Ara POMEM ve PMYO Anemi ve Kan Hastalıkları Nedeniyle Elenme ve İptal Davası - Ulus

POMEM ve PMYO Anemi ve Kan Hastalıkları Nedeniyle Elenme ve İptal Davası

Kan değerlerindeki bir düzensizlik nedeniyle polislik hayalinin sona ermesi, sağlık kuruluna giren adayların büyük çoğunluğunun hiç hesap etmediği bir olasılıktır. Kansızlık olarak bilinen anemi, düşük beyaz küre sayısını ifade eden lökopeni veya trombosit düşüklüğü anlamına gelen trombositopeni gibi hematolojik bulgular sağlık kurulunda yapılan rutin tam kan sayımında ortaya çıkabilmekte ve adayı doğrudan elenme kararıyla yüz yüze bırakabilmektedir. Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği hematolojik bulguları dahiliye branşı altında ayrıntılı bir şekilde düzenlemiş olup aneminin nedenine, kan değerlerinin tedavi gerektirip gerektirmediğine ve altta yatan patolojinin niteliğine göre farklı dilim kararları öngörmüştür. Bu değerlendirme POMEM ve PMYO adaylarının yanı sıra PAEM ve İFG adayları için de aynı kriterler çerçevesinde yürütülmektedir.

Kan hastalıkları konusundaki yönetmelik düzenlemesinin en belirgin özelliği, bazı hematolojik bulguların sağlam kabul edilirken bazılarının herhangi bir ek koşul aranmaksızın öğrenciliğe engel sayılmasıdır. Vitamin veya mineral eksikliğine bağlı düzeltilebilir bir anemi ile nedeni tespit edilemeyen kronik bir anemi yönetmelikte tamamen farklı kategorilerde yer almaktadır. Benzer şekilde tedavi gerektirmeyen hafif bir trombositoz sağlam kabul edilirken tek başına lökopeni veya trombositopeni saptanması doğrudan B dilimi kapsamına girmektedir. Emniyet teşkilatı bünyesinde hematolojik bulgulara dayalı elenme kararı doğrudan ilişik kesme olarak uygulanmakta ve adaya iç idari itiraz imkanı tanınmamaktadır. Bu nedenle kan değerlerindeki düzensizliğin yönetmelikteki hangi maddeye karşılık geldiğinin doğru tespiti hem aday hem de hukuki süreç açısından belirleyici niteliktedir.

Düzeltilebilir Anemiler ile Patolojik Anemiler Arasındaki Fark Nedir?

Yönetmeliğin EK-3 Bölüm 1 dahiliye branşı hematoloji bölümünde anemi değerlendirmesi iki farklı dilimde ele alınmış olup ayrım aneminin nedenine göre yapılmaktadır. A diliminde vitamin ve mineral eksikliklerine bağlı olan düzeltilebilir anemiler belirli koşullar altında sağlam kabul edilmiştir. Ancak bu kabul için yönetmelik önemli bir ön koşul getirmiştir: anemi etyolojisinin tespit edilebilmesi için gerekli olan bütün tetkiklerin yapılmış olması ve malabsorbsiyonun, kanama odağının veya diğer etyolojik faktörlerin ekarte edilmiş olması gerekmektedir. Bu koşulun anlamı sağlık kurulunun aneminin gerçekten basit bir eksikliğe mi bağlı olduğunu doğrulamak için kapsamlı bir araştırma yapması gerektiğidir. Demir eksikliği anemisi saptanan bir adayda bu eksikliğin beslenme yetersizliğine mi yoksa kronik bir kanama odağına mı bağlı olduğu araştırılmalı ve patolojik bir neden ekarte edilmelidir. Patolojik bir etyolojik faktör tespit edilmesi halinde ilgili bölüm tarafından ayrıca değerlendirme yapılmaktadır.

B Dilimi (2)(b) maddesinde ise organ ve sistem fonksiyonlarını bozmayan ancak patolojik bir etyolojik faktöre bağlı gelişen veya etyolojisi tespit edilemeyen ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kriterlerine göre anemisi olan adaylar öğrenciliğe engel kabul edilmiştir. Bu maddede iki farklı durum bir arada sayılmıştır: birincisi nedeni bulunan ancak bu nedenin patolojik olduğu anemiler, ikincisi ise tüm tetkiklere rağmen nedeni tespit edilemeyen anemilerdir. Her iki durumda da WHO kriterlerine göre anemi varlığının doğrulanması gerekmektedir. WHO sınıflandırmasına göre yetişkin erkeklerde hemoglobin değerinin 13 g/dL’nin altında, yetişkin kadınlarda ise 12 g/dL’nin altında olması anemi olarak tanımlanmaktadır. Sağlık kurulundaki tam kan sayımında hemoglobin değeri bu eşiklerin altında saptanan ve yapılan araştırmada aneminin basit bir vitamin veya mineral eksikliğiyle açıklanamadığı belirlenen adaylar B dilimi kapsamında değerlendirilerek elenme kararıyla karşılaşmaktadır.

