Ara POMEM ve PMYO Katarakt ve Lens Ameliyatı Nedeniyle Elenme ve İptal Davası - Ulus

POMEM ve PMYO Katarakt ve Lens Ameliyatı Nedeniyle Elenme ve İptal Davası

Katarakt denildiğinde akla genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan bir göz hastalığı gelmektedir ancak konjenital katarakt, travmaya bağlı katarakt veya metabolik nedenlere bağlı erken yaşta gelişen katarakt gibi durumlar genç polis adaylarının da bu tanıyla karşılaşmasına neden olabilmektedir. Göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi anlamına gelen katarakt farklı derecelerde ve farklı lokalizasyonlarda ortaya çıkabilmekte ve Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği bu farklılıklara göre ayrı değerlendirme kriterleri belirlemiştir. Yönetmelikteki düzenleme kataraktın türüne ve yerleşimine göre bazı formları sağlam kabul ederken diğerlerini ve katarakt ameliyatı geçmişini öğrenciliğe engel saymaktadır. Bu kriterler POMEM ve PMYO adaylarının yanı sıra PAEM ve İFG adayları için de birebir aynı şekilde uygulanmaktadır.

Katarakt ve lens ameliyatı nedeniyle verilen elenme kararlarında adayları en çok şaşırtan durum, ameliyatın başarılı geçmiş olmasına ve görme keskinliğinin tam düzeye ulaşmasına rağmen yalnızca ameliyat geçmişinin veya göz içi yapay lens varlığının elenme gerekçesi oluşturmasıdır. Psödofaki olarak adlandırılan göz içi lens implantasyonu modern katarakt cerrahisinin standart bir parçasıdır ve ameliyat sonrası hastaların büyük çoğunluğu mükemmel görme keskinliğine kavuşmaktadır. Ancak yönetmelik bu durumu görme keskinliğinden bağımsız olarak değerlendirmekte ve öğrenciliğe engel kabul etmektedir. Emniyet teşkilatı bünyesinde bu karar doğrudan ilişik kesme olarak uygulanmakta ve adaya herhangi bir iç itiraz mekanizması tanınmamaktadır.

Katarakt Mevcudiyeti Polis Öğrenciliğine Engel midir?

Bu sorunun cevabı kataraktın tipine, yerleşimine ve görmeyi etkileyip etkilemediğine göre değişmektedir. Yönetmeliğin EK-3 Bölüm 7 göz hastalıkları branşı A diliminde izole, periferik ve noktasal olan katarakt sağlam kabul edilmiştir. Bu üç koşulun bir arada bulunması gerekmektedir: kataraktın izole olması yani tek bir odakla sınırlı kalması, periferik olması yani merceğin merkezi görme eksenini etkilemeyen kenar bölgesinde yer alması ve noktasal olması yani küçük ve sınırlı bir alan kaplaması. Bu özellikleri taşıyan katarakt bulgusu görme keskinliğini etkilememekte ve sağlık kurulunda sağlam kararı verilmektedir. Rutin göz muayenesinde biyomikroskopik incelemede tesadüfen saptanan küçük periferik lens opasiteleri bu kapsamda değerlendirilebilmektedir.

Ancak A dilimindeki bu üç koşulu karşılamayan katarakt bulguları yönetmeliğin B Dilimi (6)(b) maddesi kapsamında öğrenciliğe engel kabul edilmektedir. Merceğin merkezi bölgesinde yer alan, yaygın bir alanı kaplayan veya görme eksenini etkileyen katarakt bu madde kapsamına girmektedir. B dilimindeki madde bir veya iki gözde görmeyi bozmayan veya B dilimi kadar bozan katarakt ifadesini kullanmaktadır ve bu ifade kataraktın görmeyi hiç bozmasa dahi periferik ve noktasal olmadığı sürece B dilimi kapsamında değerlendirileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Sağlık kurulundaki göz uzmanı biyomikroskopik muayenede kataraktın tipini, lokalizasyonunu ve yoğunluğunu değerlendirmekte ve bu bulgulara göre A dilimi veya B dilimi kararı vermektedir. Sınır vakalarda kataraktın gerçekten izole ve periferik mi yoksa santrale doğru uzanım gösterip göstermediği tartışmalı olabilmekte ve bu durum farklı hekimlerin farklı kararlar vermesine yol açabilmektedir.

