Ara POMEM ve PMYO Vitiligo Nedeniyle Sağlık Kurulunda Elenme ve İptal Davası

POMEM ve PMYO Vitiligo Nedeniyle Sağlık Kurulunda Elenme ve İptal Davası

Ciltte beyaz lekeler şeklinde kendini gösteren vitiligo, toplumda kozmetik bir sorun olarak algılansa da polislik mesleğine başvuru sürecinde ciddi bir elenme gerekçesine dönüşebilmektedir. Vitiligo ciltteki melanosit hücrelerinin otoimmün mekanizmalarla tahribi sonucu belirli bölgelerde pigment kaybı oluşması ve o bölgelerin beyaz renkte lezyonlar halinde ortaya çıkmasıyla karakterize kronik bir deri hastalığıdır. Hastalık herhangi bir ağrı, kaşıntı veya fiziksel kısıtlılık yaratmamakta ve etkilenen birey günlük yaşamında hiçbir fonksiyonel sorun yaşamamaktadır. Ancak Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği vitiligoyu cilt hastalıkları branşında kronik, ilerleyici ve tekrarlayıcı yapıda bir deri hastalığı olarak sınıflandırmış ve lokalize veya yaygın fark etmeksizin öğrenciliğe engel kabul etmiştir. Bu değerlendirme POMEM ve PMYO ile birlikte PAEM ve İGF adayları için de aynı kriterlerle yürütülmektedir.

Vitiligo nedeniyle verilen elenme kararlarında adayları en çok zorlayan husus, hastalığın herhangi bir organ veya sistem fonksiyonunu bozmamasına rağmen öğrenciliğe engel sayılmasıdır. Vücudunun kapalı bir bölgesinde küçük bir vitiligo plağı bulunan ve bunu yıllardır fark etmeyen bir adayın sağlık kurulundaki dermatoloji muayenesinde bu lezyonun tespit edilmesi ve ilişiğinin kesilmesi orantısız bir karar gibi görünebilmektedir. Ancak yönetmelik vitiligoyu hastalığın kronik ve ilerleyici doğası nedeniyle değerlendirmekte ve mevcut lezyonun ileride genişleme potansiyelini dikkate almaktadır. Emniyet teşkilatı bünyesinde bu bulguya dayalı elenme kararı doğrudan ilişik kesme olarak uygulanmakta ve adaya herhangi bir ek değerlendirme süreci tanınmamaktadır.

Vitiligo Emniyet Yönetmeliğinde Hangi Dilimde Değerlendirilir?

Yönetmeliğin EK-3 Bölüm 12 cilt hastalıkları branşı B Dilimi (2)(a) maddesinde vitiligo plakları açıkça öğrenciliğe engel olan hastalıklar arasında sayılmıştır. Bu madde vücudun neresinde olursa olsun, organ ve sistem fonksiyonlarını bozmayan, tedavi altında iken tam ya da kısmi iyileşme gösterebilen ancak kronik, ilerleyici ya da tekrarlayıcı yapısı olan yaygın ya da sınırlı deri hastalıklarını kapsamaktadır. Sınırlı ifadesi tek lezyonla seyreden veya birden fazla lezyonun tek bir vücut bölgesine yerleştiği durumları tanımlamaktadır. Dolayısıyla vücudun herhangi bir yerinde tek bir vitiligo plağı bulunması bile bu madde kapsamına girmekte ve öğrenciliğe engel kabul edilmektedir. Lezyonun boyutu, renk kaybının derecesi veya kozmetik olarak belirgin olup olmaması madde metninde ayrıca değerlendirilmemiş olup kronik bir deri hastalığı olarak vitiligo tanısının kendisi elenme için yeterli görülmüştür.

Bu düzenlemenin yapısında dikkat çeken önemli bir nokta, A diliminde vitiligo için spesifik bir sağlam kabul maddesi bulunmamasıdır. A Dilimi (2). maddesi yazlık üniforma giyildiğinde kapalı bölgelerde kalan ve kronik bir hastalığa bağlı olmayan lekeleri sağlam kabul etmiştir. Ancak vitiligo kronik bir hastalığa bağlı pigment kaybı olduğundan bu sağlam kabul maddesinin kapsamına girmemektedir. Yani dövmede uygulanan yazlık üniforma ile örtülen bölge toleransı vitiligo için geçerli değildir. Vücudun tamamen kapalı bir bölgesinde bulunan küçük bir vitiligo plağı bile kronik bir deri hastalığı olarak B dilimi kapsamında değerlendirilmektedir. Bu yaklaşım vitiligoyu dövmeden temelden ayırmaktadır çünkü dövme bir tercih olup kronik hastalık niteliği taşımazken vitiligo otoimmün kaynaklı kronik bir patolojidir ve yönetmelik bu ayrımı net biçimde yansıtmıştır.

