Ara POMEM ve PMYO Diyabet ve Prediyabet Nedeniyle Elenme ve İptal Davası

POMEM ve PMYO Diyabet ve Prediyabet Nedeniyle Elenme ve İptal Davası

Kan şekeri düzensizlikleri nedeniyle sağlık kurulunda elenmek polislik hayali kuran adaylar için en beklenmedik senaryolardan biridir. Henüz tam diyabet tanısı almamış ve yalnızca kan şekeri değerleri normalin biraz üzerinde seyreden bir bireyin bile yönetmelik kapsamında elenebilmesi bu konunun ciddiyetini açıkça ortaya koymaktadır. Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği diyabet ve prediyabeti dahiliye branşının endokrinoloji bölümünde düzenlemiş olup her iki durumu da aynı maddede öğrenciliğe engel kabul etmiştir. Pek çok aday prediyabetin yalnızca bir risk faktörü olduğunu ve henüz hastalık aşamasına geçmediğini düşünmektedir ancak yönetmelik bu ayrımı yapmamakta ve prediyabeti diyabetle aynı kategoride değerlendirmektedir. Bu hükümler POMEM ve PMYO ile birlikte PAEM ve İFG adayları için de birebir aynı şekilde uygulanmaktadır.

Sağlık kurulunda diyabet ve prediyabet taraması EK-1’de belirlenen giriş raporu laboratuvar testleri kapsamında rutin olarak yapılmaktadır. Giriş raporunda açlık kan şekeri (AKŞ) zorunlu testler arasında yer almakta ve bu testte saptanan yükseklik doğrudan endokrinolojik değerlendirme sürecini başlatmaktadır. Adayın herhangi bir şikayeti olmaması, insülin kullanmaması veya günlük yaşamında hiçbir kısıtlılık hissetmemesi yönetmelik kapsamındaki değerlendirmeyi değiştirmemektedir çünkü düzenleme organ fonksiyonlarını bozmayan formları da kapsama almıştır. Emniyet teşkilatı bünyesinde bu bulgulara dayalı elenme kararı doğrudan ilişik kesme olarak uygulanmakta ve adaya iç idari itiraz imkanı tanınmamaktadır.

Organ Fonksiyonlarını Bozmayan Diyabet Engel Midir?

Yönetmeliğin EK-3 Bölüm 1 dahiliye branşı endokrinoloji bölümü B Dilimi (1)(d) maddesinde organ ve sistem fonksiyonlarını bozmayan prediyabet ve diyabetes mellitus açıkça öğrenciliğe engel olarak sayılmıştır. Bu maddenin en dikkat çekici yönü organ fonksiyonlarını bozmayan ifadesinin kullanılmasıdır. Yönetmelikteki diğer pek çok maddede beden hareket ve fonksiyonlarını bozmayan durumlar B diliminde yer alırken burada organ fonksiyonlarını bozmayan diyabet ve prediyabetin bile öğrenciliğe engel kabul edilmesi yönetmeliğin bu konudaki katı yaklaşımını yansıtmaktadır. Aynı maddede nefrojenik diyabetes insipitus ve hipofizer diyabetes insipitus da öğrenciliğe engel olarak sayılmıştır. Diyabetes insipitus, diyabetes mellitustan tamamen farklı bir hastalık olup böbreklerin suyu yoğunlaştırma kapasitesindeki bozuklukla karakterize endokrinolojik bir tablodur ve adayların bu iki farklı hastalığı karıştırmaması önem taşımaktadır.

Prediyabetin yönetmelikte diyabetle aynı maddede yer alması klinik açıdan tartışmalı bir düzenlemedir. Tıbbi terminolojide prediyabet henüz diyabet eşiğine ulaşmamış ancak normal sınırların üzerinde seyreden kan şekeri düzeylerini ifade etmektedir. Açlık kan şekeri 100 ile 125 mg/dL arasında olan veya HbA1c değeri yüzde 5,7 ile 6,4 arasında seyreden bireyler prediyabet olarak sınıflandırılmaktadır. Bu değerler yaşam tarzı değişikliği, düzenli egzersiz ve beslenme düzenlemesiyle normal aralığa geri dönebilmekte ve pek çok birey prediyabet aşamasını herhangi bir ilaç kullanmadan geçebilmektedir. Ancak yönetmelik prediyabeti mevcut sağlık durumuna göre değerlendirmekte ve sağlık kurulu anındaki kan şekeri değerleri prediyabet aralığında saptanan aday hakkında elenme kararı verilmektedir. Bu noktada adayın sağlık kuruluna girerken açlık süresinin yeterliliği, ölçüm öncesi tüketilen gıdaların kan şekerini etkileyip etkilemediği ve stres gibi geçici faktörlerin ölçümü etkileyip etkilemediği gibi değişkenler sonucu doğrudan belirleyebilmektedir.

Hipoglisemi ve Sekonder Hiperglisemiler Nasıl Değerlendirilir?