Psödofaki ve Göz İçi Lens İmplantasyonu Nasıl Değerlendirilir?

Yönetmeliğin B Dilimi (6)(a) maddesi bir veya iki gözde psödofakiyi yani ameliyatla lens ekstraksiyonu ve göz içi lens implantasyonunu açıkça öğrenciliğe engel olarak düzenlemiştir. Aynı maddede katarakt ameliyatları da ayrıca sayılmıştır. Psödofaki doğal göz merceğinin cerrahi olarak çıkarılması ve yerine yapay bir göz içi lens (intraoküler lens) yerleştirilmesi durumunu ifade etmektedir. Modern katarakt cerrahisinde fakoemülsifikasyon yöntemiyle doğal mercek parçalanarak emilmekte ve kapsül içine katlanabilir yapay bir lens implante edilmektedir. Ameliyat sonrası hastaların büyük çoğunluğu gözlüksüz veya hafif bir düzeltmeyle mükemmel görme keskinliğine ulaşmaktadır. Ancak yönetmelik ameliyat sonrası görme keskinliğinin düzeyine bakılmaksızın psödofaki durumunu B dilimi kapsamında değerlendirmektedir.

Bu düzenlemenin gerekçesi göz içi yapay lensin doğal merceğin tüm fonksiyonlarını tam olarak ikame edememesi ve polislik mesleğinin gerektirdiği zorlu fiziksel koşullarda potansiyel risklerin bulunmasıdır. Doğal mercek akomodasyon yeteneğine sahip olup farklı mesafelere otomatik odaklanabilirken standart monofokal yapay lensler sabit bir odak noktasına sahiptir. Ayrıca göz içi lensin travma durumunda yer değiştirmesi (desentrasyon veya dislokasyon) gibi komplikasyon riskleri de bulunmaktadır. Yönetmeliğin bu katı yaklaşımının pratikteki sonucu, çocukluk döneminde konjenital katarakt nedeniyle ameliyat olan ve yıllardır sorunsuz gören bir adayın bile psödofaki geçmişi nedeniyle elenme kararıyla karşılaşabilmesidir. Aynı madde lens yokluğu (afaki) durumunu da kapsamakta olup ameliyat sonrası göz içi lens implante edilmemiş ve gözlükle düzeltme yapılan vakaları da B dilimi kapsamında değerlendirmektedir.

İzole Periferik Katarakt ile Görmeyi Etkileyen Katarakt Arasındaki Fark Nedir?

A dilimi ile B dilimi arasındaki sınırı belirleyen en kritik ayrım kataraktın lokalizasyonu ve karakteridir. İzole periferik ve noktasal katarakt terimi merceğin kenar bölgesinde yer alan, merkezi görme eksenini etkilemeyen ve sınırlı bir alanla kısıtlı kalan lens opasitelerini tanımlamaktadır. Bu tip opasiteler çoğunlukla hastanın farkında olmadığı, görme keskinliğini etkilemeyen ve yalnızca biyomikroskopik muayenede tesadüfen saptanan bulgulardır. Kortikal katarakt başlangıcındaki periferik tekerlek parmaklığı (spoke-like) opasiteler, konjenital küçük noktasal opasiteler (blue dot katarakt gibi) ve merceğin ekvatoral bölgesinde sınırlı kalan opasiteler bu kapsamda değerlendirilebilmektedir. Sağlık kurulundaki göz uzmanı dilate fundus muayenesinde yani göz bebeği büyütüldükten sonra yapılan detaylı biyomikroskopik incelemede bu bulguları tespit etmekte ve karakterizasyonunu yapmaktadır.

