Ara Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Davası: Gurbetçiler İçin Rehber - Ulus Hukuk

Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Davası: Gurbetçiler İçin Rehber

Muris muvazaası, miras bırakanın sağlığında mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla başvurduğu danışıklı bir işlemdir. Bu işlemde miras bırakan, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazını tapu memuru önünde satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi bedelli bir işlemmiş gibi göstererek devretmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesinde düzenlenen genel muvazaa kavramının miras hukukuna özgü özel bir türü olan muris muvazaası, kanunda ayrıca tanımlanmamış olup hukuki çerçevesi Yargıtay’ın 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile çizilmiştir. Uygulamada en sık karşılaşılan biçimi, miras bırakanın taşınmazını kız çocuklarından kaçırarak erkek çocuklarına tapuda satış göstererek devretmesi olmakla birlikte, eşe, toruna veya üçüncü kişilere yapılan muvazaalı temlikler de sıkça görülmektedir.

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, muris muvazaasından en çok etkilenen mirasçı grubu arasında yer almaktadır. Türkiye’den uzakta yaşamanın getirdiği bilgi eksikliği, miras bırakanın sağlığında yaptığı tapu işlemlerinin takip edilememesi ve diğer mirasçılarla iletişim güçlükleri, gurbetçi mirasçıların muvazaalı işlemlerden geç haberdar olmasına yol açmaktadır. Miras bırakanın vefatından sonra tapu kayıtları incelendiğinde taşınmazların miras bırakan üzerinde olmadığının anlaşılması, yurt dışındaki mirasçılar açısından sıkça yaşanan bir durumdur. Bu nedenle yurt dışında yaşayan mirasçıların miras bırakanın malvarlığı hareketlerini takip edebilecek bir avukatla çalışmaları, haklarını korumak açısından kritik bir adımdır.

Muris Muvazaası Davası Hangi Durumlarda Açılabilir?

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla tapulu taşınmazını gerçekte bağış olarak devrettiği halde bu işlemi satış, ölünceye kadar bakma sözleşmesi veya trampa gibi bedelli bir sözleşme olarak gösterdiği durumlarda açılabilmektedir. 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca saklı pay sahibi olsun ya da olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm yasal mirasçılar bu davayı açma hakkına sahiptir. Mirasçılar bu davayı miras bırakanın halefi sıfatıyla değil, bizzat kendi kişisel miras haklarının ihlal edilmesine dayanarak üçüncü kişi konumunda açmaktadır. Bu nedenle her mirasçı, diğer mirasçıların onayı aranmaksızın tek başına dava açabilmektedir.

Ancak her taşınmaz devri muris muvazaası olarak nitelendirilemez. Miras bırakanın gerçekten bedel karşılığı satış yaptığı, satış bedelinin rayiç değere uygun olduğu ve bedelin ödendiğinin ispatlandığı durumlarda muvazaadan söz edilememektedir. Tapuda bağış olarak görünen devir işlemlerinde ise muris muvazaası davası değil, şartları varsa tenkis davası açılabilmektedir. Miras bırakanın bedelini ödeyerek doğrudan bir mirasçı adına tescil ettirdiği taşınmazlarda da muris muvazaası iddiası ileri sürülememekte, zira ortada miras bırakandan yapılmış bir devir işlemi bulunmamaktadır. Davanın açılabilmesi için miras bırakanın vefat etmiş olması zorunlu olup miras bırakan hayattayken mirasçıların bu davayı açma hakları bulunmamaktadır.

Mirastan Mal Kaçırma Nasıl Tespit Edilir?

Mirastan mal kaçırma iddiasının ispatında mahkemeler, hayatın olağan akışına uygunluk ilkesi çerçevesinde geniş bir değerlendirme yapmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre muris muvazaası davalarında her türlü delille ispat mümkün olup tanık beyanları da dahil olmak üzere doğrudan yazılı belge aranmamaktadır. Mahkemeler öncelikle tapudaki satış bedelinin taşınmazın gerçek değerine oranını incelemekte, sembolik veya rayiç değerin çok altında bir bedel gösterilmesi muvazaa karinesi olarak değerlendirilmektedir. Devralanın taşınmazın bedelini ödeyecek ekonomik güce sahip olup olmadığı, banka hesapları ve gelir durumu üzerinden araştırılmaktadır. Miras bırakanın devir tarihi itibarıyla yaşı, sağlık durumu, bakıma muhtaç olup olmadığı ve ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılmasını gerektiren somut bir ihtiyacın bulunup bulunmadığı da mahkemece değerlendirilen kriterler arasındadır.

