Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları ve yabancı uyruklu kişiler, Türkiye’de meydana gelen trafik kazaları nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararların giderilmesi amacıyla Türkiye’ye gelmeksizin tazminat davası açabilmektedir. Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat talepleri, başta 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilmektedir. Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika ve diğer ülkelerde yaşayan kişilerin Türkiye’de geçirdikleri trafik kazalarında yaralanmaları, sürekli iş göremezlik yaşamaları, araçlarının zarar görmesi veya yakınlarını kaybetmeleri halinde sorumlu kişilerden ve koşulları mevcutsa ilgili sigorta şirketlerinden tazminat talep etmeleri mümkündür. Tazminat hakkının kullanılması için zarar gören kişinin Türkiye’de ikamet etmesi zorunlu değildir. Kazanın meydana geldiği yer, tarafların kusur oranları, oluşan zararın niteliği ve sigorta teminatının kapsamı tazminat sürecinin belirlenmesinde önem taşımaktadır. Trafik kazası nedeniyle açılacak davalarda sürücü, araç işleteni ve sigorta şirketinin sorumluluğu farklı hukuki esaslara dayanabilmektedir. Bu nedenle tazminat talebinde bulunmadan önce kazaya ilişkin delillerin, sigorta poliçelerinin ve sorumluluk durumunun birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yurt dışında yaşayan kişilerin trafik kazası sonrasında Türkiye’deki hukuki işlemleri avukat aracılığıyla yürütmeleri mümkündür. Konsolosluktan veya usulüne uygun biçimde yabancı ülke noterinden düzenlenen vekâletnameyle sigorta şirketine başvurulması, tazminat görüşmelerinin yürütülmesi, dava açılması ve yargılama işlemlerinin takip edilmesi sağlanabilmektedir. Trafik kazası sonrasında maddi tazminat kapsamında tedavi giderleri, çalışma gücü kaybından kaynaklanan zararlar, kazanç kaybı, destekten yoksun kalma tazminatı ve araçta meydana gelen zararlar talep edilebilmektedir. Manevi tazminat ise kazanın neden olduğu bedensel zarar veya ölüm nedeniyle yaşanan manevi kayıpların giderilmesine yönelik ayrı bir talep niteliğindedir. Bununla birlikte zorunlu trafik sigortasının karşılayacağı zararlar, poliçe teminatlarıyla sınırlı olup manevi tazminat talepleri kural olarak bu sigortanın kapsamı dışında kalmaktadır. Sigorta şirketine başvuru, zamanaşımı süreleri ve dava sürecinin doğru yürütülmesi, hak kaybının önlenmesi açısından önem taşımaktadır. Ayrıca kazanın taksirle yaralama veya taksirle ölüme neden olma gibi suçları oluşturması halinde ceza soruşturması ve tazminat süreci birbirinden bağımsız olarak ilerleyebilmektedir.
Trafik Kazası Tazminat Davası Yurt Dışından Vekaletname ile Açılabilir Mi?
Trafik kazası tazminat davası, yurt dışında yaşayan kişiler tarafından Türkiye’ye gelinmeden, usulüne uygun düzenlenmiş vekâletname aracılığıyla açılabilmektedir. Türkiye’de gerçekleşen trafik kazası nedeniyle zarar gören kişinin başka bir ülkede ikamet etmesi, Türk mahkemelerinde dava açmasına veya sigorta şirketine başvurmasına engel değildir. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, bulundukları ülkedeki Türk konsolosluğuna başvurarak Türkiye’deki avukatlarına vekâletname verebilmektedir. Yabancı ülke noterleri tarafından düzenlenen vekâletnamelerin Türkiye’de kullanılabilmesi için ise belgenin düzenlendiği ülkeye göre apostil şerhi veya konsolosluk tasdiki ile gerekli tercüme işlemleri aranabilmektedir. Vekâletnamede avukatın dava açma, davayı takip etme, sigorta şirketlerine başvurma, gerekli belgeleri temin etme ve yargılama işlemlerini yürütme yetkilerinin bulunması gerekmektedir. Sulh olma, feragat etme, karşı tarafı ibra etme veya alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurma gibi işlemler için ise ilgili mevzuatta öngörülen özel yetkilerin ayrıca değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Trafik kazasından kaynaklanan davalarda görevli ve yetkili mahkeme, davanın taraflarına ve talebin hukuki niteliğine göre belirlenmektedir. Sigorta şirketinin taraf olduğu zorunlu mali sorumluluk sigortasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda kural olarak asliye ticaret mahkemeleri görevli olabilmekte, yalnızca haksız fiil sorumluluğuna dayanan uyuşmazlıklarda ise asliye hukuk mahkemeleri gündeme gelebilmektedir.
