Eksik dişler nedeniyle polislik mesleğinden elenmek ilk duyulduğunda şaşırtıcı gelebilmektedir ancak Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği ağız ve diş sağlığını ayrı bir değerlendirme kalemi olarak düzenlemiş ve eksik diş sayısına, eksikliğin ön grup dişlerde olup olmamasına ve protez ile giderilip giderilemeyeceğine göre farklı sonuçlar öngörmüştür. Diş eksikliği diğer sağlık şartlarından farklı olarak büyük ölçüde tedavi edilebilir bir durumdur ve dental implant veya sabit protez gibi modern diş hekimliği uygulamaları eksikliklerin fonksiyonel ve estetik olarak giderilmesine olanak tanımaktadır. Yönetmelik bu tedavi seçeneklerini de göz önüne almış ve implant veya sabit protez ile eksiklikleri giderilen adayları sağlam kabul etmiştir. Bu düzenleme POMEM ve PMYO ile birlikte PAEM ve İGF adayları için de aynı şekilde uygulanmaktadır.
Diş eksikliği konusundaki yönetmelik düzenlemesini adaylar açısından karmaşık kılan husus, eksikliğin sayısı kadar konumunun da kararı doğrudan etkilemesidir. Arka bölgede dört diş eksiği bulunan bir aday sağlam kabul edilebilirken ön bölgede tek bir diş eksiği bulunan bir aday belirli koşullarda elenme kararıyla karşılaşabilmektedir. Ayrıca gömülü dişlerin ve tedavi edilmemiş diş köklerinin eksik diş olarak sayılması pek çok adayın farkında olmadığı bir detaydır. Emniyet teşkilatı bünyesinde diş eksikliğine dayalı elenme kararı doğrudan ilişik kesme olarak uygulanmakta ve bu kararın tedavi edilebilir bir duruma dayanması adaylar açısından hem bir dezavantaj hem de çözüm yolu sunmaktadır.
Diş Eksikliğinde A Dilimi ve B Dilimi Sınırı Nedir?
Yönetmeliğin EK-3 Bölüm 6 kulak burun boğaz ve ağız diş hastalıkları branşı A Dilimi (2)(a) maddesi diş eksikliğinde sayısal bir eşik belirlemiştir: ön grup dişlerde eksiklik bulunmamak şartıyla 5’ten az diş eksiklikleri sağlam kabul edilir. Bu maddenin uygulanmasında iki koşulun bir arada sağlanması gerekmektedir: eksik diş sayısının 5’ten az olması ve eksikliğin ön grup dişlerde bulunmaması. Her iki koşulu da karşılayan aday sağlam kabul edilmekte ve öğrenciliğe engel bir durum söz konusu olmamaktadır. Bir, iki, üç veya dört diş eksikliği ön grup dışında kaldığı sürece yönetmelik kapsamında tolere edilmektedir. Buna karşılık B Dilimi (5)(b) maddesi 5 ve 5’ten fazla diş eksikliklerini öğrenciliğe engel kabul etmiştir.
Yönetmelikteki diş eksikliği hesaplamasında dikkat edilmesi gereken önemli detaylar bulunmaktadır. Üçüncü büyük azı dişlerinin yani yirmi yaş dişlerinin yokluğu eksiklik olarak değerlendirilmemektedir. Dolayısıyla dört yirmi yaş dişi de çekilmiş olsa bu durum eksik diş sayısına eklenmemektedir. Ancak okluzyonda ve fonksiyonda olmayan gömülü dişler ile tedavi edilmemiş mevcut diş kökleri eksik diş kabul edilmektedir. Bu hüküm pek çok adayın gözden kaçırdığı kritik bir ayrıntıdır. Çenesinde gömülü kalan ve sürmemiş bir diş veya daha önce kırılmış ve kökü çekilmeden bırakılmış bir diş fonksiyonel olarak eksik kabul edilmekte ve toplam eksik diş sayısına dahil edilmektedir. Sağlık kurulundaki ağız muayenesinde diş hekimi panoramik röntgen (ortopantomogram) inceleyerek gömülü dişleri ve diş köklerini tespit etmekte ve bunları eksik diş sayısına eklemektedir.