Yurt dışındaki mirasçılar açısından mal kaçırmanın tespiti, Türkiye’deki avukatın terekenin tespiti davası açması ile başlamaktadır. Bu davada mahkemeden miras bırakanın tapu kayıtları, banka hesap dökümleri, araç tescil kayıtları, vergi dairesi bilgileri ve sigorta kayıtlarının ilgili kurumlardan sorulması talep edilmektedir. Müzekkere sonuçlarına göre miras bırakanın sağlığında hangi taşınmazları devrettiği, devir tarihleri ve devir bedelleri tespit edilmektedir. Tapu kayıtlarının tedavül incelemesi yapılarak taşınmazın miras bırakan üzerinden kime, ne zaman ve hangi bedelle devredildiği belirlenmektedir. Bu bilgiler ışığında muvazaa iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil davası veya tazminat davası açılıp açılmayacağına karar verilmektedir.

Muris Muvazaası Davasında Zamanaşımı Süresi Var Mıdır?

Muris muvazaası nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davası, herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Yargıtay’ın 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ve sonraki yerleşik içtihadı, muvazaalı işlemin baştan itibaren geçersiz olduğunu ve bu geçersizliğin yolsuz tescil niteliği taşıdığını kabul etmektedir. Yolsuz tescile dayalı tapu iptal ve tescil talepleri süreye bağlı olmadığından, muris muvazaası davası miras bırakanın vefatından on yıl, yirmi yıl hatta daha uzun süre geçtikten sonra bile açılabilmektedir. Bu durum, muvazaalı devrin varlığından geç haberdar olan yurt dışındaki mirasçılar açısından son derece önemli bir güvence oluşturmaktadır.

Ancak muris muvazaası ile karıştırılmaması gereken tenkis davasında durum farklıdır. Tenkis davası, Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesi uyarınca mirasçının saklı payının ihlal edildiğini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde miras bırakanın ölümünden itibaren on yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Muvazaalı işlemin muris muvazaası mı yoksa tenkise tabi bir tasarruf mu olduğunun doğru nitelendirilmesi, süre hesabı açısından kritik önem taşımaktadır. Tapuda bağış olarak gösterilen devirlerde muris muvazaası davası açılamayacağı ve yalnızca tenkis yoluna başvurulabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle yurt dışındaki mirasçıların miras bırakanın taşınmaz devir işleminin niteliğini avukatlarına detaylı biçimde değerlendirtmeleri, doğru dava türünün ve sürenin belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Yurt Dışında Yaşayan Mirasçı Muvazaa Davasını Nasıl Takip Eder?

Yurt dışında yaşayan mirasçılar, muris muvazaası davasını Türkiye’ye gelmeksizin vekaletname aracılığıyla takip edebilmektedir. Konsolosluktan düzenlenecek özel yetkili vekaletnamede tapu iptal ve tescil davası açma, terekenin tespiti davası açma, tazminat davası açma, sulh olma ve her türlü yargısal işlemi yürütme yetkilerinin açıkça yer alması gerekmektedir. Dava, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmakta ve davalı olarak taşınmazı muvazaalı olarak devralan kişi gösterilmektedir. Taşınmazın muvazaalı devir sonrasında üçüncü bir kişiye satılmış olması halinde ise tapu iptal ve tescil yerine tazminat davası açılması gerekmektedir.

Dava sürecinde mahkeme, keşif ve bilirkişi incelemesi yaparak taşınmazın devir tarihindeki gerçek değerini tespit etmekte, tanık beyanlarını dinlemekte ve tapu kayıtlarını incelemektedir. Yurt dışındaki mirasçının tanık listesi sunması, miras bırakanın sağlığındaki beyanları ve aile içi ilişkileri bilen kişileri tanık olarak bildirmesi davanın ispatı açısından büyük önem taşımaktadır. Mahkeme muvazaanın varlığına kanaat getirdiğinde tapunun iptaline ve taşınmazın miras payları oranında mirasçılar adına tesciline karar vermektedir. Karar kesinleştikten sonra tapu müdürlüğü tescil işlemini resen gerçekleştirmektedir. Yurt dışındaki mirasçının dava süresince avukatıyla düzenli iletişim kurması, delil toplama aşamasında bilgi ve belge desteği sağlaması davanın başarısını doğrudan etkileyen unsurlardır.

Yorum Ekle

Ulus Hukuk Logo
Ulus Hukuk Logo

Ulus Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, 2020 yılında Kurucu Avukat Ekin Ulus tarafından, hukukun çeşitli alanlarında en yüksek standartlarda hizmet sunmak amacıyla kurulmuştur.

İletişim

0541 408 10 24
bilgi@ulus.av.tr
Remzi Oğuz Arık Mah. Bülten Sk. No: 7/14 Çankaya/Ankara

Sosyal Medya