Talasemi Taşıyıcılığı Polis Öğrenciliğine Engel midir?

Türkiye’de özellikle Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yüksek oranda görülen talasemi taşıyıcılığı (talasemi minör) polis adaylarının sıkça merak ettiği bir konudur. Yönetmeliğin A Dilimi (2)(b) maddesi bu konuda net bir düzenleme getirmiştir: WHO kriterlerine göre anemisi olmayan talasemi taşıyıcılığı sağlam kabul edilmektedir. Bu maddenin kilit ifadesi anemisi olmayan koşuludur. Talasemi minör taşıyıcılarının önemli bir kısmında hemoglobin değerleri normal sınırların alt bandında veya hafif düşük seyretmektedir. Taşıyıcının hemoglobin değeri WHO kriterlerine göre anemi eşiğinin üzerinde kaldığı sürece aday sağlam kabul edilmekte ve öğrenciliğe engel bir durum söz konusu olmamaktadır.

Ancak talasemi taşıyıcısı olup WHO kriterlerine göre anemi eşiğinin altında hemoglobin değeri saptanan adayların durumu farklıdır. Bu adaylar B Dilimi (2)(b) maddesindeki patolojik bir etyolojik faktöre bağlı gelişen anemi kapsamında değerlendirilebilmektedir çünkü talasemi genetik bir hemoglobin bozukluğudur ve vitamin veya mineral eksikliğiyle düzeltilebilir bir anemi değildir. Sağlık kurulunda hemoglobin elektroforezi yapılarak talasemi taşıyıcılığı doğrulandığında ve eş zamanlı olarak hemoglobin değeri anemi eşiğinin altında saptandığında aday elenme kararıyla karşılaşabilmektedir. Bu noktada talasemi taşıyıcısı adayların eş zamanlı bir demir eksikliğinin de mevcut olup olmadığının araştırılması önem taşımaktadır. Talasemi minöre demir eksikliğinin eşlik etmesi hemoglobin düzeyini daha da düşürmekte ve demir takviyesiyle hemoglobin değerinin anemi eşiğinin üzerine çıkarılması mümkün olabilmektedir. Bu nedenle talasemi taşıyıcısı adayların sağlık kuruluna girmeden önce tam kan sayımı, demir düzeyi, ferritin ve hemoglobin elektroforezi yaptırarak mevcut durumlarını tam olarak bilmeleri ve gerekirse eşlik eden eksikliklerin tedavisini tamamlamış olmaları büyük önem taşımaktadır.

Lökopeni ve Trombositopeni Nasıl Değerlendirilir?

Yönetmeliğin hematoloji bölümündeki en dikkat çekici düzenlemelerden biri lökopeni ve trombositopeninin B Dilimi (2)(ç) maddesinde herhangi bir ek koşul aranmaksızın öğrenciliğe engel kabul edilmiş olmasıdır. Lökopeni kanda beyaz küre (lökosit) sayısının normalin altına düşmesi durumudur ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına işaret edebilmektedir. Trombositopeni ise kanda trombosit (pıhtılaşma hücreleri) sayısının normalin altında olmasıdır ve kanama eğiliminin artmasıyla ilişkilendirilebilmektedir. Bu iki bulgunun B diliminde koşulsuz olarak yer alması organ ve sistem fonksiyonlarını bozup bozmaması, tedavi gerektirip gerektirmemesi veya geçici bir nedene bağlı olup olmaması gibi faktörlerin aranmadığı anlamına gelmektedir. Sağlık kurulundaki tam kan sayımında lökopeni veya trombositopeni saptanması tek başına elenme kararı için yeterli görülmektedir.