Lokalize Vitiligo ile Yaygın Vitiligo Arasındaki Fark Nedir?

Vitiligo klinik olarak lezyonların dağılımına göre farklı tiplere ayrılmakta ve bu sınıflandırma hastalığın seyrini öngörmede belirleyici bir rol oynamaktadır. Lokalize (sınırlı) vitiligo lezyonların vücudun tek bir bölgesiyle sınırlı kaldığı formdur ve segmental vitiligo, fokal vitiligo ve mukozal vitiligo gibi alt tipleri bulunmaktadır. Segmental vitiligo lezyonların dermatomal dağılım göstererek vücudun bir yarısında belirli bir sinir dağılım alanına yerleşmesidir ve genellikle hızlı başlayıp stabil kalma eğilimindedir. Fokal vitiligo ise bir veya birkaç lezyonun belirli bir bölgede sınırlı kalmasıdır. Yaygın (generalize) vitiligo ise lezyonların vücudun birden fazla bölgesine simetrik olarak dağılmasıdır ve vitiligo vulgaris olarak da adlandırılan bu form en sık görülen tiptir. Universalis vitiligo ise cilt yüzeyinin yüzde 80’inden fazlasının depigmente olduğu en ağır formdur.

Yönetmelikteki B Dilimi (2)(a) maddesi yaygın ya da sınırlı ifadesini açıkça kullanarak her iki formu da aynı dilimde öğrenciliğe engel kabul etmiştir. Lokalize formun yaygın forma göre daha iyi seyirli olması ve bazı lokalize tiplerin kendiliğinden stabil kalabilmesi yönetmelik kapsamındaki değerlendirmeyi değiştirmemektedir. C Dilimi (3). maddesinde ise vitiligo güneşten etkilenen deri hastalıkları arasında ayrıca düzenlenmiş ve bu maddede el, yüz veya vücudun herhangi bir yerini kaplayan lokalize veya yaygın vitiligo ifadesi kullanılmıştır. C dilimindeki bu düzenleme organ ve sistem fonksiyonlarını kısıtlayan fakat çalışma olanağı veren formlar için geçerlidir. B dilimi ile C dilimi arasındaki fark hastalığın organ fonksiyonlarını etkileyip etkilemediğine göre belirlenmekte olup fonksiyonları etkilemeyen vitiligo B diliminde, fonksiyonları kısıtlayan ancak çalışma olanağı veren vitiligo C diliminde yer almaktadır. Öğrenci adayları için her iki dilim de öğrenciliğe engel kabul edilmektedir.

Güneşten Etkilenen Deri Hastalıkları Neden Ayrı Değerlendirilir?

Yönetmeliğin C Dilimi (3). maddesinde vitiligo güneşten etkilenen deri hastalıkları başlığı altında ayrı bir kategoride ele alınmıştır ve bu sınıflandırma hastalığın polislik mesleğiyle ilişkisini doğrudan yansıtmaktadır. Vitiligo lezyonlarında melanosit hücreleri tahrip olduğundan depigmente alanlar melanin pigmentinden yoksundur ve güneşin ultraviyole radyasyonuna karşı doğal korumadan mahrumdur. Normal cilt melanin aracılığıyla UV radyasyonun zararlı etkilerini büyük ölçüde absorbe ederken vitiligo lezyonlarındaki cilt bu korunmadan yoksun kalmakta ve güneş yanığı, fototoksisite ve uzun vadede cilt kanseri riski artmaktadır. Polis memurlarının görev yapısı gereği uzun saatler açık havada çalışması, trafik kontrolü, devriye görevi ve operasyonel müdahale gibi görevlerde yoğun güneş maruziyetine maruz kalması bu riski mesleki bir boyuta taşımaktadır.

Güneşten etkilenen deri hastalıklarının ayrı bir maddede düzenlenmesinin bir diğer gerekçesi bu hastalıkların güneş maruziyetiyle alevlenme veya kötüleşme potansiyeli taşımasıdır. Vitiligo lezyonlarında güneş yanığı sonrası Koebner fenomeni olarak bilinen ve travma veya irritasyon bölgelerinde yeni vitiligo lezyonlarının ortaya çıkması durumu gelişebilmektedir. Güneş yanığı geçiren bir vitiligo hastasında yanık bölgesinde yeni depigmente alanların oluşması hastalığın yayılmasına katkıda bulunabilmektedir. Ayrıca vitiligo lezyonları ile normal cilt arasındaki renk kontrastı güneşe maruz kalan bölgelerde daha belirgin hale gelmekte ve bu durum eşgal belirleyici niteliği artırmaktadır. Yönetmeliğin B Dilimi (2)(b) maddesindeki beş metreden bakmakla eşgal belirleyici olan lezyonlar düzenlemesi özellikle yüz, el ve ön kol gibi açık bölgelerdeki vitiligo lezyonları için ayrı bir elenme gerekçesi oluşturabilmektedir. Güneşle bronzlaşan normal cilt ile beyaz kalan vitiligo plakları arasındaki kontrast yaz aylarında dramatik biçimde artmakta ve bu görünüm eşgal belirleyici nitelik kazanabilmektedir.

