Polislik mesleğine giriş sürecinde sınavların tüm aşamalarını başarıyla geçmiş bir adayın sağlık kurulunda elenme kararıyla karşılaşması, yılların emeğini ve hayalini bir anda sorgulatan bir deneyimdir. Fiziki yeterlilik sınavı, mülakat ve güvenlik soruşturması gibi zorlu aşamaları geride bırakan adayların son engeli olan sağlık kurulu değerlendirmesi, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği çerçevesinde yürütülen kapsamlı bir tıbbi inceleme sürecidir. Bu süreçte adaylar 17 farklı tıbbi branşta muayene edilmekte, çok sayıda laboratuvar testi ve görüntüleme yöntemi uygulanmakta ve sonuçlar yönetmelikteki spesifik kriterlere göre değerlendirilmektedir. Sağlık kurulunda tespit edilen bir bulgu adayın hiçbir şikayet hissetmediği ve günlük yaşamında herhangi bir kısıtlılık yaşamadığı bir duruma ait olsa bile yönetmelikteki ilgili madde kapsamında elenme kararına yol açabilmektedir. Bu kapsamlı değerlendirme POMEM ve PMYO adaylarının yanı sıra PAEM ve İGF adayları için de birebir aynı şekilde uygulanmaktadır.
Sağlık nedeniyle elenme kararları emniyet teşkilatı bünyesinde doğrudan ilişik kesme işlemi olarak uygulanmakta ve Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki askeri okul alımlarından farklı olarak adaya herhangi bir iç idari itiraz mekanizması veya ek süre tanınmamaktadır. Bu doğrudan ilişik kesme uygulaması adayların haklarını zamanında kullanmalarını zorunlu kılmaktadır çünkü idare mahkemesine iptal davası açma süresi tebliğden itibaren 60 gün ile sınırlıdır. Sağlık kurulu sürecinin nasıl işlediğini, hangi testlerin yapıldığını, dilim sisteminin mantığını ve elenme kararına karşı kullanılabilecek hukuki yolları bilmek her polis adayı için hayati önem taşımaktadır.
Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği Nedir ve Kimleri Kapsar?
Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği polis teşkilatına alınacak öğrenci adayları ile mevcut personelin sağlık yönünden değerlendirilmesinde uygulanacak usul ve esasları belirleyen temel mevzuattır. Yönetmelik Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki tüm eğitim kurumlarını kapsayıcı bir şekilde düzenlemiş olup POMEM (Polis Meslek Eğitim Merkezi), PMYO (Polis Meslek Yüksek Okulu), PAEM (Polis Akademisi) ve İGF (İl Güvenlik Fonksiyonel) adayları aynı sağlık şartlarına tabi tutulmaktadır. Yönetmeliğin EK-3 bölümü hastalık branşlarının sınıflandırılmasını içermekte ve bu bölümdeki A dilimi şartları tüm kurumlar için eşit şekilde uygulanmaktadır. Dolayısıyla POMEM adayı için geçerli olan miyopi diyoptri sınırı, skolyoz derece eşiği veya hepatit B değerlendirme kriterleri PMYO, PAEM ve İGF adayları için de birebir aynıdır.
Yönetmelik öğrenci adaylarını ve mevcut öğrencileri farklı dilim kurallarıyla değerlendirmektedir. Öğrenci adaylarında EK-3 A dilimi sağlık şartlarına uygunluk aranmakta ve B, C ile D dilimlerinde tanımlanan hastalıklar öğrenciliğe engel kabul edilmektedir. Halihazırda polis okullarında eğitim görmekte olan öğrencilerde ise farklı bir dilim tablosu uygulanmakta olup A, B ve C dilimi sağlık şartlarını taşıyan öğrenciler eğitimlerine devam edebilirken D ve E dilimi sağlık şartlarını taşıyanlar hakkında eğitime devam edemez kararı verilmektedir. Psikiyatrik hastalıklar bu genel kuralın istisnasını oluşturmakta ve öğrenci adayları ile öğrenciler için C dilimindeki psikiyatrik hastalıklar D dilimi olarak kabul edilmektedir. Yönetmeliğin 7. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi adayın mevcut sağlık durumu ile değerlendirileceğini açıkça belirtmiş olup bu hüküm geçmiş sağlık öyküsünden çok adayın sağlık kuruluna girdiği andaki durumunun esas alınması gerektiğini ifade etmektedir.
Polis Adaylarında Aranan Sağlık Şartları Nelerdir?
