Burun eğriliği olarak bilinen septum deviasyonu toplumda son derece yaygın görülen bir anatomik varyasyondur ve çeşitli araştırmalara göre yetişkin nüfusun yüzde 80’ine varan oranda belirli düzeylerde burun septumunda eğrilik bulunmaktadır. Bu eğriliklerin büyük çoğunluğu bireyin farkına bile varmadığı, nefes almayı etkilemeyen ve herhangi bir tedavi gerektirmeyen hafif deviasyonlardır. Ancak septum deviasyonunun nazal pasajı daraltarak nefes almayı güçleştiren veya konuşmayı etkileyen formları polislik sağlık kurulunda elenme gerekçesi oluşturabilmektedir. Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği septum deviasyonunu kulak burun boğaz branşında nefes alma ve konuşma fonksiyonlarına etkisine göre değerlendirmiş ve bu etkiye bağlı olarak farklı dilim kararları öngörmüştür. Aynı hükümler POMEM ve PMYO ile birlikte PAEM ve İGF adayları için de geçerlidir.
Septum deviasyonu konusundaki yönetmelik düzenlemesini adaylar açısından olumlu kılan özellik, hastalığın cerrahi tedavisinin de sağlam kabul koşulları arasında yer almasıdır. Septoplasti ameliyatı geçirmiş ve nazal pasajı açık olan adaylar yönetmelik kapsamında sağlam kabul edilmekte ve bu durum septum deviasyonu nedeniyle elenme riski taşıyan adaylara somut bir çözüm yolu sunmaktadır. Emniyet teşkilatı bünyesinde nefes almayı güçleştiren septum deviasyonuna dayalı elenme kararı doğrudan ilişik kesme olarak uygulanmakta ancak tedaviyle giderilebilir bir durum olması nedeniyle yeniden başvuru şansı diğer patolojilere göre daha yüksektir.
Septum Deviasyonu Ne Zaman Sağlam Kabul Edilir?
Yönetmeliğin EK-3 Bölüm 6 kulak burun boğaz hastalıkları branşı A diliminde septum deviasyonu için birbirleriyle bağlantılı üç ayrı sağlam kabul maddesi bulunmaktadır. A Dilimi (1)(g) maddesi nefes almayı veya konuşmayı güçleştirmeyen septum deviasyonlarını ve diğer burun ile boğaz patolojilerini sağlam kabul etmiştir. Bu madde septum deviasyonunun varlığının tek başına elenme nedeni olmadığını ve asıl kriterin fonksiyonel etkilenme olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hafif veya orta derecede septum eğriliği bulunan ancak her iki burun pasajından rahat nefes alabilen ve konuşması etkilenmeyen bir aday bu madde kapsamında sağlam kabul edilmektedir. A Dilimi (1)(ğ) maddesi ise nazal pasajın tek taraflı açık olmasını sağlam kabul etmiştir. Bu düzenleme septum deviasyonunun bir taraftaki nazal pasajı daraltmış olsa bile diğer taraftaki pasajın açık olmasının yeterli görüldüğünü belirtmektedir.
Üçüncü ve adaylar açısından en değerli sağlam kabul maddesi A Dilimi (1)(e) bendinde yer almaktadır: rinoplasti ve septum deviasyonu ameliyatı nazal pasajın açık olması şartıyla sağlam kabul edilir. Bu madde septoplasti veya septorinoplasti ameliyatı geçirmiş adayların ameliyat geçmişleri nedeniyle elenmeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Ameliyat sonrası nazal pasajın açık olması yani burun hava yolunun her iki tarafta da yeterli geçirgenliği sağlaması bu maddenin tek koşuludur. Ameliyatın ne zaman yapıldığı, hangi teknikle uygulandığı veya ameliyat sırasında ek müdahale (konka redüksiyonu gibi) yapılıp yapılmadığı yönetmelikte ayrıca sorgulanmamıştır. Sağlık kurulundaki KBB uzmanı anterior rinoskopi ve endoskopik muayene ile nazal pasajın açıklığını değerlendirmekte ve bu değerlendirme sonucunda pasajın yeterli olduğuna kanaat getirdiğinde ameliyat geçirmiş adaylar hakkında da sağlam kararı vermektedir.