Vitiligo Nedeniyle İlişiği Kesilen Adaylar Ne Yapmalıdır?

Vitiligo nedeniyle ilişiği kesilen adayların hukuki stratejisini belirleyen temel faktör tanının doğruluğu ve lezyonun niteliğidir. Sağlık kurulundaki dermatoloji muayenesinde vitiligo olarak değerlendirilen her depigmente lezyon gerçekten vitiligo olmayabilmektedir. Pitiriazis alba, tinea versikolor (mantar enfeksiyonuna bağlı renk açılması), postinflamatuar hipopigmentasyon (iltihap sonrası geçici renk açılması), nevus depigmentosus (doğumsal pigmentsiz leke) ve idiopatik guttat hipomelanoz (yaşlanmaya bağlı küçük beyaz noktalar) gibi durumlar klinik olarak vitiligo ile karışabilmektedir. Bu durumların büyük çoğunluğu kronik, ilerleyici veya otoimmün bir hastalık olmayıp bazıları geçici ve kendiliğinden düzelen tablolardır. Bağımsız bir dermatoloji kliniğinden Wood lambası muayenesi yaptırılması vitiligo tanısının doğrulanmasında önemli bir adımdır çünkü Wood lambası altında vitiligo lezyonları parlak beyaz (süt beyazı) floresan verirken diğer hipopigmente durumlar farklı görünümler sergilemektedir. Gerektiğinde cilt biyopsisi yapılarak melanosit yokluğunun histopatolojik olarak doğrulanması kesin tanıya ulaşılmasını sağlamaktadır. Sağlık kurulundaki tanının aslında vitiligo değil geçici veya kronik olmayan bir hipopigmentasyonu yansıttığının bağımsız değerlendirmeyle ortaya konması elenme kararını temelden sarsan bir argüman oluşturacaktır.

Elenme kararının tebliğinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içinde idare mahkemesine iptal davası açılması zorunludur. Vitiligo davalarında bilirkişi incelemesi adayın cilt lezyonlarını yeniden muayene ederek tanının doğruluğunu, lezyonların dağılımını ve hastalığın mevcut aktivitesini değerlendirmektedir. Bilirkişi heyeti Wood lambası muayenesi, gerektiğinde dermoskopik inceleme ve histopatolojik değerlendirme ile lezyonun gerçekten vitiligo olup olmadığını doğrulamaktadır. Bilirkişi raporunda sağlık kurulundaki lezyonun vitiligo değil farklı bir hipopigmente durum olduğu tespit edilmesi halinde elenme kararının iptali mümkün olabilmektedir. Kesin vitiligo tanısı bulunan adaylarda bile hastalığın stabil fazda olduğunun yani son bir yılda yeni lezyon gelişmediğinin ve mevcut lezyonların genişlemediğinin belgelenmesi, lezyonların küçük ve sınırlı olduğunun ve polislik mesleğinin gerekliliklerini yerine getirmeye engel bir fonksiyonel kısıtlılık oluşturmadığının vurgulanması bilirkişi değerlendirmesinde adayın lehine kullanılabilecek argümanlardır. Yürütmenin durdurulması talebi eğitim sürecinden uzak kalmanın yaratacağı telafisi güç zararın engellenmesi açısından dava ile birlikte yapılmalıdır. 

Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında vitiligo nedeniyle ilişiği kesilen adaylara yönelik iptal davası süreçlerinde Ulus Hukuk ve Danışmanlık idare hukuku alanındaki deneyimiyle hukuki destek sağlamaktadır.

Yorum Ekle

Ulus Hukuk Logo
Ulus Hukuk Logo

Ulus Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, 2020 yılında Kurucu Avukat Ekin Ulus tarafından, hukukun çeşitli alanlarında en yüksek standartlarda hizmet sunmak amacıyla kurulmuştur.

İletişim

0541 408 10 24
bilgi@ulus.av.tr
Remzi Oğuz Arık Mah. Bülten Sk. No: 7/14 Çankaya/Ankara

Sosyal Medya