Geçmişte kırık tedavisi gören veya vücudunda plak, vida gibi tespit malzemesi bulunan polis adayları sağlık kurulu sürecinde beklemedikleri bir elenme kararıyla karşılaşabilmektedir. Kırık geçmişi olan pek çok aday tedavisini tamamladığını ve günlük hayatında hiçbir kısıtlılık yaşamadığını düşünerek sağlık kurulunu sorunsuz geçeceğini varsaymaktadır. Ancak Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kırık konusunda ince ama son derece belirleyici ayrımlar yapmaktadır. Kırığın eklem içi mi yoksa eklem dışı mı olduğu, tedavi sürecinin tamamlanıp tamamlanmadığı ve vücutta tespit malzemesi kalıp kalmadığı gibi faktörler adayın sağlam mı yoksa öğrenciliğe engel mi sayılacağını doğrudan belirlemektedir. Bu yönetmelik hükümleri POMEM ve PMYO ile birlikte PAEM ve İGF adayları için de aynı şekilde uygulanmaktadır.
Kırık ve tespit malzemesi nedeniyle verilen elenme kararları emniyet teşkilatı bünyesinde doğrudan ilişik kesme işlemiyle sonuçlanmakta ve adaya herhangi bir ek değerlendirme süreci tanınmamaktadır. Rapor tebliğ edildiği anda adayın okulla ilişiği kesilmekte ve hukuki süreç başlamaktadır. Özellikle yıllar önce geçirilen bir kırık nedeniyle vücudunda plak veya vida kalan adayların bu malzemeyi çıkartmadan başvuru yapması ya da eklem içi kırık geçmişinin farkında olmadan sağlık kuruluna girmesi sık karşılaşılan durumlar arasındadır. Yönetmelikteki ayrımları önceden bilmek adayların hem hazırlık sürecini doğru yönetmesine hem de olası bir elenme kararı karşısında hukuki haklarını zamanında kullanmasına olanak sağlamaktadır.
Kırık Geçmişi Olan Adaylar Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartlarına Uygun mudur?
Kırık geçmişi olan her adayın otomatik olarak elendiği düşüncesi yaygın bir yanılgıdır. Yönetmelik kırık konusunda net bir ayrım yapmakta ve belirli koşulları karşılayan kırık geçmişlerini sağlam kabul etmektedir. Konservatif yöntemle veya operasyonla tedavi edilip tam şifa bulmuş, patolojik bir nedene bağlı olmayan ve sekelsiz iyileşmiş eklem dışı kırıklar sağlam kabul edilir ve polis öğrenciliğine engel oluşturmaz. Burada üç kriterin bir arada sağlanması gerekmektedir: kırığın eklem dışı olması, tedavinin tam şifa ile sonuçlanması ve iyileşme sonrasında herhangi bir sekel kalmaması. Örneğin çocukluk döneminde kol veya bacakta eklem dışı bir bölgede kırık geçiren ve tamamen iyileşen bir adayın bu geçmiş nedeniyle elenmesi söz konusu değildir.
Ancak aynı kırık geçmişi farklı koşullar altında elenme nedeni haline gelebilmektedir. Kırığın eklem içinde oluşmuş olması, iyileşme sonrası hareket kısıtlılığı veya açılanma gibi bir sekel kalması ya da kırığın patolojik bir nedene (kemik tümörü, osteoporoz gibi) bağlı olması durumunda aday sağlam kabul edilmemektedir. Sağlık kurulundaki ortopedi uzmanı adayın grafilerini ve muayene bulgularını değerlendirirken kırığın tam olarak hangi anatomik bölgede meydana geldiğini, eklem yüzeyini içerip içermediğini ve iyileşme kalitesini dikkate almaktadır. Adayların sağlık kuruluna girmeden önce geçmişteki kırık tedavilerine ait tıbbi kayıtlarını ve grafilerini temin ederek kırığın eklem içi mi yoksa eklem dışı mı olduğunu doğrulamaları büyük önem taşımaktadır.
Plak Vida ve Diğer Tespit Malzemelerinin Mevcudiyeti Neden B Dilimi Kapsamındadır?