Yönetmelik polis adaylarında aranan sağlık şartlarını iki boyutta ele almıştır: genel fiziksel kriterler ve hastalık branşlarına göre spesifik sağlık şartları. Genel fiziksel kriterler arasında en belirgin olanları boy uzunluğu ve beden kitle indeksi sınırlarıdır. Polis okullarına alınacak erkek öğrencilerin en az 167 santimetre, kadın öğrencilerin en az 162 santimetre boy uzunluğuna sahip olması gerekmektedir. Beden kitle indeksi ise erkek ve kadın adaylar için 18,00 ile 27,00 aralığında olmalıdır. Bu fiziksel kriterler dışında her tıbbi branşta ayrı ayrı belirlenen sağlık şartları bulunmakta ve adayın tüm branşlarda A dilimi koşullarını karşılaması zorunludur. Herhangi bir branşta B dilimi veya üzeri bir bulgu saptanması tüm diğer branşlardaki sonuçlardan bağımsız olarak elenme kararı için yeterli görülmektedir.
Yönetmeliğin EK-3 bölümünde her branşın A dilimi başlangıcında ortak bir genel kural yer almaktadır. Bu kurala göre ilgili sisteme ait kronik hastalığı, sürekli diyet uygulamasıyla veya ilaç tedavisiyle kontrol altında tutulmayı gerektirecek bir hastalığı, tedavisiz şekilde remisyonda olsa dahi sürekli olarak kontrol altında tutulmayı gerektirecek bir hastalığı, organ ve sistem fonksiyonlarını etkileyen bir hastalığı veya sakatlığı olan adaylar ile doğuştan veya sonradan organ eksikliği ya da organ yokluğu bulunan adaylar her branştaki istisnai maddeler hariç öğrenciliğe kabul edilmemektedir. Bu genel kural yönetmeliğin felsefesini açıkça ortaya koymaktadır: polislik mesleğinin gerektirdiği fiziksel ve psikolojik dayanıklılık düzeyi kronik hastalıklar, sürekli tedavi gerektiren durumlar ve organ eksiklikleri ile bağdaşmamaktadır. Ancak her branşta bu genel kuralın istisnalarını oluşturan spesifik maddeler bulunmakta ve bu maddeler belirli koşullarda belirli patolojilerin sağlam kabul edilmesine olanak tanımaktadır.
Sağlık Kurulu Raporunda Hangi Branşlardan Muayene Yapılır?
Yönetmeliğin EK-1 bölümü giriş raporunda bulunması gereken branşları tek tek saymıştır. Adaylar endokrinoloji, nefroloji, hematoloji, gastroenteroloji, romatoloji, enfeksiyon hastalıkları, kardiyoloji, göğüs hastalıkları, genel cerrahi, kulak burun boğaz hastalıkları, ağız ve diş sağlığı, göz hastalıkları, üroloji, kadın hastalıkları ve doğum, ortopedi ve travmatoloji, nöroloji, psikiyatri ve dermatoloji branşlarında muayene edilmektedir. Bunlara ek olarak hastane sağlık kurulunun gerekli göreceği diğer branş muayeneleri de yapılabilmektedir. Yönetmelik endokrinoloji, nefroloji, hematoloji, gastroenteroloji ve romatoloji muayenelerinin dahiliye uzmanı doktor tarafından yapılıp onaylanmasını yeterli görmüş ancak ihtiyaç duyulması halinde ilgili branş uzman doktoru görüşüne başvurulması gerektiğini belirtmiştir.
Bu branşların her biri yönetmeliğin EK-3 bölümünde 12 ana hastalık sınıflandırması altında gruplanmıştır: dahiliye ve enfeksiyon hastalıkları, romatoloji, kardiyoloji ve kalp ve damar cerrahisi, genel cerrahi, göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisi, kulak burun boğaz ve ağız diş hastalıkları, göz hastalıkları, üroloji ve kadın hastalıkları ve doğum, ortopedi ve travmatoloji, sinir sistemi hastalıkları ve beyin ve sinir cerrahisi, ruh sağlığı ve hastalıkları, cilt hastalıkları. Her bir sınıflandırmada A diliminden E dilimine kadar kademeli bir değerlendirme sistemi uygulanmakta ve her dilimde spesifik hastalıklar ile sayısal eşikler belirlenmiştir. Herhangi bir branşta yapılan muayenede A dilimi koşullarının dışına çıkan bir bulgu saptanması o branştan elenme kararı verilmesi için yeterli görülmektedir. Sağlık kurulu raporunda tüm branşların muayene tarihleri, bulguları ve sonuçları ile ilgili uzman doktor kaşe ve imzalarının eksiksiz bulunması giriş raporunun usule uygunluğu için zorunludur.