Buna karşılık merceğin santral bölgesinde yer alan, subkapsüler alanda yoğunlaşan veya diffüz bir yayılım gösteren katarakt bulguları A dilimi koşullarını karşılamamakta ve B dilimi kapsamına girmektedir. Posterior subkapsüler katarakt özellikle genç bireylerde steroid kullanımı, travma veya sistemik hastalıklara bağlı olarak gelişebilmekte ve merceğin arka yüzeyinde merkezi görme ekseninde yer aldığından görmeyi erken dönemde etkileyebilmektedir. Nükleer katarakt ise merceğin çekirdeğinde yoğunlaşan ve merkezcil bir bulanıklık oluşturan tiptir. Sağlık kurulundaki değerlendirmede kataraktın bu tiplerinden herhangi birinin saptanması elenme kararının verilmesi için yeterli görülmektedir. Sınır vakalarda örneğin periferden başlayan ancak santrale doğru hafif uzanım gösteren kortikal katarakt bulgusunun izole ve periferik kabul edilip edilemeyeceği farklı hekimlerin farklı yorumlarına yol açabilmekte ve bu durum iptal davalarında bilirkişi incelemesiyle netleştirilebilmektedir.

Katarakt Ameliyatı Nedeniyle İlişiği Kesilen Adaylar Ne Yapmalıdır?

Katarakt veya psödofaki nedeniyle ilişiği kesilen adayların yapması gereken ilk iş sağlık kurulu raporundaki tanının tam olarak ne olduğunu anlamaktır. Elenme kararı mevcut bir katarakt bulgusuna mı yoksa geçirilmiş katarakt ameliyatı ve psödofaki durumuna mı dayanmaktadır. Katarakt mevcudiyeti nedeniyle elenen adaylar için bağımsız bir göz hastalıkları kliniğinden detaylı biyomikroskopik muayene yaptırılması ve kataraktın lokalizasyonunun, tipinin ve boyutunun raporlanması büyük önem taşımaktadır. Kataraktın gerçekten izole, periferik ve noktasal nitelikte olduğunun bağımsız bir uzman tarafından doğrulanması sağlık kurulunun B dilimi kararını tartışmaya açabilecek güçlü bir delil oluşturmaktadır. Psödofaki nedeniyle elenen adaylar için ise mevcut görme keskinliğinin, göz içi lensin pozisyonunun ve herhangi bir komplikasyonun bulunmadığının kapsamlı bir göz muayenesiyle belgelenmesi ilerleyen hukuki süreçte adayın fonksiyonel kapasitesinin tam olduğunu ortaya koyan bir dayanak sağlayacaktır.

Elenme kararının tebliğinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içinde idare mahkemesine iptal davası açılması zorunludur. Katarakt ve psödofaki davalarında bilirkişi incelemesi adayın göz yapısını yeniden muayene ederek sağlık kurulunun bulgularını doğrulamakta veya farklı bir değerlendirmeye ulaşmaktadır. Katarakt mevcudiyetine dayalı davalarda bilirkişi heyeti kataraktın lokalizasyonunu ve karakterini değerlendirerek A dilimi koşullarını karşılayıp karşılamadığını tespit etmektedir. Psödofaki davalarında ise bilirkişi adayın düzeltilmiş görme keskinliğini, göz içi lensin durumunu ve polislik mesleğini icra etmeye engel bir fonksiyonel kısıtlılık bulunup bulunmadığını değerlendirmektedir. Bilirkişi raporunda kataraktın izole ve periferik nitelikte olduğu veya psödofakinin adayın görsel fonksiyonlarını bozmadığı tespit edilmesi halinde elenme kararının iptali mümkün olabilmektedir. Yürütmenin durdurulması talebi eğitim sürecinden uzak kalmanın yaratacağı telafisi güç zararın engellenmesi açısından dava ile birlikte yapılmalıdır. 

Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında katarakt ve lens ameliyatı nedeniyle ilişiği kesilen adaylara yönelik iptal davası süreçlerinde Ulus Hukuk ve Danışmanlık idare hukuku alanındaki deneyimiyle hukuki destek sağlamaktadır.

Yorum Ekle

Ulus Hukuk Logo
Ulus Hukuk Logo

Ulus Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, 2020 yılında Kurucu Avukat Ekin Ulus tarafından, hukukun çeşitli alanlarında en yüksek standartlarda hizmet sunmak amacıyla kurulmuştur.

İletişim

0541 408 10 24
bilgi@ulus.av.tr
Remzi Oğuz Arık Mah. Bülten Sk. No: 7/14 Çankaya/Ankara

Sosyal Medya