Yönetmeliğin EK-3 Bölüm 9 B Dilimi (1)(ç) maddesi kırık tespiti için kullanılan plak, vida ve diğer tespit malzemelerinin mevcudiyetini açıkça öğrenciliğe engel olarak düzenlemiştir. Bu madde kırığın iyileşip iyileşmediğine, tespit malzemesinin fonksiyonel bir sorun yaratıp yaratmadığına veya adayın günlük hayatında herhangi bir kısıtlılık hissedip hissetmediğine bakılmaksızın uygulanmaktadır. Vücudunda plak veya vida bulunan bir aday klinik açıdan tamamen sağlıklı olsa dahi sağlık kurulunda çekilen grafilerde tespit malzemesi görüldüğü anda elenme kararıyla karşılaşmaktadır. Yönetmeliğin bu katı yaklaşımının gerekçesi polislik mesleğinde karşılaşılabilecek fiziksel travmaların tespit malzemesi bulunan bir bölgede komplikasyona yol açma riskinin yüksek olmasıdır.
Bu düzenlemenin pratikteki en önemli sonucu, adayların başvuru öncesinde tespit malzemelerini çıkartma seçeneğini değerlendirmeleri gerektiğidir. Ortopedi uzmanının kırığın yeterli kaynama gösterdiğine ve tespit malzemesinin güvenle çıkarılabileceğine karar vermesi halinde malzemenin ameliyatla alınması ve yeterli iyileşme süresinin geçmesinin ardından sağlık kuruluna girilmesi adayın sağlam kabul edilme olasılığını artırmaktadır. Ancak bu kararın mutlaka bir ortopedi uzmanının değerlendirmesiyle verilmesi gerekmekte olup her kırık tipinde ve her anatomik bölgede malzeme çıkarma işlemi uygulanabilir olmayabilmektedir. Aynı madde kemiklerin içindeki yabancı cisimleri de B dilimi kapsamında saymakta, buna karşılık anatomik ve fonksiyonel bütünlüğü bozmayan, komplikasyonsuz ve 2 santimetreden küçük olan yumuşak doku içindeki yabancı cisimleri ise sağlam kabul etmektedir.
Eklem İçi Kırıklar ile Eklem Dışı Kırıklar Arasındaki Yönetmelik Farkı Nedir?
Yönetmelikteki kırık değerlendirmesinin tamamı eklem içi ve eklem dışı ayrımına dayanmaktadır ve bu ayrım adayın sağlam mı yoksa öğrenciliğe engel mi sayılacağını belirleyen temel faktördür. Eklem dışı kırıklar yani kemik gövdesinde (diyafiz) veya eklem yüzeyini içermeyen bölgelerde meydana gelen kırıklar tedavi sonrası tam şifa bulmuş ve sekelsiz iyileşmiş olmak koşuluyla sağlam kabul edilmektedir. Buna karşılık eklem içi kırıklar yani eklem yüzeyini ilgilendiren kırıklar yönetmeliğin B Dilimi (1)(a) maddesi kapsamında iyileşmiş halleri dahil olmak üzere öğrenciliğe engel kabul edilmektedir. Eklem içi kırığın tam kaynamış, fonksiyonel bir sorun bırakmamış ve adayın eklem hareketlerinin tam olması bile bu kararı değiştirmemektedir.
Bu ayrımın pratikteki kritik önemi adayların kendi kırık geçmişlerini doğru sınıflandırmasıyla ortaya çıkmaktadır. Örneğin bilek bölgesinde radius kemiğinin distal ucunda meydana gelen bir kırık eklem yüzeyine uzanıp uzanmadığına bağlı olarak eklem içi veya eklem dışı kabul edilebilmektedir. Benzer şekilde ayak bileği kırıklarında malleol kırıkları genellikle eklem içi kırık olarak değerlendirilmekte, tibianın daha üst bölgesindeki kırıklar ise eklem dışı kabul edilebilmektedir. Sağlık kurulundaki ortopedi uzmanı kırığın sınıflandırmasını grafiler üzerinden yapmakta ve bu değerlendirme adayın tüm sürecini belirlemektedir. Sınır bölge kırıklarında yani eklem yüzeyine çok yakın ancak eklem yüzeyini net olarak içerip içermediği tartışmalı olan kırıklarda farklı hekimlerin farklı görüşler bildirmesi mümkündür ve bu durum iptal davalarında bilirkişi incelemesiyle netleştirilebilmektedir.
Tedavisi Bitmemiş Kırıklar Nasıl Değerlendirilir?