Giriş Raporunda Yapılması Zorunlu Olan Testler ve Görüntüleme Yöntemleri Nelerdir?
Yönetmeliğin EK-1 bölümü giriş raporunda yapılması gereken görüntüleme yöntemlerini, fonksiyon tespit yöntemlerini ve laboratuvar testlerini ayrı ayrı listelemiştir. Zorunlu görüntüleme yöntemleri PA akciğer grafisi, tüm batın ultrasonografisi, kadın adaylar için genital ultrasonografi, ekokardiografi ve elektrokardiyografidir. Fonksiyon testleri olarak solunum fonksiyon testi ve odiometri zorunlu tutulmuştur. Bu testlerin her biri farklı organ sistemlerinin yapısal ve fonksiyonel değerlendirmesini sağlamakta ve sağlık kurulundaki klinik muayeneyi destekleyen objektif veriler sunmaktadır. PA akciğer grafisi göğüs hastalıkları ve kardiyoloji değerlendirmesinde, batın ultrasonografisi genel cerrahi ve gastroenteroloji değerlendirmesinde, ekokardiografi kalp kapak ve fonksiyon değerlendirmesinde, solunum fonksiyon testi göğüs hastalıkları branşındaki astım ve obstrüktif akciğer hastalığı değerlendirmesinde, odiometri ise işitme kaybı değerlendirmesinde temel rol oynamaktadır.
Zorunlu laboratuvar testleri de geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Açlık kan şekeri ve TSH endokrinolojik değerlendirmenin temelini oluştururken idrar biyokimyası ve mikroskopisi, kreatinin ve üre değerleri nefrolojik değerlendirmede kullanılmaktadır. Tam kan sayımı hematolojik bulguların saptanmasında, ALT, AST ve GGT gibi karaciğer enzimleri gastroenterolojik değerlendirmede esas alınmaktadır. HBsAg, HBV DNA (HBsAg pozitif ise), Anti HCV, HCV RNA (Anti HCV pozitif ise) ve Anti HIV I-II testleri enfeksiyon hastalıkları taramasında zorunlu olarak yapılmaktadır. Kadın adaylarda kanda beta-hCG testi gebelik taraması amacıyla zorunlu testler arasında yer almaktadır. Hastane sağlık kurulunun gerekli göreceği diğer laboratuvar testleri, görüntüleme yöntemleri ve fonksiyon tespit yöntemleri de ihtiyaç halinde istenebilmektedir. Bu testlerin sonuçlarının giriş raporunda eksiksiz ve detaylı şekilde doldurulması zorunlu olup herhangi bir hanenin boş bırakılması raporun usule uygunluğunu bozmaktadır.
Geçici Kayıt ile Kesin Kayıt Arasındaki Fark Nedir?
Polis adaylarının sınav sürecini başarıyla tamamlamaları halinde polis okullarına yapılan kayıt geçici niteliktedir ve bu ayrım adayların büyük çoğunluğunun yeterince farkında olmadığı kritik bir hukuki detaydır. Fiziki yeterlilik sınavı, mülakat ve diğer aşamaları geçen adaylar POMEM, PMYO veya diğer polis eğitim kurumlarına geçici olarak kaydedilmektedir. Bu geçici kayıt kesin kayıt anlamına gelmemekte ve adayların sağlık kurulu raporlarının Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığına gönderilip değerlendirilmesinden sonra kesin kayda çevrilmektedir. Geçici kayıt döneminde aday okula devam etmeye başlamış, eğitim programına katılmış ve kendini polis okulu öğrencisi olarak hissetmeye başlamış olabilmektedir. Ancak sağlık kurulu raporundaki bir bulgu nedeniyle Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığınca öğrenci adayı olamaz kararı verilmesi halinde geçici kayıt iptal edilmekte ve adayın okulla ilişiği kesilmektedir.
