Kulağında hafif bir duyma güçlüğü olduğunu fark etmeden yıllarca yaşamını sürdürmüş bir polis adayının sağlık kurulundaki odiometri testinde bu durumun ortaya çıkması ve ilişiğinin kesilmesi, özellikle günlük iletişimde hiçbir sorun yaşamayan adaylar için son derece şaşırtıcı bir deneyimdir. İşitme kaybı her zaman fark edilebilir bir düzeyde olmayıp belirli frekans aralıklarında ve belirli desibel düzeylerinde saptanan kayıplar birey tarafından algılanmadan varlığını sürdürebilmektedir. Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği işitme kaybını kulak burun boğaz hastalıkları branşında frekans aralığı ve desibel düzeyine göre milimetrik hassasiyetle düzenlemiş olup konuşma frekanslarındaki kayıp ile yüksek frekanslardaki kayıp için farklı eşikler belirlemiştir. Bu değerlendirme POMEM ve PMYO ile birlikte PAEM ve İGF adayları için de aynı kriterlerle yürütülmektedir.
İşitme kaybı nedeniyle verilen elenme kararlarında en sık karşılaşılan tartışma konusu odiometri testinin güvenilirliğidir. Odiometri hastanın kooperasyonuna yani sesleri duyduğunda butona basma refleksine dayanan subjektif bir testtir ve sağlık kurulundaki gürültü düzeyi, adayın test sırasındaki dikkat seviyesi, kullanılan cihazın kalibrasyonu ve kulaklığın doğru yerleştirilmesi gibi teknik faktörler sonucu doğrudan etkileyebilmektedir. Emniyet teşkilatı bünyesinde odiometri sonucuna dayalı elenme kararı doğrudan ilişik kesme olarak uygulanmakta ve adaya testin tekrarlanması gibi bir ek fırsat tanınmamaktadır.
İşitme Kaybı Sınırları Yönetmelikte Nasıl Belirlenmiştir?
Yönetmeliğin EK-3 Bölüm 6 kulak burun boğaz hastalıkları branşında işitme kaybı değerlendirmesi iki farklı frekans bandında ayrı eşiklerle düzenlenmiştir. Birinci değerlendirme konuşma frekansları olarak bilinen 500, 1000 ve 2000 Hz frekanslarındaki saf ses ortalamasına dayanan ölçümdür. İkinci değerlendirme ise 2000 Hz’den yüksek frekanslardaki işitme düzeyine ilişkindir. Yönetmelik bu iki frekans bandını birbirinden bağımsız olarak değerlendirmekte ve her birinde ayrı eşikler belirlemiş olup herhangi birindeki eşiğin aşılması tek başına elenme kararı için yeterli görülmektedir. Giriş raporunda zorunlu olarak yapılması gereken odiometri testi her iki kulakta ayrı ayrı tüm frekans bantlarındaki işitme eşiklerini ölçmekte ve sonuçlar odyogram adı verilen grafikte kaydedilmektedir.
Yönetmelikteki değerlendirmenin temelini oluşturan bir diğer ilke her iki kulağın ayrı ayrı değerlendirilmesidir. A diliminde patolojik durumun iki kulakta da aynı anda bulunmasının beklenmeyeceği ve ayrı ayrı değerlendirmek koşuluyla her iki kulağında yapısal, fonksiyonel ve diğer yönlerden sağlam olması gerektiği belirtilmiştir. Bu ilke işitme kaybı değerlendirmesinde de uygulanmakta ve her bir kulağın işitme eşiği bağımsız olarak incelenmektedir. Bir kulaktaki kayıp A dilimi sınırları içinde kalırken diğer kulaktaki kayıp bu sınırları aşıyorsa adayın durumu iki kulağın kombinasyonuna göre belirlenen dilim tablolarına göre değerlendirilmektedir. Bu kombinasyon tablosu yönetmelikte B, C ve D dilimleri için ayrı ayrı tanımlanmış olup oldukça detaylı desibel aralıkları içermektedir.
500 ile 2000 Hz Arasındaki Saf Ses Ortalamasında 20 dB Eşiği Nedir?
