İcra takibi, alacaklının borçludan tahsil edemediği alacağını devlet gücü aracılığıyla tahsil etmek amacıyla başvurduğu hukuki süreçtir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) kapsamında düzenlenen bu süreç, alacaklının yetkili icra dairesine takip talebi vermesiyle başlar. İcra takibi iki temel türe ayrılır: ilamlı icra takibi ve ilamsız icra takibi. İlamlı icra takibi, alacaklının elinde mahkeme kararı (ilam), noter senedi veya arabuluculuk anlaşma tutanağı gibi ilam niteliğinde bir belge bulunduğunda başlatılır; bu takip türünde borçlunun genel anlamda borca itiraz ederek takibi durdurma imkanı yoktur. İlamsız icra takibi ise alacaklının herhangi bir mahkeme kararına ihtiyaç duymadan doğrudan icra dairesine başvurarak alacağını tahsil etmeye çalıştığı takip yoludur; fatura, sözleşme, banka dekontu gibi belgeler takibi güçlendirse de belgesiz alacaklar için de ilamsız takip başlatılabilir. Kambiyo senetlerine (çek, bono, poliçe) dayanan alacaklar için ise kambiyo senetlerine özgü haciz yolu adı verilen özel bir takip türü uygulanır.
İcra takibi başlatmak için alacaklı veya vekili, borçlunun yerleşim yerindeki veya sözleşmede belirlenen yetkili icra dairesine yazılı, sözlü veya elektronik ortamda (UYAP sistemi üzerinden) takip talebi sunar. Takip talebinde alacaklı ve borçlunun kimlik bilgileri, alacak miktarı, faiz oranı ve talebi, varsa borcun dayanağı ve seçilen takip yolu belirtilir. İcra dairesi, takip talebini aldıktan sonra alacağın varlığını araştırmaksızın kabul eder ve borçluya ilamsız takipte ödeme emri, ilamlı takipte ise icra emri düzenleyerek gönderir. Ödeme emrinde borçluya borcunu belirli süre içinde ödemesi veya itiraz etmesi gerektiği bildirilir. Borçlu süresi içinde itiraz etmez ve ödeme de yapmazsa takip kesinleşir ve alacaklı haciz aşamasına geçerek borçlunun maaşına, banka hesaplarına, taşınır ve taşınmaz mallarına yönelik haciz işlemi başlatabilir. Takip başlatılırken başvurma harcı, peşin harç ve tebligat masrafı gibi icra masrafları alacaklı tarafından ödenir; bu masraflar daha sonra borçludan tahsil edilir. e-Devlet ve UYAP Vatandaş Portalı entegrasyonu sayesinde adliyeye gitmeden elektronik ortamda icra takibi başlatmak da mümkündür.
Borca İtiraz Nasıl Yapılır ve Süresi Ne Kadardır?
Borca itiraz, borçlunun kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı borcu kabul etmediğini bildirmesi işlemidir ve İİK’nın 62. maddesi ile düzenlenmiştir. Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde borca, faize, imzaya veya yetkiye itiraz edebilir. Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte itiraz süresi ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gündür ve bu itiraz icra dairesine değil icra mahkemesine yapılır. İlamlı icra takibinde ise borçlunun genel anlamda borca itiraz hakkı bulunmaz; yalnızca borcun itfa edildiği (ödendiği) veya zamanaşımına uğradığı iddiası, icra emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesine bildirilebilir. İlamsız takipte itiraz, borçlu tarafından sözlü veya yazılı olarak icra dairesine yapılır. İtirazda herhangi bir sebep gösterilmesi zorunlu değildir; borçlu sadece “borca itiraz ediyorum” demekle takibi durdurabilir. Ancak imza itirazı dışındaki itirazlarda sebep bildirmek, sonraki yargılama sürecinde savunmayı güçlendirmek açısından önemlidir.
Süresinde yapılan itiraz, genel haciz yoluyla ilamsız icra takibini kendiliğinden durdurur. İtiraz üzerine alacaklının takibe devam edebilmesi için iki yoldan birine başvurması gerekir: itirazın iptali davası (genel mahkemede açılır ve alacağın varlığı yargısal olarak incelenir) veya itirazın kaldırılması (icra mahkemesinde açılır ve alacaklının elinde İİK m. 68’de sayılan belgelerden biri bulunması gerekir). İtirazın iptali davası, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır; bu süre geçirilirse takip düşer, ancak alacaklı yeni bir takip başlatabilir. Mahkeme itirazın haksız olduğuna karar verirse, borçlu aleyhine takip tutarının yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. Borçlunun itiraz süresini kaçırması halinde ödeme emri kesinleşir ve borçlu artık olağan yollarla itiraz edemez; ancak borçlunun elinde borcun sona erdiğine dair belge varsa menfi tespit veya istirdat davası açması mümkündür. 7 günlük ve 5 günlük itiraz süreleri hak düşürücü niteliktedir; hafta sonu veya resmi tatile denk gelmesi halinde süre takip eden ilk iş günü mesai saati sonunda biter.
