Ürogenital sistemdeki kronik enfeksiyonlar ve böbrek fonksiyonlarını etkileyen hastalıklar, polis adaylarının sağlık kurulunda hem üroloji hem de dahiliye muayenesinde tespit edilebilen ve doğrudan elenme kararına yol açabilen patolojilerdir. Tüberkülozun böbrek veya üriner sisteme yerleşmesi, kronik piyelonefrit gibi inatçı enfeksiyonlar veya proteinüri şeklinde kendini gösteren böbrek fonksiyon bozuklukları adayın hiçbir şikayet hissetmediği durumlarda bile laboratuvar testleri ve görüntüleme yöntemleriyle ortaya çıkabilmektedir. Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği bu patolojileri üroloji ve dahiliye branşlarında ayrı ayrı düzenlemiş olup her bir durumun niteliğine göre farklı dilim kararları belirlemiştir. Aynı kriterler POMEM ve PMYO ile birlikte PAEM ve İFG adayları için de geçerlidir.
Ürogenital enfeksiyon ve böbrek hastalıkları konusundaki değerlendirmenin dikkat çekici bir boyutu, varikosel ve hidrosel gibi toplumda son derece yaygın görülen durumların yönetmelikte sağlam kabul edilmesidir. Bu durum adaylarda sıklıkla kafa karışıklığı yaratmaktadır çünkü varikosel veya hidrosel ameliyatı geçmişi olan adaylar kendilerinin de elenebileceğini düşünebilmektedir. Oysa yönetmelik bu iki durumu açıkça sağlam kabul etmiş ve ameliyat geçmişini de engel olarak görmemiştir. Ürogenital enfeksiyonlar ve böbrek fonksiyon bozuklukları ise tamamen farklı bir kategoride yer almakta ve emniyet teşkilatı bünyesinde verilen elenme kararı doğrudan ilişik kesme olarak uygulanmaktadır.
Ürogenital Tüberküloz ve Kronik Enfeksiyonlar Nasıl Değerlendirilir?
Yönetmeliğin EK-3 Bölüm 8 üroloji branşı B Dilimi (1)(f) maddesi ürogenital sistemin tüberkülozunu ve diğer kronik seyirli enfeksiyonlarını organ ve sistem fonksiyonlarını bozmasa dahi öğrenciliğe engel kabul etmiştir. Ürogenital tüberküloz, tüberküloz basilinin kan yoluyla böbrek, üreter, mesane veya genital organlara yayılmasıyla oluşan ve standart akciğer tüberkülozundan farklı bir klinik tablo sergileyen bir enfeksiyon hastalığıdır. Belirtileri sıklıkla silik seyretmekte olup sık idrara çıkma, idrar yolu enfeksiyonlarının tekrarlaması veya idrarda kan görülmesi gibi özgül olmayan şikayetlerle kendini gösterebilmektedir. Tanısı idrar kültüründe tüberküloz basilinin üretilmesi, PCR testleri veya biyopsi ile konulmakta ve tedavisi uzun süreli çoklu antibiyotik rejimi gerektirmektedir. Tedavi tamamlanmış ve kültürlerde basil üremesi sona ermiş olsa bile geçirilmiş ürogenital tüberküloz geçmişi yönetmelik kapsamında B diliminde kalmaya devam etmektedir.
Kronik seyirli enfeksiyonlar ifadesi yalnızca tüberkülozu değil ürogenital sistemi etkileyen diğer inatçı enfeksiyon hastalıklarını da kapsamaktadır. Kronik piyelonefrit (böbrek iltihabı), kronik prostatit, kronik epididimit ve tekrarlayan üriner sistem enfeksiyonları bu kategoriye girebilmektedir. Kronik tanımı enfeksiyonun uzun süredir devam ettiğini veya tekrarlayıcı nitelik kazandığını ifade etmekte olup geçici ve tek seferlik bir üriner enfeksiyon bu madde kapsamında değerlendirilmemektedir. Sağlık kurulundaki üroloji uzmanı adayın tıbbi geçmişinde tekrarlayan üriner enfeksiyon öyküsü, uzun süreli antibiyotik tedavisi veya kronik enfeksiyona bağlı yapısal değişiklikler (böbrekte skarlaşma, üreter darlığı gibi) saptadığında B dilimi kapsamında elenme kararı verebilmektedir. Geçmişte tek bir üriner enfeksiyon atağı yaşamış ve standart tedaviyle tamamen iyileşmiş adayların bu madde kapsamına girmemesi gerektiği açık olmakla birlikte sağlık kurullarının zaman zaman geçici enfeksiyonları kronik olarak nitelendirmesi hatalı elenme kararlarının kaynağını oluşturabilmektedir.