Ön Grup Diş Eksikliği Neden Ayrıca Değerlendirilir?
Ön grup dişler yönetmelikte özel bir konuma sahiptir çünkü hem estetik görünüm hem de konuşma fonksiyonu açısından kritik bir rol üstlenmektedir. Ön grup dişler üst ve alt çenedeki kesici dişler (santral ve lateral) ile köpek dişlerini (kanin) kapsamakta olup toplam 12 diştir. Bu dişlerin eksikliği gülümseme sırasında doğrudan görünmekte, konuşmadaki bazı seslerin çıkarılmasını etkileyebilmekte ve çiğneme fonksiyonunun ısırma aşamasını bozabilmektedir. B Dilimi (5)(a) maddesi eşgal belirleyici olan veya fonksiyonel kayba neden olan ön grup diş eksikliklerini öğrenciliğe engel kabul etmiştir. Buradaki iki alternatif koşul dikkatle okunmalıdır: eksikliğin eşgal belirleyici olması veya fonksiyonel kayba neden olması yeterli olup her ikisinin bir arada bulunması gerekmemektedir.
Yönetmelik ön grup diş eksikliğinde bir istisna tanımıştır ve bu istisna adayların tedavi yoluyla sağlam kabul edilme koşullarını karşılamasına olanak sağlamaktadır. A Dilimi (2)(b) maddesi eşgal belirleyici olmayacak ve fonksiyonel kayba neden olmayacak şekilde sağdaki veya soldaki dişler tarafından eksik olan dişin neden olduğu açıklığın kapatılmış olması halinde ön grup diş eksikliğini sağlam kabul etmiştir. Bu madde ortodontik tedavi veya doğal diş hareketleriyle komşu dişlerin eksik dişin yerini kapatarak boşluğu doldurması durumunu tanımlamaktadır. Açıklığın tamamen kapanmış olması, kapanma sonucunda eşgal belirleyici bir görünüm oluşmaması ve fonksiyonel kaybın giderilmiş olması bu istisnanın üç koşuludur. Polis memurlarının eşgal bölgesindeki belirgin bir diş boşluğunun tanıklık, şüpheli teşhisi ve sivil görevlerde kimlik gizliliğini olumsuz etkileyebileceği düşüncesi ön grup dişlere yönelik bu hassas yaklaşımın gerekçesini oluşturmaktadır.
Dental İmplant ve Sabit Protez Sağlam Kabul Edilir mi?
Yönetmeliğin A Dilimi (2)(c) maddesi bu soruya açık ve net biçimde evet yanıtı vermiştir: sabit protez ya da dental implant uygulaması ile eksiklikleri giderilmiş olgular sağlam kabul edilir. Bu madde diş eksikliği nedeniyle elenme riskiyle karşı karşıya olan adaylara doğrudan bir çözüm yolu sunmaktadır. Dental implant çene kemiğine yerleştirilen titanyum vida üzerine monte edilen yapay diş uygulamasıdır ve doğal dişe en yakın fonksiyonel ve estetik sonucu sağlamaktadır. Sabit protez ise eksik dişin her iki yanındaki dişlerin küçültülerek üzerine köprü protez yapılmasıdır ve bu yöntem de kalıcı olarak ağızda sabit kalmaktadır. Her iki tedavi yöntemiyle de eksikliğin giderilmiş olması yönetmelik kapsamında sağlam kabul edilmek için yeterli görülmüştür.