Bu sürecin pratikte en sancılı yaşandığı durum, adayın okula başladıktan haftalar hatta aylar sonra sağlık kurulu raporundaki bir bulgu nedeniyle ilişiğinin kesilmesidir. Sağlık kurulu raporlarının değerlendirilmesi zaman alabilen bir süreçtir ve adayın eğitime başlaması ile raporun nihai değerlendirmesinin tamamlanması arasında önemli bir süre geçebilmektedir. Bu gecikme adayda eğitiminin kesinleştiği algısını yaratabilmekte ve ilişik kesme kararı daha büyük bir hayal kırıklığına dönüşebilmektedir. Kesin kayıt ancak sağlık kurulu raporunun Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığınca incelenmesi ve adayın tüm sağlık şartlarını karşıladığının teyit edilmesinden sonra gerçekleşmektedir. Adayların geçici kayıt döneminde bile sağlık raporlarının henüz değerlendirme aşamasında olduğunu bilmeleri ve olası bir olumsuz karara karşı hukuki haklarını önceden araştırmaları sürecin doğru yönetilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Sağlık Nedeniyle İlişik Kesme Nasıl Gerçekleşir?
Emniyet teşkilatı bünyesindeki sağlık nedeniyle ilişik kesme süreci Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki uygulamadan yapısal olarak farklıdır. Askeri okullarda sağlık kurulu kararına karşı belirli süreler içinde iç itiraz mekanizmaları ve hakem hastane değerlendirmesi gibi ara aşamalar bulunabilmekteyken emniyet teşkilatında böyle bir tampon mekanizma yer almamaktadır. Sağlık kurulu raporunda herhangi bir branştan B dilimi veya üzeri bir bulgu saptanması ve Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığınca bu bulgunun yönetmeliğe aykırı olduğunun teyit edilmesi halinde aday hakkında doğrudan öğrenci adayı olamaz kararı verilmektedir. Bu karar okul idaresine bildirilmekte ve adayın ilişik kesme işlemi başlatılmaktadır. Aday genellikle okul idaresi tarafından bilgilendirilmekte ve sağlık kurulu raporunda hangi branştan ve hangi dilim kapsamında elendiği kendisine tebliğ edilmektedir.
İlişik kesme kararının tebliğ anı hukuki sürecin başlangıç noktasını oluşturmakta ve 60 günlük dava açma süresinin başladığı tarihi belirlemektedir. Raporda EK-3 B9, EK-3 B11 gibi yönetmelik referans kodları yer almakta ve bu kodlar adayın hangi hastalık branşından ve hangi dilim kapsamında elendiğini göstermektedir. Adayların bu kodları bilmesi ilerleyen hukuki süreçte dava dilekçesinin doğru hazırlanması açısından kritik önem taşımaktadır. İlişik kesme kararı kesin bir idari işlem niteliğindedir ve bu karara karşı kullanılabilecek tek idari başvuru yolu sınırlı koşullar altında bir yıl içinde yeniden başvuru hakkıdır. Bunun dışında adayın başvurabileceği yol idare mahkemesinde iptal davası açmaktır.
İlişiği Kesilen Adayların Bir Yıl İçinde Yeniden Başvuru Hakkı Var mıdır?
Sağlık nedeniyle ilişiği kesilen adaylara yönetmelikte sınırlı koşullar altında bir yeniden başvuru hakkı tanınmıştır. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığınca haklarında öğrenci adayı olamaz kararı verilen adaylar ilişiklerinin kesildiği tarihten itibaren bir yıl içinde bir defaya mahsus olmak üzere devlet hastanelerinden, devlet eğitim araştırma hastanelerinden veya devlet üniversite hastanelerinden alacakları sağlık durumunun düzeldiğini belirtir sağlık kurulu raporu ile Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığına başvurabilmektedir. Bu başvuru üzerine aday tekrar Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğine göre sağlık kurulu raporu aldırılmak üzere hastaneye sevk edilmektedir. Yeniden aldırılan sağlık kurulu raporunun adayın o anki mevcut sağlık durumuna göre yönetmelik hükümleri çerçevesinde incelenmesi sonucunda hakkında öğrenci adayı olur kararı verilenlerin diğer şartları da taşımaları halinde eğitime başlamaları mümkündür.
Bu hakkın kullanılabilirliği elenme gerekçesinin niteliğine göre değişmektedir. Septum deviasyonu nedeniyle elenen bir adayın septoplasti ameliyatı yaptırarak nazal obstrüksiyonu gidermesi, diş eksikliği nedeniyle elenen bir adayın dental implant tedavisi tamamlaması veya safra kesesi polibi nedeniyle elenen bir adayın kolesistektomi yaptırması gibi tedavi edilebilir durumlarda bir yıl içinde yeniden başvuru hakkı son derece işlevseldir. Ancak skolyoz, epilepsi veya genetik kaynaklı hastalıklar gibi yapısal ve kalıcı durumlar için bu hak pratikte sınırlı bir uygulama alanı bulmaktadır çünkü bu patolojilerin bir yıl içinde düzelmesi mümkün değildir. Bir yıllık süre ve bir defaya mahsus koşulları dikkate alındığında bu hakkın zamanında ve doğru şekilde kullanılması büyük önem taşımakta ve yeniden başvuru süreciyle iptal davası sürecinin paralel olarak yürütülmesi adayın haklarını en geniş şekilde korumasına olanak sağlamaktadır.