Böbrek Fonksiyon Bozuklukları ve Proteinüri Engel Midir?
Böbrek fonksiyon bozuklukları ve proteinüri yönetmeliğin dahiliye branşı nefroloji bölümünde düzenlenmiştir. EK-3 Bölüm 1 B Dilimi nefroloji (3)(a) maddesinde kontrol altına alınabilen proteinüriler, böbrek fonksiyon bozuklukları, böbrek yetmezlikleri ve komplikasyon yapmamış ile kontrol altına alınabilen primer hiperürisemiler öğrenciliğe engel kabul edilmiştir. Proteinüri idrarda normalden fazla protein bulunması durumudur ve böbrek filtreleme fonksiyonundaki bir bozukluğun erken göstergesi olabilmektedir. Sağlık kurulundaki giriş raporunda zorunlu olarak yapılan idrar biyokimyası ve mikroskopisi incelemesinde proteinüri saptanması bu maddenin devreye girmesine yol açmaktadır. Kan kreatinin ve üre değerlerinin normalin üzerinde çıkması ise böbrek fonksiyon bozukluğuna doğrudan işaret eden bir laboratuvar bulgusudur.
Proteinüri değerlendirmesinde karşılaşılan önemli bir sorun, geçici proteinüri ile kalıcı proteinüri arasındaki ayrımın yeterince yapılmamasıdır. Yoğun fiziksel egzersiz sonrası (postural proteinüri), ateşli hastalıklar sırasında, aşırı sıcak veya soğuk maruziyetinde ve hatta uzun süre ayakta kaldıktan sonra idrarda geçici olarak protein saptanabilmektedir. Ortostatik proteinüri olarak bilinen bu durum genç bireylerde oldukça sık görülmekte ve böbrek hastalığı anlamına gelmemektedir. Sağlık kuruluna giriş günü yoğun fiziksel aktivite yapmış veya uzun süre ayakta beklemiş bir adayda saptanan proteinüri gerçek bir böbrek patolojisini değil geçici fizyolojik bir durumu yansıtıyor olabilmektedir. Yönetmelikteki kontrol altına alınabilen ifadesi proteinürinin tedaviyle veya altta yatan nedenin giderilmesiyle düzeltilebilir olmasını gerektirmekte ancak sağlık kurulundaki tek bir idrar tetkikine dayanılarak kalıcı proteinüri kararı verilmesi tıbbi açıdan tartışmalıdır. Tekrarlanan idrar tetkikleri, 24 saatlik idrar proteini ölçümü ve böbrek fonksiyon testleriyle proteinürinin kalıcılığının doğrulanması daha güvenilir bir değerlendirme yaklaşımıdır.
Varikosel ve Hidrosel Mevcudiyeti Sağlam Kabul Edilir mi?
Polis adayları arasında sıkça sorulan bu sorunun yanıtı yönetmelikte açık ve net biçimde verilmiştir. A Dilimi (7). maddesi testis ve eklerinin basit kistlerini, distal hipospadiyası, hidrosel ve varikosel mevcudiyetini veya bunların başarılı cerrahi tedavilerini sağlam kabul etmiştir. Varikosel testis toplardamarlarının genişlemesi sonucu skrotumda oluşan varikoz damar yapılanmasıdır ve erkeklerin yaklaşık yüzde 15’inde görülmektedir. Genellikle sol tarafta daha sık ortaya çıkmakta olup çoğu vakada herhangi bir tedavi gerektirmemektedir. Hidrosel ise testis çevresindeki zarlar arasında sıvı birikmesidir ve konjenital veya edinsel nedenlerle oluşabilmektedir. Her iki durum da polislik mesleğinin gerektirdiği fiziksel aktivitelere engel oluşturmadığından yönetmelik bunları sağlam kabul etmiştir.