Konuşma frekanslarındaki işitme eşiği polislik mesleği açısından en kritik parametredir çünkü 500, 1000 ve 2000 Hz frekansları günlük konuşmanın temel frekans aralığını oluşturmaktadır. A Dilimi (1)(b) maddesi her iki kulakta ayrı ayrı değerlendirilmek üzere 500, 1000 ve 2000 Hz frekanstaki saf ses ortalamasına göre 20 dB’e kadar olan (20 dB dahil) işitme kayıplarını sağlam kabul etmiştir. Saf ses ortalaması bu üç frekansın her birindeki işitme eşiğinin toplanıp üçe bölünmesiyle hesaplanmaktadır. Örneğin bir kulakta 500 Hz’de 15 dB, 1000 Hz’de 20 dB ve 2000 Hz’de 25 dB eşik saptandığında saf ses ortalaması 20 dB olmakta ve bu değer A dilimi sınırı olan 20 dB’e eşit olduğundan sağlam kabul edilmektedir. Aynı kulakta 500 Hz’de 20 dB, 1000 Hz’de 25 dB ve 2000 Hz’de 20 dB eşik saptandığında ise ortalama 21,6 dB olmakta ve 20 dB sınırını aştığından A dilimi koşulunu karşılamamaktadır.
B Dilimi (1)(a) maddesi konuşma frekanslarındaki işitme kaybı için iki kulak arasındaki kombinasyona dayalı bir eşik belirlemiştir. Bir kulakta 0 ile 35 dB arası (35 dB dahil) işitme kaybı varken diğer kulakta 21 ile 45 dB arası (21 dB ve 45 dB dahil) işitme kaybı saptanması B dilimi kapsamında öğrenciliğe engel kabul edilmiştir. Bu düzenlemenin pratikte anlamı şudur: her iki kulağı da 20 dB sınırı içinde olan aday sağlam kabul edilmektedir, ancak bir kulağı 20 dB’in altında olsa bile diğer kulağı 21 dB’e ulaştığında aday B dilimine girmektedir. Tek bir desibel farkı yani 20 dB ile 21 dB arasındaki geçiş adayı sağlam kararından öğrenciliğe engel kararına taşıyabilmektedir. Bu hassas eşik odiometri testindeki ölçüm güvenilirliğini son derece kritik bir konuma getirmektedir çünkü odyometrik ölçümlerde 5 dB’lik test ve tekrar test güvenilirlik aralığı kabul edilmekte ve sınır değerlerdeki adaylarda bu variabilite kararı her iki yöne de değiştirebilmektedir.
Yüksek Frekanslardaki İşitme Kayıpları Nasıl Değerlendirilir?
Konuşma frekanslarından bağımsız olarak yüksek frekans işitme kayıpları yönetmelikte ayrı bir eşikle değerlendirilmektedir. A Dilimi (1)(c) maddesi her iki kulakta ayrı ayrı değerlendirilmek üzere 2000 Hz’den daha yüksek frekanslardaki 60 dB’e kadar olan (60 dB dahil) işitme kayıplarını sağlam kabul etmiştir. Yüksek frekans aralığı 3000, 4000, 6000 ve 8000 Hz frekanslarını kapsamakta olup bu frekanslar çevre seslerinin ince detaylarının, kuş seslerinin, zil ve alarm seslerinin algılanmasında rol oynamaktadır. Konuşma anlaşılırlığında özellikle ünsüz seslerin (s, f, ş gibi) ayırt edilmesinde yüksek frekanslar önemli bir işlev üstlenmektedir. Yönetmelik yüksek frekanslarda konuşma frekanslarına göre çok daha geniş bir tolerans tanımış olup 60 dB’e kadar olan kayıpları sağlam kabul etmiştir.
B Dilimi (1)(b) maddesi ise bir veya iki kulakta 2000 Hz’den daha yüksek frekanslardaki 60 dB’in üzerindeki işitme kayıplarını öğrenciliğe engel kabul etmiştir. Bu madde konuşma frekanslarındaki B dilimi düzenlemesinden farklı olarak iki kulak arasında kombinasyon gerektirmemekte ve tek bir kulakta bile 60 dB üzeri yüksek frekans kaybı saptanmasının elenme için yeterli olduğunu belirtmektedir. Yüksek frekans işitme kaybı genç bireylerde gürültü maruziyeti, kulaklıkla yüksek sesle müzik dinleme veya genetik yatkınlık gibi nedenlerle gelişebilmektedir. Konuşma frekansları normal olduğu için birey günlük iletişimde sorun yaşamayabilmekte ancak odyometride 4000 veya 6000 Hz’de 60 dB’in üzerinde kayıp saptanabilmektedir. Polislik mesleğinde yüksek frekanstaki uyarı sesleri, telsiz iletişimindeki ince tonlar ve çevresel tehlike seslerinin algılanması kritik önem taşıdığından yönetmelik bu frekans bandındaki kayıplara da belirli bir eşik getirmiştir.