Haciz İşlemi Nasıl Uygulanır ve Haczedilemez Mallar Nelerdir?
Haciz, icra takibinin kesinleşmesinden sonra alacaklının talebi üzerine borçlunun mal varlığına el konulması işlemidir. Takibin kesinleşmesinin ardından alacaklı, 1 yıl içinde haciz talebinde bulunmalıdır; aksi halde dosya işlemden kaldırılır. Haciz talebi üzerine icra müdürü, borçlunun taşınır mallarına (ev eşyası, araç, mücevherat gibi), taşınmaz mallarına (gayrimenkul), banka hesaplarına, maaş ve ücretlerine ve üçüncü kişilerdeki alacaklarına haciz uygulayabilir. Banka hesaplarına ve maaşa haciz konulması e-haciz sistemi üzerinden elektronik olarak gerçekleştirilebilir. Taşınmaz haczi ise tapu müdürlüğüne haciz şerhi işlenmesi yoluyla yapılır. Haczedilen taşınır mallar muhafaza altına alınabilir veya yediemine teslim edilir. Hacizli mallar, alacağın tahsili amacıyla icra dairesi aracılığıyla satışa çıkarılır; taşınır malların satışı haczin uygulanmasından itibaren 6 ay, taşınmaz malların satışı ise 1 yıl içinde talep edilmelidir.
İİK’nın 82. maddesi, borçlunun ve ailesinin temel yaşam standartlarını korumak amacıyla haczedilmesi tamamen yasak olan malları on üç bentte saymaktadır. Borçlunun ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerinin kişisel eşyaları ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden zorunlu ev eşyası (yatak, koltuk, buzdolabı, çamaşır makinesi gibi) haczedilemez; ancak aynı işlevi gören lüks veya birden fazla eşya (ikinci televizyon, antika eşya, altın gibi kıymetli eşyalar) haczedilebilir. Borçlunun mesleğini sürdürmesi için gerekli olan araç ve gereçler tamamen haczedilemez. Borçlunun haline münasip evi (İİK m. 82/12) haczedilemez; ancak evin değeri borçlunun haline münasip bir ev alabilecek tutarı önemli ölçüde aşıyorsa satılarak borçluya haline münasip bir ev alabilecek tutar ayrıldıktan sonra kalan kısım alacaklılara dağıtılabilir. Maaş ve ücretler konusunda İİK’nın 83. maddesi kesin bir sınır getirmiştir: borçlunun net maaşının en fazla dörtte biri (yüzde 25) haczedilebilir. SGK tarafından bağlanan emekli aylıkları ise 5510 sayılı Kanunun 93. maddesi gereğince borçlunun rızası olmadan haczedilemez; nafaka alacakları bu kuralın istisnasıdır. Askerlik, cenaze ve evlenme yardımları, işsizlik ödeneği, doğum ve emzirme ödenekleri, öğrenci bursları, şehit ve gazi aylıkları ve manevi tazminat alacakları da haczedilemez mallar arasındadır. Haczedilmezlik kuralına aykırı bir haciz yapılması halinde borçlu, haczin öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesine şikayet yoluyla başvurmalıdır.
İflas Erteleme Nedir ve Başvuru Şartları Nelerdir?
İflas erteleme, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesi amacıyla iflasın bir süre ertelenmesini sağlayan hukuki bir müessese idi. Ancak 2018 yılında yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanun ile iflas erteleme kurumu kaldırılmış ve yerine konkordato müessesesi getirilmiştir. Dolayısıyla 2026 yılı itibarıyla Türk hukukunda iflas erteleme başvurusu yapılması artık mümkün değildir; borca batık durumdaki şirketler için başvurulacak yol konkordatodur. Konkordato, borçlunun alacaklılarının belirli bir çoğunluğu ile anlaşarak borçlarını yeniden yapılandırmasını ve mahkeme tasdikiyle bu anlaşmanın tüm alacaklıları bağlamasını sağlayan bir hukuki süreçtir. Konkordato başvurusu, İİK’nın 285 ile 309. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Başvuru için borçlunun vadesi gelmiş borçlarını ödeyemediğini veya vadesinde ödeyememe tehlikesinin bulunduğunu gösteren mali tabloları, alacaklıların listesini, bir iyileştirme projesini ve bağımsız denetim raporunu hazırlaması ve yetkili asliye ticaret mahkemesine sunması gerekmektedir.