Bu maddenin kapsamı yalnızca varikosel ve hidroselin mevcudiyetiyle sınırlı kalmayıp ameliyat geçmişini de içermektedir. Varikoselektomi veya hidroselektomi geçirmiş adaylar ameliyat başarılı olmuş olmak koşuluyla sağlam kabul edilmektedir. Aynı maddede distal hipospadias da sağlam kabul edilmiştir. Hipospadias idrar yolu açıklığının (meatus) penisin ucunda değil alt yüzeyinde yer alması durumudur ve distal formu meatusun glans veya koronal bölgede konumlanmasını ifade etmektedir. Proksimal hipospadias ise daha geride yer alan ve genellikle cerrahi düzeltme gerektiren formları kapsamakta olup yönetmelikte yalnızca distal formun sağlam kabul edildiği anlaşılmaktadır. Testis ve eklerinin basit kistleri (spermatosel, epididim kisti gibi) de yönetmelik kapsamında öğrenciliğe engel görülmemektedir. Tüm bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde yönetmeliğin ürogenital sistemde fonksiyonel kısıtlılık yaratmayan ve tedavisi mümkün olan yaygın patolojileri sağlam kabul ederek adayları gereksiz yere elemekten kaçındığı görülmektedir.
Ürogenital Enfeksiyon Nedeniyle İlişiği Kesilen Adaylar Ne Yapmalıdır?
Ürogenital enfeksiyon veya böbrek fonksiyon bozukluğu nedeniyle ilişiği kesilen adayların yapacağı ilk iş elenme gerekçesinin gerçekten kronik bir patolojiye mi yoksa geçici bir duruma mı dayandığını sorgulamaktır. Kronik ürogenital enfeksiyon tanısıyla elenen adaylar için enfeksiyonun tedaviyle tamamen eradike edildiğinin bağımsız bir merkezden alınan kültür sonuçlarıyla kanıtlanması ve kronikleşme iddiasının tıbbi kayıtlarla ne ölçüde desteklendiğinin incelenmesi savunma stratejisinin temelini oluşturmaktadır. Geçmişte tek bir enfeksiyon atağı yaşanmış ve standart tedaviyle tamamen iyileşme sağlanmışsa bu durumun kronik seyirli enfeksiyon olarak nitelendirilmesi tıbbi açıdan tartışmalıdır. Proteinüri nedeniyle elenen adaylar için sağlık kurulundaki idrar tetkikinin geçici bir yükselmeyi mi yoksa kalıcı bir böbrek patolojisini mi yansıttığının ayrıştırılması gereklidir. Bağımsız bir merkezde sabah ilk idrar örneğinden yapılan tetkik, 24 saatlik idrarda protein miktarının ölçümü ve spot idrarda protein kreatinin oranının belirlenmesi proteinürinin gerçek boyutunu ortaya koyan güvenilir yöntemlerdir. Böbrek fonksiyon bozukluğu nedeniyle elenen adaylar için ise kreatinin klirensinin hesaplanması ve gerektiğinde böbrek sintigrafisi yaptırılarak her iki böbreğin fonksiyonel kapasitesinin ayrı ayrı belirlenmesi hukuki süreçte değerli deliller oluşturacaktır.
Elenme kararının tebliğinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içinde idare mahkemesine iptal davası açılması zorunludur. Bu patoloji grubundaki davalarda bilirkişi incelemesi adayın ürolojik ve nefrolojik durumunu laboratuvar testleri, görüntüleme bulguları ve klinik muayene ile kapsamlı şekilde yeniden değerlendirmektedir. Kronik enfeksiyon davalarında bilirkişi heyeti enfeksiyonun gerçekten kronik nitelik kazanıp kazanmadığını, mevcut durumda aktif bir enfeksiyon odağının bulunup bulunmadığını ve ürogenital sistemde kalıcı yapısal hasar oluşup oluşmadığını incelemektedir. Proteinüri davalarında sağlık kurulundaki tek ölçüme dayalı kararın geçici fizyolojik faktörlerden etkilenip etkilenmediği ve tekrarlanan testlerde proteinürinin devam edip etmediği bilirkişi değerlendirmesinde tartışılan başlıca konulardır. Bilirkişi raporunda enfeksiyonun kronik olmadığı, proteinürinin geçici nitelikte olduğu veya böbrek fonksiyonlarının normal sınırlarda bulunduğu tespit edilmesi halinde elenme kararının iptali mümkün olabilmektedir. Yürütmenin durdurulması talebi eğitim sürecinden uzak kalmanın yaratacağı telafisi güç zararın engellenmesi açısından dava ile birlikte yapılmalıdır.
Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında ürogenital enfeksiyon ve böbrek hastalıkları nedeniyle ilişiği kesilen adaylara yönelik iptal davası süreçlerinde Ulus Hukuk ve Danışmanlık idare hukuku alanındaki deneyimiyle hukuki destek sağlamaktadır.