Yönetmeliğin B Dilimi (1)(b) maddesi iyileşme sürecini tamamlamamış ve tedavisi bitmemiş eklem içi olmayan kırıkları da öğrenciliğe engel kabul etmektedir. Bu madde eklem dışı kırıklarda bile tedavi sürecinin henüz tamamlanmamış olması halinin elenme nedeni oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Kırık kaynamasının radyolojik olarak tam gerçekleşmemiş olması, immobilizasyon sürecinin devam etmesi veya rehabilitasyon programının henüz sonuçlanmamış olması gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilmektedir. Adayın sağlık kuruluna girdiği tarihte ortopedi uzmanının çekilen grafilerde kırık hattında tam kaynama tespit edememesi tedavinin bitmediği anlamına gelmekte ve elenme kararı verilmektedir.
Bu maddenin pratikte en sık karşılaşıldığı durum, kırık tedavisi devam ederken veya kaynama süreci henüz tamamlanmadan sınav sürecine giren adaylardır. Kemik kaynama süreleri kırığın tipine, yerine ve adayın yaşına göre değişmekte olup bazı kırıklarda tam kaynama altı aydan uzun sürebilmektedir. Sağlık kuruluna girildiğinde kırık hattının grafide hala görünür olması veya kallus oluşumunun yeterli olgunluğa ulaşmamış olması tedavinin bitmediği şeklinde yorumlanmaktadır. Adayların sınav takvimine göre kırık tedavi süreçlerini planlamaları ve sağlık kuruluna girmeden önce ortopedi uzmanından tam kaynama teyidi almaları büyük önem taşımaktadır. Tam kaynama sağlandıktan, sekel kalmadığı doğrulandıktan ve varsa tespit malzemesi çıkarıldıktan sonra sağlık kuruluna girilmesi adayın sağlam kabul edilme olasılığını önemli ölçüde yükseltmektedir.
Kırık ve Tespit Malzemesi Nedeniyle İlişiği Kesilen Adaylar Ne Yapmalıdır?
Kırık geçmişi veya tespit malzemesi mevcudiyeti nedeniyle ilişiği kesilen adayların ilk adımı sağlık kurulu raporundaki tanının hangi maddeye dayandığını anlamak olmalıdır. Elenme kararının eklem içi kırık geçmişine mi, tespit malzemesinin mevcudiyetine mi yoksa tedavinin tamamlanmamış olmasına mı dayandığı ilerleyen hukuki sürecin stratejisini doğrudan belirlemektedir. Tespit malzemesi mevcudiyeti nedeniyle elenen bir adayın malzeme çıkarma ameliyatı sonrası yeniden değerlendirme şansı bulunurken eklem içi kırık geçmişi nedeniyle elenen bir adayın durumu yalnızca kırığın gerçekten eklem içi olup olmadığının sorgulanmasıyla tartışılabilmektedir. Adayların bağımsız bir merkezden güncel ortopedik değerlendirme yaptırarak kırık bölgesinin mevcut durumunu, eklem fonksiyonlarını ve varsa tespit malzemesinin pozisyonunu raporlattırmaları ilerleyen süreçte önemli bir dayanak oluşturacaktır.
Elenme kararının tebliğinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içinde idare mahkemesine iptal davası açılması gerekmektedir. Dava dilekçesinde sağlık kurulunun dayandığı yönetmelik maddesi, kırığın anatomik lokalizasyonu, eklem içi veya eklem dışı sınıflandırmasının doğruluğu ve varsa bağımsız merkezden alınan farklı değerlendirme sonuçları ayrıntılı şekilde ortaya konmalıdır. Yürütmenin durdurulması talebi de dava ile birlikte yapılmalıdır çünkü eğitimden uzak kalınan dönemde yaşanan kayıp telafisi güç bir zarara dönüşebilmektedir. İdare mahkemesi genellikle Adli Tıp Kurumundan veya üniversite hastanesinden bilirkişi incelemesi istemekte ve bilirkişi raporunda kırığın eklem dışı olduğu, tam kaynama sağlandığı veya mevcut durumun polislik mesleğine engel oluşturmadığı tespit edilirse elenme kararının iptali söz konusu olabilmektedir.
Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında kırık ve tespit malzemesi nedeniyle ilişiği kesilen adaylara yönelik iptal davası süreçlerinde Ulus Hukuk ve Danışmanlık idare hukuku alanındaki deneyimiyle hukuki destek sağlamaktadır.