Yurt dışından vekâletname ile yürütülen tazminat davalarında kazaya ilişkin belgelerin eksiksiz hazırlanması önem taşımaktadır. Trafik kazası tespit tutanağı, kolluk tarafından düzenlenen belgeler, kusur değerlendirmeleri, hastane kayıtları, sağlık kurulu raporları, tedavi giderlerini gösteren belgeler, gelir kayıtları ve kazaya ilişkin fotoğraf veya kamera görüntüleri tazminat talebinin ispatında kullanılabilmektedir. Yurt dışında yaşayan kişinin kazadan sonra ikamet ettiği ülkeye dönmesi ve tedavisine orada devam etmesi halinde, yabancı ülkede düzenlenen sağlık raporları ve tedavi belgeleri de dosyaya sunulabilmektedir. Bu belgelerin Türkiye’de delil olarak kullanılabilmesi için gerekli durumlarda tercüme, apostil veya ilgili tasdik işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir. Özellikle sürekli iş göremezlik ve çalışma gücü kaybına ilişkin taleplerde yabancı ülkede düzenlenen raporların Türk hukukunda aranan değerlendirme ölçütlerini karşılayıp karşılamadığı ayrıca incelenmektedir. Mahkeme, zararın kapsamını belirlemek amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırabilmekte veya yetkili sağlık kuruluşlarından rapor alınmasını isteyebilmektedir. Davacının duruşmalara bizzat katılması her durumda zorunlu olmamakla birlikte mahkeme tarafından şahsen dinlenmesi veya belirli işlemlere katılması gerektiğinde ayrıca usul işlemleri gündeme gelebilmektedir. Bu nedenle kişinin yurt dışında bulunması, tazminat davası açılmasına engel oluşturmasa da delillerin toplanması ve sağlık durumunun değerlendirilmesi bakımından sürecin dikkatle planlanmasını gerektirmektedir.
Sigorta Şirketine Başvuru Süreci ve Zamanaşımı Süreleri Nelerdir?
Trafik kazası sonrasında zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminat talep edilecekse, dava açılmadan önce ilgili sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunulması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca zarar gören kişi, zorunlu trafik sigortasının teminat sınırları içinde kalan taleplerini öncelikle sigorta kuruluşuna yöneltmelidir. Başvuruda kazanın gerçekleştiği tarih, tarafların kimlik ve araç bilgileri, zararın niteliği ve talep edilen tazminata ilişkin belgeler sunulmaktadır. Bedensel zararlarda sağlık raporları, tedavi belgeleri, gelir durumunu gösteren kayıtlar ve gerekli diğer belgeler önem taşımaktadır. Ölümle sonuçlanan kazalarda ise ölüm belgesi, nüfus kayıtları, hak sahiplerinin durumunu gösteren belgeler ve destek ilişkisinin tespitine yönelik bilgiler talep edilebilmektedir. Sigorta şirketinin başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermemesi veya verdiği cevabın talebi karşılamaması halinde zarar gören kişi, gerekli diğer usul koşullarını da yerine getirerek dava açabilmekte ya da 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurabilmektedir. Sigorta tahkimi, mahkeme yargılamasından farklı bir uyuşmazlık çözüm yolu olup başvurunun kabul edilebilirliği ve kararların hukuki sonuçları ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenmektedir. Sigorta şirketine yapılan başvurunun, tazminat talebinin kapsamını ve hangi zarar kalemlerinin istendiğini açıkça ortaya koyması önem taşımaktadır.
Trafik kazalarından kaynaklanan maddi tazminat taleplerinde zamanaşımı süreleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her durumda kaza tarihinden itibaren on yıl içerisinde zamanaşımına uğramaktadır. Ancak trafik kazasına neden olan fiilin aynı zamanda suç oluşturması ve ceza kanununda bu suç için daha uzun bir dava zamanaşımı süresi öngörülmesi halinde, maddi tazminat taleplerinde daha uzun olan ceza zamanaşımı süresi uygulanabilmektedir. Bu düzenlemenin uygulanabilmesi için her durumda ceza davası açılmış veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması zorunlu değildir. Fiilin ceza hukuku bakımından suç niteliğinde bulunması ve ilgili zamanaşımı koşullarının gerçekleşmesi yeterli olabilmektedir. Manevi tazminat taleplerinde de haksız fiile ilişkin zamanaşımı hükümleri ve somut olayın özellikleri dikkate alınmaktadır. Bunun yanında sigorta şirketine başvuru yapılmasının zamanaşımı üzerindeki etkisi, başvurunun hukuki niteliğine ve ilgili kesilme veya durma sebeplerine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Sigorta şirketinden ödeme alınması, sulh belgesi imzalanması veya ibra işlemi yapılması halinde sonradan ek tazminat talep edilip edilemeyeceği de önem taşımaktadır. Özellikle Karayolları Trafik Kanunu’nun 111. maddesi kapsamında, tazminat miktarına ilişkin açıkça yetersiz veya fahiş olduğu anlaşılan anlaşmalar bakımından iki yıllık özel süre gündeme gelebilmektedir. Bu nedenle zarar gören kişinin yurt dışında bulunması ve işlemleri uzaktan yürütmesi, zamanaşımı ve diğer hak düşürücü sürelerin takibini daha da önemli hale getirmektedir.