Yönetmeliğin B Dilimi (1)(ç) maddesi organ ve sistem fonksiyonlarını bozmayan, tedavi veya diyet ile kontrol edilebilen ancak diyabetes mellitusa bağlı olmayan hipoglisemileri ayrı bir kalem olarak düzenlemiştir. Hipoglisemi kan şekeri düzeyinin normalin altına düşmesi durumunu ifade etmekte olup halsizlik, terleme, çarpıntı, el titremesi ve konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterebilmektedir. Yönetmelikteki madde iki önemli koşul içermektedir: hipogliseminin diyabete bağlı olmaması ve organ fonksiyonlarını bozmaması. Diyabet tedavisinde kullanılan insülin veya oral antidiyabetik ilaçlara bağlı gelişen hipoglisemiler bu madde kapsamında değil diyabet maddesinde değerlendirilmektedir. Bu maddede kastedilen hipoglisemiler reaktif hipoglisemi, insülinoma gibi tümöral nedenler veya adrenal yetmezlik gibi endokrin bozukluklara bağlı gelişen tablolardır. Maddenin sonundaki primer hastalığa göre ayrıca değerlendirilir ifadesi hipoglisemiye neden olan altta yatan hastalığın kendi başına da ilgili bölüm tarafından değerlendirileceğini belirtmektedir.

Sekonder hiperglisemiler ise B Dilimi (1)(d) maddesinin son cümlesinde ayrıca ele alınmıştır. Sekonder tipte hiperglisemilerde yani kan şekeri yüksekliğinin başka bir hastalığa bağlı olarak geliştiği durumlarda primer hastalığa göre işlem yapılmaktadır. Yönetmelik bu duruma örnek olarak hipertiroidi, hiperpitüitarizm, tirotoksikozis ve gastrektomiyi saymıştır. Bu düzenlemenin pratikteki anlamı şudur: bir adayın kan şekerinin yüksek çıkması durumunda bu yüksekliğin primer diyabete mi yoksa başka bir endokrin hastalığa mı bağlı olduğunun araştırılması gerekmektedir. Örneğin hipertiroidiye bağlı olarak geçici bir hiperglisemi gelişmiş bir adayda asıl değerlendirme tiroid hastalığı üzerinden yapılacaktır. Hipertiroidinin tedaviyle kontrol altına alınması durumunda hipergliseminin de düzelmesi beklenmekte ve bu durumda adayın değerlendirmesi tiroid hastalığının B dilimindeki ilgili maddesi üzerinden yürütülmektedir. Sağlık kurulunda kan şekeri yüksekliği saptanan adayların bu yüksekliğin primer mi yoksa sekonder mi olduğunun ayırt edilmesini talep etmeleri kararın doğru maddeye dayandırılması açısından önem taşımaktadır.

Diyabet Nedeniyle İlişiği Kesilen Adaylar Ne Yapmalıdır?

Diyabet veya prediyabet nedeniyle ilişiği kesilen adayların öncelikle elenme kararının tam olarak hangi bulguya dayandığını ve sağlık kurulundaki kan tahlili sonuçlarının gerçek bazal değerleri yansıtıp yansıtmadığını sorgulamaları gerekmektedir. Açlık kan şekeri ölçümü öncesinde yeterli açlık süresinin sağlanıp sağlanmadığı, ölçüm öncesinde yoğun fiziksel aktivite veya stres gibi kan şekerini geçici olarak yükseltebilecek faktörlerin bulunup bulunmadığı ve ölçümün tek bir değere mi yoksa tekrarlanan testlere mi dayandığı incelenmelidir. Prediyabet aralığındaki değerlerle elenen adaylar için bağımsız bir merkezden açlık kan şekeri ve HbA1c testi yaptırılması kritik önem taşımaktadır. HbA1c değeri son üç aylık kan şekeri ortalamasını yansıttığından anlık ölçümlerden daha güvenilir bir gösterge sunmaktadır ve bağımsız merkezden alınan HbA1c sonucunun normal aralıkta çıkması sağlık kurulundaki tek ölçüme dayalı kararı tartışmaya açabilmektedir.

Elenme kararının tebliğinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içinde idare mahkemesine iptal davası açılması zorunludur. Diyabet ve prediyabet davalarında bilirkişi incelemesi adayın endokrinolojik durumunu kapsamlı bir şekilde değerlendirmektedir. Bilirkişi heyeti açlık kan şekeri, tokluk kan şekeri, HbA1c, oral glukoz tolerans testi (OGTT) ve gerektiğinde insülin düzeyi gibi parametreleri birlikte ele almakta ve adayın gerçekten diyabet veya prediyabet tanı kriterlerini karşılayıp karşılamadığını belirlmektedir. Özellikle prediyabet sınırındaki değerlerle elenen adaylarda sağlık kurulundaki tek bir açlık kan şekeri ölçümünün tanı koymak için yeterli olup olmadığı bilirkişi değerlendirmesinde tartışılan önemli bir konudur. Bilirkişi raporunda adayın mevcut durumda diyabet veya prediyabet tanı kriterlerini karşılamadığı veya sağlık kurulundaki ölçümün geçici bir yükselmeyi yansıttığı tespit edilmesi halinde elenme kararının iptali mümkün olabilmektedir. Yürütmenin durdurulması talebi eğitim sürecinden uzak kalmanın yaratacağı telafisi güç zararın engellenmesi açısından dava ile birlikte yapılmalıdır. 

Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında diyabet ve prediyabet nedeniyle ilişiği kesilen adaylara yönelik iptal davası süreçlerinde Ulus Hukuk ve Danışmanlık idare hukuku alanındaki deneyimiyle hukuki destek sağlamaktadır.

Yorum Ekle

Ulus Hukuk Logo
Ulus Hukuk Logo

Ulus Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, 2020 yılında Kurucu Avukat Ekin Ulus tarafından, hukukun çeşitli alanlarında en yüksek standartlarda hizmet sunmak amacıyla kurulmuştur.

İletişim

0541 408 10 24
bilgi@ulus.av.tr
Remzi Oğuz Arık Mah. Bülten Sk. No: 7/14 Çankaya/Ankara

Sosyal Medya