Bu düzenleme özellikle sınır değerlerde lökosit veya trombosit sayısına sahip adaylar açısından ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Beyaz küre ve trombosit sayıları pek çok geçici faktörden etkilenebilmektedir. Viral enfeksiyonlar, bazı ilaçların kullanımı, yoğun fiziksel stres, uyku düzensizliği ve hatta laboratuvar tekniğindeki farklılıklar kan değerlerinde geçici dalgalanmalara yol açabilmektedir. Sağlık kurulundaki kan tahlilinde tesadüfen bu dalgalanmanın yakalanması ve değerin referans aralığının hemen altına düşmesi adayın elenme kararıyla karşılaşmasına neden olabilmektedir. Buna karşılık yönetmelikteki aynı bölümün A diliminde tedavi gerektirmeyen polistemi, lökositoz ve trombositoz sağlam kabul edilmiştir. Bu asimetrik yaklaşım değerlerin normalin üzerinde olmasını belirli koşullarda tolere ederken normalin altında olmasını koşulsuz olarak öğrenciliğe engel saymaktadır. Sağlık kuruluna girmeden önce yakın zamanda geçirilmiş bir enfeksiyon veya kullanılan ilaçların kan değerlerini etkileyebileceğini düşünen adayların tahlil öncesinde bu faktörleri ortadan kaldırmaları ve mümkünse bağımsız bir merkezden önceden tam kan sayımı yaptırarak referans değerlerini bilmeleri önerilmektedir.

Kan Hastalıkları Nedeniyle İlişiği Kesilen Adaylar Ne Yapmalıdır?

Anemi, lökopeni, trombositopeni veya diğer hematolojik bulgular nedeniyle ilişiği kesilen adayların ilk adımı elenme kararının dayandığı spesifik bulguyu ve yönetmelik maddesini belirlemektir. Anemi nedeniyle elenen adaylar için aneminin gerçekten patolojik mi yoksa düzeltilebilir bir eksikliğe mi bağlı olduğunun bağımsız bir merkezde yeniden araştırılması kritik önem taşımaktadır. Demir, B12 vitamini veya folik asit eksikliğine bağlı olduğu tespit edilen ve takviye tedavisiyle hemoglobin değerinin normal aralığa yükseltildiği belgelenen bir adayın durumu A dilimi kapsamında sağlam kabul edilmeyi destekleyen güçlü bir argüman oluşturmaktadır. Lökopeni veya trombositopeni nedeniyle elenen adaylar için ise sağlık kurulundaki ölçümün geçici bir faktöre bağlı olup olmadığının sorgulanması ve bağımsız bir merkezden tekrar tam kan sayımı yaptırılarak değerlerin normal sınırlarda olduğunun gösterilmesi en etkili savunma dayanağını oluşturmaktadır. Talasemi taşıyıcısı olup anemi nedeniyle elenen adaylar için eşlik eden demir eksikliğinin tedavisiyle hemoglobin değerinin WHO anemi eşiğinin üzerine çıkarıldığının belgelenmesi hukuki süreçte değerli bir delil niteliği taşıyacaktır.

Elenme kararının tebliğinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içinde idare mahkemesine iptal davası açılması zorunludur. Hematolojik bulguya dayalı elenme davalarında bilirkişi incelemesi adayın kan değerlerini, etyolojik araştırma sonuçlarını ve mevcut klinik durumunu yönetmelikteki spesifik kriterlere göre değerlendirmektedir. Bilirkişi heyeti sağlık kurulundaki ölçümlerin tekrarlanabilirliğini, anemi nedeninin düzeltilebilir bir eksikliğe bağlı olup olmadığını ve geçici faktörlerin kan değerlerini etkileyip etkilemediğini incelemektedir. Bilirkişi raporunda adayın mevcut hematolojik değerlerinin normal sınırlarda olduğu, sağlık kurulundaki ölçümün geçici bir dalgalanmayı yansıttığı veya aneminin düzeltilebilir nitelikte olduğu tespit edilmesi halinde elenme kararının iptali mümkün olabilmektedir. Yürütmenin durdurulması talebi eğitim sürecinden uzak kalmanın yaratacağı telafisi güç zararın engellenmesi açısından dava ile birlikte yapılmalıdır.

Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında anemi ve kan hastalıkları nedeniyle ilişiği kesilen adaylara yönelik iptal davası süreçlerinde Ulus Hukuk ve Danışmanlık idare hukuku alanındaki deneyimiyle hukuki destek sağlamaktadır.

Yorum Ekle

Ulus Hukuk Logo
Ulus Hukuk Logo

Ulus Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, 2020 yılında Kurucu Avukat Ekin Ulus tarafından, hukukun çeşitli alanlarında en yüksek standartlarda hizmet sunmak amacıyla kurulmuştur.

İletişim

0541 408 10 24
bilgi@ulus.av.tr
Remzi Oğuz Arık Mah. Bülten Sk. No: 7/14 Çankaya/Ankara

Sosyal Medya