Nefes Almayı Güçleştiren Septum Deviasyonu Neden B Dilimi Kapsamındadır?
B Dilimi (3)(c) maddesi nefes almayı veya konuşmayı güçleştiren septum deviasyonlarını ve diğer burun ile boğaz patolojilerini öğrenciliğe engel kabul etmiştir. Aynı branşın B Dilimi (3)(ç) maddesi ise nefes almayı güçleştiren veya konuşmayı etkileyen konka hipertrofileri, burun polipleri, septum deviasyonları ve burnun edinsel şekil bozukluklarını ayrıca saymıştır. Bu iki maddenin birlikte okunmasından anlaşılan, septum deviasyonunun tek başına veya konka hipertrofisi ya da burun polibi gibi eşlik eden patolojilerle birlikte nazal obstrüksiyona yol açması halinin öğrenciliğe engel kabul edildiğidir. Polislik mesleğinde koşma, mücadele, gaz maskesi kullanımı ve yoğun fiziksel efor gerektiren durumlarda yeterli burun solunumunun sağlanamaması hem performansı hem de güvenliği doğrudan etkileyen bir faktördür ve yönetmeliğin bu yaklaşımı bu mesleki gereksinime dayanmaktadır.
Nazal obstrüksiyonun değerlendirilmesinde sağlık kurulundaki KBB uzmanı birden fazla yönteme başvurmaktadır. Anterior rinoskopi ile burun ön bölümünün direkt görüntülenmesi septum deviasyonunun yönünü ve derecesini ortaya koymaktadır. Nazal endoskopi ile burun içinin daha detaylı incelenmesi posterior deviasyonlar, konka hipertrofileri ve polip varlığı gibi ek bulguların tespitine olanak tanımaktadır. Adayın her iki burun deliğinden nefes alma kapasitesinin klinik olarak değerlendirilmesi subjektif bir yöntem olmakla birlikte deneyimli hekimler tarafından güvenilir şekilde uygulanabilmektedir. Rinomanometri ve akustik rinometri gibi objektif nazal hava akımı ölçüm yöntemleri ise nazal obstrüksiyonun sayısal olarak kanıtlanmasında kullanılabilmekte ancak sağlık kurullarında rutin olarak uygulanmamaktadır. Klinik değerlendirmenin subjektif doğası farklı hekimlerin aynı deviasyonu farklı yorumlamasına yol açabilmekte ve bir hekimin nefes almayı güçleştirmiyor olarak değerlendirdiği deviasyonu başka bir hekim güçleştiriyor olarak raporlayabilmektedir. Bu subjektif değerlendirme farkı iptal davalarında bilirkişi incelemesiyle objektif verilere dayandırılarak çözülebilecek bir sorundur.
Septoplasti Ameliyatı Geçiren Adaylar Nasıl Değerlendirilir?
Septoplasti septum deviasyonunun cerrahi olarak düzeltilmesi işlemidir ve burun içinden yapılan bir müdahale olup dışarıdan herhangi bir kesi izi bırakmamaktadır. Yönetmeliğin A Dilimi (1)(e) maddesi septum deviasyonu ameliyatını nazal pasajın açık olması koşuluyla sağlam kabul etmiştir. Bu düzenleme septoplasti geçirmiş adaylara açık bir güvence sağlamakta ve ameliyat geçmişinin tek başına elenme gerekçesi oluşturmayacağını garanti etmektedir. Septorinoplasti yani septum düzeltmesiyle birlikte burnun dış şeklinin de düzeltildiği kombine ameliyatlar da aynı maddedeki rinoplasti ifadesi kapsamında değerlendirilmekte ve nazal pasajın açık olması koşuluyla sağlam kabul edilmektedir. Endoskopik sinüs cerrahisi geçirmiş adaylar da A Dilimi (1)(f) maddesinde ayrıca sağlam kabul edilmiştir.