İşitme Kaybı Nedeniyle İlişiği Kesilen Adaylar Ne Yapmalıdır?
İşitme kaybı nedeniyle ilişiği kesilen adayların yapması gereken en acil ve en etkili adım bağımsız bir merkezden odiometri testini tekrarlatmaktır. Sağlık kurulundaki odiometri ölçümünün güvenilirliğini etkileyen pek çok değişken bulunmaktadır ve bu değişkenlerin kontrol altına alınması tekrar test sonuçlarının doğruluğunu artırmaktadır. Sessiz kabinde yapılan ölçümün kalibrasyon sertifikası güncel olan bir cihazla tekrarlanması, testten en az 16 saat önce gürültü maruziyetinden kaçınılması ve test sırasında adayın tam konsantrasyon sağlaması temel koşullardır. Ayrıca sağlık kurulundaki ölçümde geçici bir iletim tipi işitme kaybına yol açabilecek faktörlerin bulunup bulunmadığı sorgulanmalıdır. Üst solunum yolu enfeksiyonu, östaki tüpü disfonksiyonu, orta kulakta sıvı birikimi (seröz otit) veya buşon (kulak kiri tıkanıklığı) gibi geçici durumlar konuşma frekanslarında 15 ile 30 dB arasında iletim tipi işitme kaybına neden olabilmekte ve tedaviyle tamamen düzelebilmektedir. Sağlık kurulundaki ölçüm sırasında bu geçici faktörlerden biri mevcutsa ölçülen işitme eşiği adayın gerçek koklear (iç kulak) kapasitesini yansıtmamaktadır. Bağımsız merkezden alınacak timpanometri ve akustik refleks testleri orta kulak fonksiyonunun normal olduğunu doğrulayarak iletim komponenti olmadığını kanıtlayabilmekte veya mevcut bir iletim patolojisini ortaya koyarak sağlık kurulundaki sonucun geçici bir faktörden kaynaklandığını gösterebilmektedir.
Elenme kararının tebliğinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içinde idare mahkemesine iptal davası açılması zorunludur. İşitme kaybı davalarında bilirkişi incelemesi adayın işitme kapasitesini kontrollü koşullarda yeniden değerlendirmektedir. Bilirkişi heyeti sessiz kabinde kalibre edilmiş odyometre ile saf ses odyometrisi uygulayarak tüm frekanslardaki işitme eşiklerini yeniden belirlemekte, konuşma odyometrisi ile konuşmayı ayırt etme yüzdesini ölçmekte ve timpanometri ile orta kulak fonksiyonunu değerlendirmektedir. Bilirkişi ölçümünde saf ses ortalamasının her iki kulakta 20 dB veya altında çıkması veya yüksek frekanslardaki kayıbın 60 dB’i geçmemesi sağlık kurulundaki ölçümün hatalı olduğunu veya geçici bir faktörden etkilendiğini doğrudan kanıtlamakta ve elenme kararının iptali mümkün olabilmektedir. Özellikle sağlık kurulundaki ölçüm ile bilirkişi ölçümü arasındaki farkın 5 dB’in üzerinde olması ölçüm güvenilirliği tartışmasını güçlendiren bir bulgu olarak değerlendirilmektedir. Yürütmenin durdurulması talebi eğitim sürecinden uzak kalmanın yaratacağı telafisi güç zararın engellenmesi açısından dava ile birlikte yapılmalıdır.
Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında işitme kaybı nedeniyle ilişiği kesilen adaylara yönelik iptal davası süreçlerinde Ulus Hukuk ve Danışmanlık idare hukuku alanındaki deneyimiyle hukuki destek sağlamaktadır.