Mahkeme, başvuru belgelerinin şeklen tam olduğunu tespit ettiğinde borçluya İİK m. 287 uyarınca 3 aylık geçici mühlet kararı verir; bu süre talep üzerine 2 ay daha uzatılabilir ve toplam geçici mühlet süresi 5 ayı geçemez. Geçici mühlet süresince borçlu aleyhine icra takibi yapılamaz ve mevcut takipler durur. Geçici mühlet sonrasında mahkeme, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğuna kanaat getirirse İİK m. 289 uyarınca 1 yıllık kesin mühlet verir; bu süre de gerektiğinde 6 ay daha uzatılabilir. Konkordato süreci (geçici ve kesin mühlet ile uzatmalar dahil) toplamda yaklaşık 23 ila 29 aya kadar sürebilir. Mühlet süresince zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez. Alacaklıların çoğunluğunun onay vermesi ve mahkemenin tasdik etmesi halinde konkordato projesi kesinleşir ve borçlu bu proje çerçevesinde borçlarını ödemeye devam eder. Konkordatonun tasdik edilmemesi veya borçlunun projeye uymaması halinde ise iflasa karar verilebilir. Bireysel borçlular (tacir olmayan gerçek kişiler) için ise iflas ve konkordato değil, genel icra takibi ve haciz yolu uygulanır; tacir olmayan kişilerin borca batık olması halinde mirasın hükmen reddine benzer şekilde farklı hukuki mekanizmalar devreye girebilir.
İcra Takibinde Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?
İcra takibinde zamanaşımı, takibe konu alacağın türüne ve takibin niteliğine göre farklı süreler ve başlangıç noktalarıyla uygulanır. Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesine göre para alacaklarında genel zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bu süre, borcun muaccel olduğu (ödenmesi gerektiği) tarihten itibaren işlemeye başlar. TBK’nın 147. maddesinde ise kira bedelleri, ücretler, nafaka, otel ve yeme-içme bedelleri gibi belirli dönemsel alacaklar için 5 yıllık zamanaşımı öngörülmüştür. Kambiyo senetlerinde (çek, bono, poliçe) zamanaşımı Türk Ticaret Kanunu’nun 814. maddesi uyarınca ibraz süresinin sona ermesinden itibaren 3 yıldır. İlamlı takiplerde ise İİK’nın 39. maddesi uyarınca ilam zamanaşımı, ilamın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıldır. Bu süre içinde icraya konulmayan ilam zamanaşımına uğrar. Tüketici alacaklarında ise 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında 5 yıllık özel zamanaşımı süresi uygulanır.
Zamanaşımını kesen ve durduran haller, sürecin işleyişini doğrudan etkiler. İcra dosyasında yapılan her işlem (haciz talebi, satış talebi, yenileme talebi, tebligat çıkarılması gibi) zamanaşımını keser ve süre yeniden başlar. Bu nedenle teorik olarak 10 yıl olan zamanaşımı, uygulamada alacaklının düzenli aralıklarla işlem yapması halinde çok daha uzun süre devam edebilir. Zamanaşımının ileri sürülme usulü de takibin aşamasına göre farklılık gösterir: takip kesinleşmeden önce borçlu, ödeme emrine süresi içinde itiraz ederek zamanaşımı def’ini ileri sürer (İİK m. 62). Takip kesinleştikten sonra ortaya çıkan zamanaşımı ise icranın geri bırakılması yoluyla icra mahkemesine başvurularak ileri sürülür (İİK m. 71/2 ve m. 33/a). İcra dosyasında alacaklı tarafından 1 yıl boyunca hiçbir işlem yapılmazsa dosya işlemden kaldırılır; ancak bu durum dosyanın tamamen kapanması anlamına gelmez, alacaklı yenileme talebiyle dosyayı yeniden açabilir. Dosyanın tamamen kapanması için alacağın zamanaşımına uğramış olması ve borçlunun bunu icra mahkemesinde ileri sürmesi gerekir. Aciz vesikasına bağlanan alacaklarda ise İİK m. 143/6 uyarınca zamanaşımı 20 yıla uzar. Konkordato mühleti süresince takip işlemiyle kesilmesi gereken zamanaşımı süreleri işlemez.