Septoplasti ameliyatı geçirmiş adayların sağlam kabul edilmesinin tek koşulu olan nazal pasajın açık olması uygulamada genellikle sorun yaratmamaktadır çünkü başarılı bir septoplastinin temel amacı zaten nazal pasajı açmaktır. Ancak ameliyat sonrası sinesi oluşumu (burun içi yapışıklık), septum perforasyonu, yetersiz düzeltme veya redeviasyon (eğriliğin tekrarlaması) gibi komplikasyonlar nadir de olsa gelişebilmekte ve bu durumlar nazal pasajın yeterince açık olmamasına neden olabilmektedir. Sağlık kurulundaki KBB uzmanı septoplasti geçirmiş adayda nazal endoskopi ile ameliyat sonrası durumu değerlendirmekte ve pasajın her iki tarafta da yeterli hava geçirgenliği sağlayıp sağlamadığını kontrol etmektedir. Ameliyat başarılı geçmiş ve nazal pasaj açık olan adaylarda herhangi bir sorun yaşanmamakta ancak yetersiz düzeltme veya komplikasyon saptanan adaylarda pasajın yeterli olmadığı değerlendirmesi yapılarak B dilimi kararı verilebilmektedir. Bu durumda revizyon septoplasti yani ikinci bir düzeltme ameliyatı uygulanarak nazal pasajın yeniden açılması ve ardından sağlık kuruluna girilmesi adayın sağlam kabul edilme koşullarını karşılamasına olanak tanıyabilmektedir.
Septum Deviasyonu Nedeniyle İlişiği Kesilen Adaylar Ne Yapmalıdır?
Septum deviasyonu nedeniyle ilişiği kesilen adayların durumu diğer KBB patolojilerinden farklı olarak yüksek oranda çözülebilir niteliktedir ve bu özellik hem tedavi hem de hukuki strateji açısından avantaj sunmaktadır. Nefes almayı güçleştiren septum deviasyonu nedeniyle elenen adaylar için en doğrudan çözüm yolu septoplasti ameliyatı yaptırarak nazal obstrüksiyonun giderilmesidir. Ameliyat sonrası iyileşme süreci genellikle iki ile dört hafta arasında tamamlanmakta ve nazal pasajın tam açıklığına kavuşması birkaç ay içinde gerçekleşmektedir. Yönetmelikteki sağlık nedeniyle ilişiği kesilen adayların bir yıl içinde yeniden başvuru hakkı septum deviasyonu için en işlevsel biçimde kullanılabilecek bir mekanizmadır. Ameliyat sonrası nazal pasajın açık olduğunun KBB uzmanı raporuyla belgelenmesi ve bu raporla birlikte Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığına başvurulması adayın yeniden değerlendirmeye alınmasını sağlamaktadır.
İptal davası yolu da elenme kararının tebliğinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içinde açık olup özellikle sağlık kurulundaki değerlendirmenin doğruluğunun tartışılabileceği durumlarda etkili bir araçtır. Septum deviasyonunun nefes almayı gerçekten güçleştirip güçleştirmediğinin objektif yöntemlerle ölçülmesi bilirkişi incelemesinde en kritik değerlendirme noktasını oluşturmaktadır. Rinomanometri nazal hava yolu direncini sayısal olarak ölçen ve nazal obstrüksiyonun derecesini objektif verilerle ortaya koyan bir testtir. Akustik rinometri ise burun kavitesinin kesit alanını ve hacmini ölçerek daralan bölgelerin lokalizasyonunu ve derecesini belirlemektedir. Sağlık kurulunda bu objektif testler yapılmadan yalnızca klinik muayeneye dayalı olarak nefes almayı güçleştiriyor kararı verilmiş ise bağımsız bir merkezden rinomanometri ve akustik rinometri yaptırılarak nazal hava akımının normal sınırlarda olduğunun kanıtlanması elenme kararını temelden sarsan bir argüman oluşturacaktır. Bilirkişi raporunda objektif ölçümlerde nazal obstrüksiyon saptanmadığının veya obstrüksiyonun polislik mesleğini icra etmeye engel düzeyde olmadığının tespit edilmesi halinde elenme kararının iptali mümkün olabilmektedir. Yürütmenin durdurulması talebi eğitim sürecinden uzak kalmanın yaratacağı telafisi güç zararın engellenmesi açısından dava ile birlikte yapılmalıdır.
Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında septum deviasyonu nedeniyle ilişiği kesilen adaylara yönelik iptal davası süreçlerinde Ulus Hukuk ve Danışmanlık idare hukuku alanındaki deneyimiyle hukuki destek sağlamaktadır.