Sağlık Nedeniyle Elenme Kararına Karşı İptal Davası Süreci Nasıl İşler?
Sağlık nedeniyle ilişiği kesilen adayların elenme kararının tebliğinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açmaları gerekmektedir. Bu süre İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde düzenlenen hak düşürücü bir süredir ve sürenin kaçırılması halinde dava açma hakkı ortadan kalkmaktadır. Dava dilekçesinde sağlık kurulu raporunun dayandığı yönetmelik maddesi, kurulun teşekkül şekli, tıbbi ölçüm değerleri ve varsa bağımsız merkezlerden alınan farklı değerlendirme sonuçları detaylı biçimde belirtilmelidir. Dava sürecinde mahkeme genellikle adayı Adli Tıp Kurumuna veya üniversite hastanesine sevk ederek bağımsız bir bilirkişi incelemesi yaptırmaktadır. Bilirkişi heyeti adayın sağlık durumunu ilgili branşta yeniden değerlendirmekte ve sağlık kurulunun bulgularını yönetmelikteki kriterlerle karşılaştırmaktadır.
Bilirkişi incelemesinin kapsamı elenme gerekçesine göre değişmektedir. Diyoptri ölçümüne dayalı göz hastalıkları davalarında bilirkişi adayın refraksiyon değerlerini yeniden ölçmekte, skolyoz davalarında Cobb açısını yeniden hesaplamakta, hepatit B davalarında laboratuvar değerlerini yönetmelikteki spesifik kriterlere göre değerlendirmekte ve psikiyatri davalarında adayın ruhsal sağlık geçmişini bütüncül bir klinik değerlendirmeye tabi tutmaktadır. Bilirkişi raporunda sağlık kurulundaki bulgunun hatalı olduğu, ölçüm değerlerinin yönetmelikteki eşiği aşmadığı veya adayın mevcut durumunun polislik mesleğini icra etmesine engel oluşturmadığı tespit edilmesi halinde elenme kararının iptali mümkün olabilmektedir. Uygulamada sınır değerlerdeki ölçüm farklılıkları, geçici faktörlerin test sonuçlarını etkilemesi ve tanının doğruluğunun sorgulanması iptal kararı verilmesine yol açan en yaygın durumlar arasındadır.
Yürütmenin Durdurulması Talebi Neden Önemlidir?
İptal davası açılması tek başına elenme kararının uygulanmasını durdurmamakta ve dava süresince adayın eğitimden uzak kalması devam etmektedir. Bu nedenle dava ile birlikte yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması eğitim sürecinden kopmanın yaratacağı telafisi güç zararın engellenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yürütmenin durdurulması kararı mahkemenin idari işlemin uygulanmasını dava sonuçlanana kadar geçici olarak askıya alması anlamına gelmektedir. Bu karar verildiğinde aday dava sürerken eğitimine geri dönme imkanı elde edebilmekte ve dönem kaybı yaşamadan eğitim sürecine devam edebilmektedir.
Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için iki koşulun bir arada sağlanması gerekmektedir: idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacak olması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması. Sağlık nedeniyle elenme davalarında eğitimden uzak kalmanın yarattığı dönem kaybı genellikle telafisi güç zarar koşulunu karşılamakta ve sağlık kurulundaki ölçümün hatalı olduğuna dair güçlü delillerin sunulması hukuka aykırılık koşulunu desteklemektedir. Bağımsız bir merkezden alınan ve sağlık kurulundaki bulgularla çelişen güncel tıbbi raporlar yürütmenin durdurulması talebinin kabul edilme olasılığını önemli ölçüde artırmaktadır. Adayların dava açarken yürütmenin durdurulması talebini ayrıca ve açıkça belirtmeleri ve bu talebi destekleyecek tıbbi belgeleri dava dilekçesine eklemeleri sürecin hızlı ve etkili ilerlemesi açısından belirleyicidir.
Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında sağlık nedeniyle ilişiği kesilen adaylara yönelik iptal davası ve yürütmenin durdurulması süreçlerinde Ulus Hukuk ve Danışmanlık idare hukuku alanındaki deneyimiyle hukuki destek sağlamaktadır.