Bu maddenin kapsamı konusunda birkaç önemli ayrıntı bulunmaktadır. Yönetmelik yalnızca sabit protez ve dental implant ifadelerini kullanmış olup hareketli protezlerden (takıp çıkarılabilen protezler) bahsetmemiştir. Bu durum hareketli protez ile eksiklikleri giderilen adayların sağlam kabul edilip edilemeyeceği konusunda belirsizlik yaratmaktadır. Hareketli protezlerin sabit protezler kadar stabil olmaması, çiğneme verimliliğinin daha düşük olması ve konuşma sırasında kayma riski taşıması yönetmeliğin yalnızca sabit çözümleri kabul etmesinin muhtemel gerekçesidir. İmplant veya sabit protez uygulamasının sağlık kuruluna giriş tarihinden önce tamamlanmış olması gerekmektedir çünkü henüz entegrasyonu tamamlanmamış bir implant veya geçici protez taşıyan bir adayın eksikliğinin giderilmiş sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır. İmplant cerrahisi sonrası osseoentegrasyon yani implantın kemikle kaynaşması genellikle üç ile altı ay sürmekte ve bu sürecin tamamlanmasının ardından üst yapının (protetik diş) yerleştirilmesiyle tedavi sonuçlanmaktadır. Adayların bu süreleri göz önünde bulundurarak implant tedavisini sağlık kurulundan yeterince önce başlatmaları tedavinin zamanında tamamlanması açısından önemlidir.
Diş Eksikliği Nedeniyle İlişiği Kesilen Adaylar Ne Yapmalıdır?
Diş eksikliği nedeniyle ilişiği kesilen adayların durumu diğer pek çok sağlık şartından farklı olarak doğrudan tedavi edilebilir niteliktedir ve bu özellik hem yeniden başvuru hem de iptal davası stratejisini şekillendirmektedir. Eksik diş sayısı nedeniyle elenen adaylar için dental implant veya sabit protez tedavisi yaptırılarak eksikliklerin giderilmesi en somut ve en etkili çözüm yoludur. Yönetmeliğin A Dilimi (2)(c) maddesi implant veya sabit protez ile eksiklikleri giderilen adayları sağlam kabul ettiğinden tedavi tamamlandıktan sonra adayın yeniden başvuruda sağlam kabul edilme olasılığı yüksektir. Sağlık nedeniyle ilişiği kesilen adayların bir yıl içinde sağlık durumunun düzeldiğini belgeleyen raporla yeniden başvuru hakkı bulunmakta ve diş eksikliği bu hakkın en işlevsel biçimde kullanılabileceği durumların başında gelmektedir. Ön grup diş eksikliği nedeniyle elenen adaylar için ise eksik dişin implant veya sabit protezle giderilmesinin yanı sıra tedavi sonucunun eşgal belirleyici nitelik taşımadığının ve fonksiyonel kaybın giderildiğinin belgelenmesi gerekmektedir.
Elenme kararının tebliğinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içinde idare mahkemesine iptal davası açma hakkı da saklıdır. Diş eksikliği davalarında tartışılabilecek başlıca konular arasında gömülü dişlerin veya diş köklerinin eksik diş sayısına dahil edilmesinin doğruluğu, panoramik röntgendeki bulguların gerçekten gömülü diş mi yoksa süpernümerer (fazla) diş veya odontom gibi farklı bir yapı mı olduğunun sorgulanması ve eksik diş sayısının yanlış hesaplanıp hesaplanmadığının incelenmesi yer almaktadır. Bilirkişi incelemesinde diş hekimi adayın ağız içi muayenesini ve panoramik röntgenini yeniden değerlendirerek eksik diş sayısını doğrulamakta, gömülü dişlerin ve diş köklerinin sınıflandırmasını kontrol etmekte ve varsa implant veya protez tedavisinin başarılı olup olmadığını değerlendirmektedir. Bilirkişi raporunda eksik diş sayısının beşin altında olduğunun, gömülü yapının aslında eksik diş kapsamına girmediğinin veya tedaviyle eksikliklerin giderildiğinin tespit edilmesi halinde elenme kararının iptali mümkün olabilmektedir. Yürütmenin durdurulması talebi eğitim sürecinden uzak kalmanın yaratacağı telafisi güç zararın engellenmesi açısından dava ile birlikte yapılmalıdır.
Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında diş eksikliği nedeniyle ilişiği kesilen adaylara yönelik iptal davası süreçlerinde Ulus Hukuk ve Danışmanlık idare hukuku alanındaki deneyimiyle hukuki destek sağlamaktadır.

