması zorunludur.

Mirasın Hükmen Reddi Ne Demektir?

Mirasın hükmen reddi, Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ve gerçek (iradi) redden farklı bir mekanizma olan özel bir hukuki kurumdur. Bu hükme göre miras bırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılmaktadır. Hükmen redde mirasçının herhangi bir ret beyanında bulunması gerekmemekte, kanun gereği miras kendiliğinden reddedilmiş kabul edilmektedir. Terekenin borca batık olması, miras bırakanın ölüm tarihindeki tüm borçlarının tüm malvarlığından fazla olması anlamına gelmektedir. Borca batıklığın resmen tespiti için icra takibi sonunda düzenlenen aciz vesikası veya iflas kararı yeterli sayılmaktadır. Resmen tespit edilmemiş olsa bile borca batıklığın açıkça belli olması da hükmen red için yeterlidir.

Hükmen reddin gerçek redden en temel farkı, üç aylık hak düşürücü süreye tabi olmamasıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre terekenin borca batıklığının tespiti davası herhangi bir süreyle sınırlı değildir. Bu durum, üç aylık süreyi kaçıran ancak miras bırakanın borçlarının malvarlığından fazla olduğu durumlarda yurt dışındaki mirasçılar için son derece önemli bir güvence oluşturmaktadır. Hükmen reddin tespiti davası, gerçek redden farklı olarak Sulh Hukuk Mahkemesinde değil Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmakta ve davalı olarak miras bırakanın alacaklıları gösterilmektedir. Mahkeme, miras bırakanın ölüm tarihindeki malvarlığını ve borçlarını bankalar, tapu müdürlüğü, trafik tescil, vergi daireleri ve belediyeler nezdinde araştırarak terekenin gerçekten borca batık olup olmadığını tespit etmektedir. Bu dava da yurt dışından vekaletname aracılığıyla avukat vasıtasıyla açılıp takip edilebilmektedir.

Mirasın reddi, özellikle borçlu bir terekenin mirasçıya geçmesini önleyen kritik bir hukuki işlemdir ve üç aylık sürenin kaçırılması telafisi güç sonuçlar doğurabilmektedir. Ulus Hukuk ve Danışmanlık olarak, yurt dışından vekaletname ile mirasın gerçek reddi başvurusu, hak düşürücü süre takibi, terekenin borca batıklığının tespiti davası ve hükmen red süreçlerinde uzaktan hukuki destek sağlamaktayız.

Yorum Ekle

Ulus Hukuk Logo
Ulus Hukuk Logo

Ulus Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, 2020 yılında Kurucu Avukat Ekin Ulus tarafından, hukukun çeşitli alanlarında en yüksek standartlarda hizmet sunmak amacıyla kurulmuştur.

İletişim

0541 408 10 24
bilgi@ulus.av.tr
Remzi Oğuz Arık Mah. Bülten Sk. No: 7/14 Çankaya/Ankara

Sosyal Medya