Maddi ve Manevi Tazminat Hesaplaması Nasıl Yapılır?
Trafik kazası nedeniyle talep edilebilecek maddi tazminat, zarar gören kişinin uğradığı ekonomik kayıplar, kazadaki kusur oranları ve zararın gelecekteki etkileri dikkate alınarak hesaplanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca bedensel zararlar kapsamında tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararlar talep edilebilmektedir. Trafik kazasında sürekli iş göremezlik meydana gelmesi halinde tazminat hesabında kişinin yaşı, belgelenen gelir durumu, çalışma gücü kaybı oranı, kusur durumu ve gelecekteki muhtemel çalışma süresi gibi unsurlar değerlendirilmektedir. Hesaplama çoğunlukla aktüerya bilirkişileri tarafından yapılmakta olup kullanılacak yaşam tabloları, gelir varsayımları, iskonto yöntemi ve diğer teknik unsurlar uygulanabilir mevzuat ile yargısal değerlendirmelere göre belirlenmektedir. Yurt dışında yaşayan kişinin Almanya, Hollanda veya başka bir ülkede çalışması halinde yabancı ülkede elde ettiği gelirler de maddi zararın belirlenmesinde önem taşıyabilmektedir. Ancak yabancı para cinsinden gelir elde edilmesi, tazminatın kendiliğinden aynı para biriminden hesaplanacağı veya yabancı ülkedeki bütün gelir kalemlerinin doğrudan esas alınacağı anlamına gelmemektedir. Gelirin niteliği, sürekliliği, resmi belgelerle ispatı ve zararın hesaplanmasına ilişkin hukuki ölçütler birlikte değerlendirilmektedir. Ölümle sonuçlanan trafik kazalarında ise Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında cenaze giderleri, ölümden önce gerçekleşen tedavi giderleri ve çalışma gücü kayıpları ile ölen kişinin desteğinden yoksun kalanların zararları talep edilebilmektedir. Destekten yoksun kalma tazminatında ölen kişinin geliri, yaşı, destek ilişkisinin niteliği ve hak sahiplerinin durumları önem taşımaktadır.
Manevi tazminat, trafik kazası nedeniyle bedensel bütünlüğü zarar gören kişinin veya ölüm halinde kanunda belirtilen yakınlarının yaşadığı manevi kayıpların giderilmesi amacıyla talep edilmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi uyarınca hâkim, bedensel bütünlüğü zedelenen kişinin olayın özelliklerine göre uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilmektedir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin ya da ölenin yakınlarına da manevi tazminat verilmesi mümkündür. Manevi tazminatın hesaplanmasında maddi tazminattaki gibi yalnızca matematiksel verilere dayanan sabit bir formül bulunmamaktadır. Hâkim, kazanın meydana geliş şekli, tarafların kusur durumları, yaralanmanın ağırlığı, kalıcı bedensel etkiler, zarar gören kişinin yaşamında meydana gelen değişiklikler ve olayın diğer özelliklerini dikkate alarak hakkaniyete uygun bir miktar belirlemektedir. Zarar gören kişinin yurt dışında yaşaması, manevi tazminat talep etmesine engel değildir. Bununla birlikte manevi tazminatın amacı zarar gören kişiye cezalandırma niteliğinde bir kazanç sağlamak değil, yaşanan manevi kaybın hukuk düzeni içerisinde uygun bir karşılıkla giderilmesidir. Zorunlu trafik sigortası kural olarak manevi tazminat taleplerini karşılamamakta, bu talepler sorumluluk koşullarının gerçekleşmesi halinde sürücüye, araç işletenine ve diğer hukuken sorumlu kişilere yöneltilebilmektedir. Manevi tazminat teminatı içeren ihtiyari mali sorumluluk sigortası bulunması halinde ise ilgili poliçe hükümleri ayrıca değerlendirilmektedir. Bu nedenle maddi ve manevi tazminat taleplerinin kapsamı, sigorta teminatları ve sorumlu taraflar birbirinden ayrı biçimde incelenmelidir.
Trafik Kazası Sonrası Ceza Davası ve Tazminat Davası Birlikte Yürütülebilir Mi?
Trafik kazası sonrasında ceza davası ile maddi ve manevi tazminat davası aynı dönemde yürütülebilmektedir. Trafik kazasının taksirle yaralama, taksirle öldürme veya başka bir suç oluşturması halinde ceza soruşturması Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte ve yeterli şüphenin bulunması durumunda ilgili ceza mahkemesinde kamu davası açılabilmektedir. Tazminat davası ise kazadan doğan ekonomik ve manevi zararların giderilmesi amacıyla zarar gören kişi veya hak sahipleri tarafından açılmaktadır. Bu iki yargılamanın hukuki amacı birbirinden farklıdır. Ceza yargılamasında sanığın cezai sorumluluğu değerlendirilirken hukuk yargılamasında zararın varlığı, miktarı ve tazminat yükümlülüğü incelenmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimi, ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleriyle ve ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı değildir. Aynı şekilde ceza mahkemesinin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini doğrudan bağlamamaktadır. Bununla birlikte ceza yargılamasında maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kesinleşmiş tespitler, hukuk yargılamasında önem taşıyabilmektedir. Bu nedenle ceza davasının devam ediyor olması, tazminat davası açılmasına kendiliğinden engel oluşturmamakta ve zarar gören kişinin her durumda ceza davasının kesinleşmesini beklemesi gerekmemektedir.
Ceza davası ve tazminat davasının birlikte yürütüldüğü durumlarda, kazaya ilişkin delillerin iki ayrı dosyada değerlendirilmesi söz konusu olabilmektedir. Trafik kazası tespit tutanakları, olay yeri inceleme raporları, kamera kayıtları, tanık beyanları, adli tıp raporları ve kusur bilirkişisi incelemeleri hem ceza hem de hukuk yargılaması bakımından önem taşımaktadır. Hukuk mahkemesi, ceza dosyasında yapılacak incelemenin tazminat davasının sonucunu etkileyebileceği durumlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165. maddesi kapsamında ceza yargılamasının sonucunu bekletici mesele yapabilmektedir. Ancak ceza dosyasının sonucunun beklenmesi her durumda zorunlu değildir. Mahkeme, dosyadaki delillerin yeterli olması halinde tazminat yönünden bağımsız değerlendirme yapabilmektedir. Ayrıca ceza davası sonucunda mahkûmiyet kararı verilmesi, talep edilen maddi ve manevi tazminatın tamamının kendiliğinden kabul edileceği anlamına gelmemektedir. Tazminatın miktarı, zarar ile kaza arasındaki illiyet bağı, tarafların kusur oranları ve ilgili hukuki sorumluluk koşulları çerçevesinde ayrıca belirlenmektedir. Ceza mahkemesinde beraat kararı verilmesi de her durumda tazminat talebinin reddedilmesini gerektirmemektedir. Yurt dışında yaşayan zarar görenler, ceza soruşturması ve kovuşturmasında mevzuatın izin verdiği ölçüde avukat aracılığıyla haklarını takip edebilmekte, tazminat davasını da vekâletname ile yürütebilmektedir. Ancak ceza yargılamasında kişinin mağdur veya müşteki sıfatıyla şahsen dinlenmesinin gerekli görüldüğü durumlarda, uluslararası adli yardımlaşma ve ilgili usul hükümlerine göre ayrıca işlem yapılması gerekebilmektedir. Bu nedenle iki ayrı yargılama sürecinin koordineli biçimde takip edilmesi, delillerin korunması ve hak kaybına neden olabilecek sürelerin gözetilmesi açısından önem taşımaktadır.
Yurt dışında yaşayan kişilerin Türkiye’de meydana gelen trafik kazaları nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etmeleri, kazaya ilişkin belgelerin eksiksiz hazırlanması, sigorta şirketine başvuru koşullarının yerine getirilmesi ve yasal sürelerin takip edilmesine bağlıdır. Özellikle sürekli iş göremezlik, destekten yoksun kalma, kazanç kaybı ve manevi zarar taleplerinde kusur oranlarının, zararın kapsamının ve sigorta teminatlarının doğru değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Trafik kazasının ceza soruşturmasına konu olması halinde ceza ve hukuk yargılamalarının birbirleri üzerindeki etkilerinin de ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
Ulus Hukuk ve Danışmanlık olarak, trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarının açılması, sigorta şirketlerine başvuru yapılması, sigorta tahkim süreçlerinin yürütülmesi, sürekli iş göremezlik ve destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin değerlendirilmesi, ceza dosyalarının takibi ve trafik kazalarına ilişkin hukuki uyuşmazlıklarda yurt dışında yaşayan kişilere vekâletname aracılığıyla uzaktan hukuki destek sağlamaktayız.

